14. Hukuk Dairesi 2010/9185 E. , 2010/10761 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.12.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava,…
**14. Hukuk Dairesi 2010/9185 E. , 2010/10761 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.12.2009 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının maliki olduğu 4 parsel sayılı taşınmazdan geçilerek genel yola bağlanılamayacağı,en uygun güzergahın 198 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Geçit davalarında amaç genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısını sağlamaktır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Bir tarafın geçit ihtiyacı karşılanırken diğer tarafın mülkiyet hakkına zarar verilmemelidir. Geçit ihtiyacı karşılanırken hiçbir zaman davacının subjektif arzularına bakılmamalıdır. Geçit tesisi davalarında tarafların dava konusu üzerinde tasarruf yetkileri kısıtlıdır, davacının dava konusu üzerinde tam bir tasarruf yetkisi yoktur. Hakimin kendiliğinden hareketle uygun geçit güzergahını değişik alternatifler üzerinden ve komşuluk hukuku ilkelerine uygun saptaması gerekir. Eldeki davada, bu ilke bir yana bırakılmış davacının sübjektif arzusu üzerine, dava edilen 4parsel sayılı taşınmazdan geçilerek orman istihsal yoluna bağlanılacağından ve bunun da ormanın işgali anlamına geldiğinden bahisle ve en uygun güzergahın 198 ada 1 ve 2parseller üzerinde, fen bilirkişi raporunda ‘A’işaretli yerden olduğu saptaması yapılarak dava reddedilmiştir.