Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/1557 E. , 2024/4388 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/1557 Karar No : 2024/4388 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması iste
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/1557 E. , 2024/4388 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/1557 Karar No : 2024/4388 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan 10 adet yapıya ilişkin düzenlenen 28/03/2014 tarihi yapı kullanma izin belgesinin kabul edilmemesi ve kat mülkiyetine geçiş işlemlerinin yapılmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tazmini talebiyle 01/02/2022 tarihinde Şişli Belediye Başkanlığına, 02/02/2022 tarihinde de Sarıyer Belediye Başkanlığına yapılan başvuruların reddine ilişkin işlemlerin iptali ile uğranılan 37.366.020,06-TL zararın tecil faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlıkta, davacı şirket tarafından inşası tamamlanan yapılara ilişkin olarak kat mülkiyetinin, en geç yapı kullanma izin belgelerinin alındığı 28/03/2014 tarihinde kurulması gerekirken davalı idarelerin kusuru nedeniyle 25/02/2021 tarihinde tamamlanabildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı, davacı şirket tarafından, maddi zararın sebebinin, 28/03/2014 tarihinde alınan yapı kullanma izin belgelerinin, idareler nezdindeki imar işlem dosyasında bulunmaması, bir idareden diğer idareye imar işlem dosyasının zamanında gönderilmemesi ve en sonunda da yapı kullanma izin belgelerinin iptal edilmesi olduğunun ileri sürüldüğü, bu kapsamda uyuşmazlığın temel noktasının davacı şirket tarafından 28/03/2014 tarihinde alınan yapı kullanma izin belgeleri olduğu, bahse konu işlemler silsilesine ilişkin olarak yukarıda yer verilen süreç dikkate alındığında, davacı şirket tarafından, zararın ve zarara sebebiyet veren idarenin, en geç yapı kullanma izin belgelerinin iptaline ilişkin işleme karşı açılan dava sürecinin sona erdiği ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin E:.., K:... sayılı kararının verildiği tarih olan 11/11/2021 tarihinin olduğunun kabulü gerekeceği, zira bu kararla birlikte 28/03/2014 tarihinde alınan yapı kullanma izini belgelerinin geçerli olduğunun kesinlik kazandığı, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı şirket vekiline 14/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, bu durumda davacı şirket tarafından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının tebliğ edildiği tarih olan 14/12/2021 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde ya doğrudan tam yargı davası açılması ya da aynı süre içerisinde tazminat talebiyle başvuruda bulunulması gerektiği, olayda işlemeye başlayan 60 günlük dava ve/veya başvurusu süresinin 49. günü olan 01/02/2022 tarihinde Şişli Belediye Başkanlığına, 50. günü olan 02/02/2022 tarihinde de Sarıyer Belediye Başkanlığına başvuruda bulunulduğu, Şişli Belediye Başkanlığı tarafından 11/02/2022 tarihli işlemle başvurunun reddedildiği ve bu işlemin davacı şirkete 18/02/2022 tarihinde tebliği edildiği, bu tarihten itibaren Şişli Belediye Başkanlığı açısından durmuş olan ve kalan 11 günlük dava açma süresinin işlemeye yeniden başladığı ve bu sürenin de 01/03/2022 tarihinde sona erdiği, diğer yandan 02/02/2022 tarihinde (dava açma süresinin 50. gününde) Sarıyer Belediye Başkanlığına yapılan başvuruya 30 günlük cevap verme süresi içerisinde herhangi bir cevap verilmediği ve başvurunun zımnen reddedildiği, bu kapsamda zımni ret işleminin 30 günlük sürenin sona erdiği tarih olan 04/03/2022 tarihinde gerçekleştiği, bu tarihten itibaren Sarıyer Belediye Başkanlığı açısından durmuş olan ve kalan 10 günlük dava açma süresinin işlemeye yeniden başladığı ve bu sürenin de 14/03/2022 tarihinde sona erdiği, bakılmakta olan bu davanın ise her iki idare açısından da yukarıda yer verilen en son dava açma süreleri geçirildikten sonra 25/03/2022 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı müvekkil