T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1573 Esas KARAR NO : 2026/440 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 09/05/2023 NUMARASI : 2022/119 E. - 2023/108 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1573 Esas KARAR NO : 2026/440 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 09/05/2023 NUMARASI : 2022/119 E. - 2023/108 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Türkiye’de kurulmuş ve faaliyet gösteren ... S.A ve ... A.Ş.’nin, ....’ya ait şirketlerden olduğunu ve ... Türkiye olarak anıldığını, ... S.A., ... .... ve ... (... Türkiye) aralarındaki organik ve ekonomik bağlantıdan dolayı bütün olarak ... ... şeklinde adlandırıldığını, 2001 yılında 10 yıl boyunca ithal ürünler ile bulunduğu Türkiye´de ...´nın %100´ünü satın alarak "... Türkiye" olarak üretim yapmaya başlayan, Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi Türkiye’de de tüketici nezdinde özellikle şekerleme deyince ilk akla gelen marka olan "..." markasının her yaş grubundan oluşan tüketici kitlesiyle yüksek tanınmışlığa ulaştığını, davalının daha önce müvekkilinin olan ... ... ürünlerinden ve müvekkili ile özdeşleşmiş ... numaralı "... ... ...+Şekil" marka başvurusu ile aynı kompozisyonla meydana getirdiği ... sayılı "... ... ...+Şekil" marka başvurusunda bulunduğunu ve bu başvurusunun TPMK tarafından reddedildiğini, davalının Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/125 Esas sayılı dosya ile söz konusu kararın iptalini talep etmişse de, bu davasının da kısmen reddedilerek müvekkilin üretim yaptığı alanı ilgilendiren "şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler" emtiasının davalının işbu marka başvurusundan çıkarıldığını, davalının başvurusunun, TÜRKPATENT’in 2020-M-4678 sayılı YİDK kararı ile ... sayılı marka başvurusunun reddedilmesi üzerine, ... başvuru numaralı "...&..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, "... & ..." ibaresinin Türkçe çevirisinin "... & ..." olduğunu, davalının dava konusu ... başvuru numaralı marka başvurusunun tesadüfi ve müvekkilin markalarından ve kullanımlarından habersiz bir şekilde oluşturduğunun söylenemeyeceğini, davalının önceki marka başvurularında olduğu gibi dava konusu marka başvurusunu da kasti bir şekilde müvekkilinin itibarından haksız bir şekilde yararlanma maksadıyla gerçekleştirdiğini, davalının başvurusu reddedilen markasının akabinde davaya konu markası için de başvurusunun rastlantısal olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalının olağan hayat akışı ile ters düşen davranışının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne de aykırılık teşkil ettiğini iddia ederek, ...numaralı "...&..." markasının SMK'nın 6/3 ve 6/9. maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... Gıda’nın 1995 yılında sakız üretimiyle faaliyete başlamış olup, ilerleyen yıllarda markası altında yumuşak şeker üretimine başladığını, "..." gibi dünyaca ünlü markalarla iş birliği yapan müvekkilinin, Suudi Arabistan ve İngiltere’de satış yapmaya başladığını, hatta İngiltere’de "..." tarafından 12000 tüketici ile yapılan araştırma sonucunda ... ...’in "..." ödülünün sahibi olduğunu, müvekkili şirketin çeşitli ürünleri için kullandığı farklı marka ve ambalaj tasarımları bulunduğunu, "..." ibareli markası açısından da pek çok marka tescilinin bulunduğunu, davacının davaya konu ettiği görsel üzerinde aynı zamanda hem davacı ...’nın hem de ... GMBH’nin hak iddia ettiğini, dava dilekçesinde davacı taraf ... ile ... GMBH ile aralarında organik bir bağ olduğunu ifade ettiğini, ancak bu iddiasını destekleyecek bir sözleşme yahut herhangi bir somut delil sunamadığını, davacı tarafın müvekkilinin ... numaralı "...&..." markasının SMK'nın 6/3.maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini iddia ettiğini, SMK'nın 6/3. maddesi hükmü incelendiğinde ise "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse" şartının yer aldığını, davacı şirketin işbu dosya kapsamında "...