tarafından yapılan başvuruya idarelerce ret cevabı verilirken hangi kanun yoluna başvurulacağının ve süresinin belirtilmediği, davanın İYUK 12. madde kapsamında değil İYUK 13. madde kapsamında ve 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı, müvekkilin zararının 16/10/2013 yılındaki iskan başvurusundan itibaren iskan belgesinin düzenlenip kat mülkiyet işlemlerinin tamamlanması için tapu müdürlüğüne gönderilmemesinden kaynaklandığı, müvekkilin 37.366.020,06 TL'lik zararının 14/12/2021 tarihli raporla ortaya çıktığı ve İYUK 13. madde kapsamında 01/02/2022 ve 02/02/2022 tarihinde her iki idareye de başvuru yapıldığı, başvurunun ve davanın iki belediyeye karşı olmasının sebebinin müşterek ve müteselsil sorumluluk gereği yedi, sekiz yıllık süreçte hangi belediyenin ne oranda sorumlu olduğunun tespit edilememesi ve hukuki süreçlerin devam etmesinden kaynaklandığı, bu sorunlardan kaynaklı kat mülkiyetine geçiş işlemleri tamamlanamadığı ve bu süreç zarfında 10 blokluk proje, gerek satış aşamasında gerekse idare ile olan hukuki ilişkilerde iskansız yapı olarak değerlendirildiği, Mahkemece, dava konusu zararın temelinde yapı kullanma izin belgesinin verilmesi şeklindeki idari işlemin olduğu yanılgısına düşüldüğü, halbuki bu işlemin sadece zararı doğuran eylemin idariliğini gösteren bir bağlantıdan ibaret olduğu, çünkü zararın, idarenin daha önce düzenlemiş olduğu yapı kullanma izin belgelerinin tapuya gönderilmeyerek kat mülkiyeti işlemlerinin tamamlanmasının gecikmesinden, başka bir deyişle hareketsiz kalmasından kaynaklandığı, bu da zararın idarenin eyleminden doğduğunu gösterdiği, bu sebeplerle temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMASI: ... Belediye Başkanlığı tarafından, temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. ... Belediye Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda, parsel maliki S.S. ... Kooperatifi ile müteahhit firma olarak davacı ... Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi arasında imzalanan sözleşme ile 10 adet konut yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı, söz konusu parselin bulunduğu ... Mahallesinin 30/03/2014 mahalli idare seçimlerine kadar Şişli Belediyesi sınırlarında yer aldığından yapılması planlanan 10 adet yapı için davacı şirket tarafından Şişli Belediyesine yapı ruhsatı başvurusunda bulunulduğu, bu başvuru üzerine Şişli Belediyesi tarafından 11/08/2005 tarihli yapı ruhsatlarının düzenlendiği, bu ruhsatlar üzerine davacı şirket tarafından inşaata başlandığı ve inşaatın tamamlanması üzerine, 16/10/2013 tarihinde Şişli Belediyesine yapı kullanma izin belgesi başvurusu yapıldığı, bu başvuru sonrası Şişli Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünün yapmış olduğu inceleme ile düzenlenen 25/03/2014 tarihli rapora göre, inşaatın mimari proje ve tadilat projelerine uygun olarak yapıldığının tespit edildiği, söz konusu raporun ... sayı ve 25/03/2014 tarihli yazıyla İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Yapı Kontrol Müdürlüğüne gönderildiği ve aynı tarihte kayıt altına alındığı, bu rapor sonrasında Şişli Belediyesi tarafından 28/03/2014 tarihinde 10 adet konut bloğu için yapı kullanma izin belgeleri düzenlenerek davacı şirkete teslim edildiği görülmüştür. Yapı kullanma izin belgelerinin alınmasının ardından, söz konusu parselin bulunduğu Maslak Mahallesinin, 6360 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince Sarıyer ilçesine bağlandığı, bu kapsamda tamamlanan inşaata ilişkin yapı kullanma izin belgelerinin alınması sonrasında kat mülkiyetine geçiş için gerekli yazışmaları yapma yetkisinin de Sarıyer Belediyesine geçtiği, Sarıyer Belediyesinin ilgili işlemleri yürütmek için inşaata ilişkin yapı kullanma izin belgelerini içeren imar dosyasının Şişli Belediyesinden kendisine gönderilmesini talep ettiği ancak Şişli Belediyesi tarafından, ... tarih ve ... sayılı yazı ile "arşivimizde yapılan tetkik ve araştırmalarda iskan (yapı kullanma izin) belgesi bulunamamıştır.” şeklinde cevap verildiği, ... tarih ve ... sayılı yazısında ise “İmar arşivinde iskan izni ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmamış ve Yapı Kontrol Müdürlüğümüzce yapı kullanma izin belgesi verilmemiştir.” şeklinde cevap verildiği, akabinde yine Şişli Belediye Başkanlığı tarafından ... tarih ve ... sayılı yazı ile özetle, 2014 yılı mart ve nisan aylarında imar işlem dosyasının Sarıyer Belediye Başkanlığına teslim edildiği, imar işlem dosyası belediye arşivinde olmadığından konu ile ilgili iş ve işlemler hakkında bilgi verme imkanı olmadığının belirtildiği, ... tarih ve .. sayılı yazısında ise imar işlem dosyasının 12/05/2014 tarihinde teslim edildiğinin Sarıyer Belediye Başkanlığına bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı şirket tarafından, yapı kullanma izin belgelerine ulaşılamaması nedeniyle mağduriyet yaşandığı iddiasıyla konunun İçişleri Bakanlığına bildirildiği, başvuru üzerine Mülkiye Başmüfettişi tarafından 03/03/2020 tarihli inceleme raporu hazırlandığı, müfettiş tarafından istenilmesi üzerine Şişli Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı cevabi yazısında, imar işlem dosyasının 10/03/2016 tarihinde Sarıyer Belediye Başkanlığına teslim edildiğinin bildirildiği, Mülkiye Başmüfettişinin hazırlamış olduğu raporun sonuç kısmında, “kazanılmış haklar da göz önünde bulundurularak yeniden yapı kullanma izin belgelerinin düzenlenmesi gerektiği” şeklinde kanaat bildirildiği ve rapora istinaden Sarıyer Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından alınan 06/08/2020 tarihli kararla, bahse konu 10 adet yapı için yeniden yapı kullanma izin belgesi tesis edilmek üzere yapı kullanma izin belgelerinin geçersiz sayılmasına karar verildiği, anılan geçersiz sayılma kararına karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, diğer taraftan da Sarıyer Belediyesi tarafından, ... tarih ve ... sayılı kararla, itiraza konu kararın geri alınması ve yapı kullanma izin belgelerindeki hataların geçmişe etkili olacak şekilde düzeltilmesi yönünde karar verilerek kat mülkiyetine geçiş işlemlerine başlandığı ve 25/02/2021 tarihinde de kat mülkiyetinin tesis edildiği, öte yandan yukarıda anılan iptal kararına yönelik Sariyer Belediyesi tarafından yapılan istinaf başvurusunda bulunulduğu, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla, dava konusu işlemin geri alınması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle iptale yönelik İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, tüm bu süreçler sonunda davacı şirket tarafından, uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmini talebiyle Sarıyer Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığına sırasıyla 02/02/2022 ve 01/02/2022 tarihlerinde ayrı ayrı başvuruda bulunulduğu, Şişli Belediye Başkanlığının 11/02/2022 tarihli işlemiyle başvurunun reddedildiği, Sarıyer Belediye Başkanlığı tarafından ise yapılan başvurunun zımnen reddedildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son fıkrasında da, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde de; idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı hakları muhtel olan kişiler tarafından tam yargı davası açılabileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, 12. maddesinde, İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri, 13. maddesinde ise, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün (olay tarihinde altmış gün) içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği, hüküm altına alınmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari işlemler ve bu işlemlerin uygulanması ile idari eylemler sonucu meydana gelen hak ihlâllerinin giderilmesi istemiyle açılacak tam yargı davalarına yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'da ayrı usûl hükümleri ve farklı dava açma süreleri öngörülmüştür. Kanun'un 13. maddesi uyarınca, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurularak, başvurunun kısmen, tamamen veya zımnen reddi hâlinde bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken; 12. maddede yer alan düzenleme uyarınca, idari işlemlerin yol açtığı hak kayıplarının giderilmesinin istenilmesi hâlinde ise doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davasının açılması veya ilk önce iptal davası açılarak bu davanın karara bağlanması üzerine veya işlemin icrası nedeniyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içerisinde tam yargı davasının açılması gerekmektedir. 2577 sayılı Kanun'daki bu farklı düzenleme nedeniyle öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen tasarrufların nitelendirilmesi, idari işlem mi yoksa idari eylem mi olduklarının belirlenmesi gerekmektedir. İdari işlemler, idari makam ve mercilerin idari faaliyet alanında idare hukuku çerçevesinde, tek taraflı irade açıklamasıyla hukuk aleminde sonuç doğuran kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tasarruflardır. İdarenin, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan veya bir idari sözleşmeye dayanmayan her türlü faaliyeti (fizik alanında görülen iş, hareket, ameliye ve çalışmalar) veya hareketsiz kalması ise idari eylem olarak tanımlanmaktadır. İdari işlemlerin, hukuk aleminde değişiklik, yenilik doğuran irade açıklamaları olmalarına karşın, idari eylemler, sadece ilgililerin hak ve yetkilerini kullanmaları koşuluyla hukuki etki ve sonuç doğurmaktadırlar. Davacı şirket, inşası tamamlanan yapılara ilişkin olarak kat mülkiyetinin, en geç yapı kullanma izin belgelerinin alındığı 28/03/2014 tarihinde kurulması gerekirken davalı idarelerin kusuru nedeniyle 25/02/2021 tarihinde tamamlanabildiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararlarının tazminini istemektedir. Görülmekte olan tam yargı davasında İdare Mahkemesince 28/03/2014 tarihinde düzenlenen yapı kullanma izin belgelerinin idari işlem niteliğinde olduğu açık olduğundan uyuşmazlıkta zararın doğmasına bu işlemin iptalinin sebep olduğunun kabulü suretiyle dava açma süresinin hesaplandığı anlaşılmıştır. Ancak 28/03/2014 tarihinde alınan yapı kullanma izin belgelerinin, idareler nezdindeki imar işlem dosyasında bulunmaması, bir idareden diğer idareye imar işlem dosyasının zamanında gönderilmemesi ve sonunda davalı idarelerce, yapı kullanma izin belgelerinin tapuya gönderilmeyerek kat mülkiyeti işlemlerinin tamamlanamaması suretiyle hareketsiz kalmaları şeklindeki idari tasarrufların, hukuk aleminde değişiklik ve yenilik doğurmayı amaçlayan bir irade açıklamasına dayanmamaları nedeniyle idari işlem olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamakta, idari eylem olduklarının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla; giderilmesi istenilen hak ihlâline idari eylem olarak nitelendirilen idari tasarrufun neden olduğu sonucuna varıldığından, dava açma süresinin, ilgililere zararın doğduğu tarihten itibaren 1 yıl içinde idareye başvuru ve daha sonra dava açma olanağı tanıyan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre belirlenmesi hak arama özgürlüğünün gereğidir. Bu durumda, idarelerin yapı kullanma izin belgelerinin tapuya gönderilmeyerek kat mülkiyeti işlemlerinin tamamlanamaması suretiyle hareketsiz kalmaları sebebiyle kaynaklandığı ileri sürülen zararın, kat mülkiyetinin tesis edildiği tarihte (25/02/2021) öğrenildiğinin kabulü gerektiğinden, bu tarihten itibaren bir yıl içinde, zararların tazmini talebiyle Sarıyer Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığına sırasıyla 02/02/2022 ve 01/02/2022 tarihlerinde ayrı ayrı başvurulması ve Şişli Belediye Başkanlığı tarafından talebin reddi yolundaki işlemin 18/02/2022 tarihinde davacıya tebliğ edilmesi üzerine, Sarıyer Belediye Başkanlığı tarafından ise talebin zımnen reddi üzerine 25/03/2022 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge Mahkemesi idari dava dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/07/2024 tarihinde, kesin olarak, oy birliğiyle karar verildi.