&..." markasını kullandığına dair hiçbir söylemde bulunmadığını, müvekkilinin ... numaralı marka başvurusu için TPMK ve yerel Mahkeme tarafından verilen kararın ise hukuka aykırı olduğunu, bu dosyada da karşı tarafın eskiye dair kullanımını ispatlayamadığını, somut olayda SMK'nın 6/9. maddesindeki şartlarının gerçekleşmediğini iddia ederek, davanın reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 09/05/2023 tarihli 2022/119E. - 2023/108K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; dosyadaki bilgi ve delillerden, “..." ibaresinin ilk olarak davacı adına kayıtlı iken düşen ... numaralı “... ... ... ... şekil” marka tescil başvurusunda kullanıldığı, marka tescil başvurusunun hükümsüz kaldığı, ancak söz konusu markanın 22.12.2014 tarihinden itibaren davacı tarafça fiilen “...” ibaresinin markasal olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Davalının markası ise, ... numaralı “... & ...'dır. Davacının dava dışı ... şirketleri ile arasında organik ve ekonomik bağ bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulu Yeminli Beyanda davacının ... Türkiye olarak bilindiği ve davacı şirket yönetim kurulu başkanı ... ... GMBH'nin de ... ... içerisinde yer aldığı bildirilmektedir. İlgili TTSG ilanı da dosyaya sunuludur. BRC VE IFS belgelerinde belge verilen firmanın ticari unvanının yanına ek ibare yazılabilmesi için ticari sözleşme veya marka tescili ibrazı gerekmektedir. ... A.Ş. (...) şeklinde yazılmış olması aralarında ticari sözleşme veya marka tescili sahibi olduğunu göstermektedir. Davacının dayandığı fiili marka kullanımı davalı tarafın hükümsüzlüğü istenen markasının başvuru tarihinden ve ibareyi fiilen kullanımından da önceye aittir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacının “...” ibarelerinin gerçek hak sahibi olduğu sonucuna varılmıştır. Davalının markası, davacının markasında geçen “...” ibarelerinin Türkçe karşılıklarıdır. Markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik olmamakla birlikte, kavramsal benzerlik bulunmaktadır. Öğretide ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi uygulamasında, markanın ilgili olduğu mal veya hizmet sektöründe Türkiye'de yaygın olarak bilinen bir dil ve Türkiye'de de belli bir ölçüde bilinen, tanınan bir marka söz konusu olduğu takdirde, bu dildeki bir sözcüğün Türkçe karşılığının karıştırma ihtimaline yol açacağı kabul edilmektedir. (11. HD., 09.12.2020 T., 2020/969 E., 2020/5779 K.). Ürünlerin hızlı tüketim Malzemesi oluşu ve hitap ettiği tüketici kitlesinin çocuklar olduğu da dikkate alındığı zaman, dikkat seviyesinin çok düşük olduğu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla SMK 6/3 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davacı ayrıca davalının marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu iddia etmekte olup, dosyadaki TPMK kayıtlarından davalının daha önce "..." görselini içeren ... başvuru numaralı marka başvurusunun davacı tarafın itirazı üzerine reddedildiği, bu kez bu red kararını dolamak için aynı ibarelerin Türkçe'si olan "...&..." ibaresi ile tescil başvurusunda bulunduğu görülmekle, taraflar aynı sektörde yoğun rekabet içinde olup, birbirlerinin kullanımlarından ve ürünlerinden haberdar olduğundan bu şekildeki tescil başvurusu SMK 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli olarak kabul edilmiştir. Bu itibarla davalının kabulü ile, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine..." karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, müvekkilinin marka tescilinin kötüniyetli olmadığını, Mahkemenin davacıya ait "..." ürünün sektörde bilinir olduğuna ve müvekkilinin "...&..." markasının işbu marka ile benzer olduğuna dair gerekçesinin yerinde olmadığını,Davacının hak iddia ettiği markasını kullandığını ispatlayamadığını, kullanımına ilişkin bir delil sunmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, bu markanın davacı adına tescilli olmadığını, Müvekkilinin ... tescil başvuru markasıyla ilgili verilen yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, yasal yollara başvurduklarını, kararın henüz kesinleşmediğini,Müvekkilinin işbu davaya konu "...&..." markası ile ... tescil başvuru numaralı markalarının benzer olmadıklarını, Müvekkilinin kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, müvekkilinin 2015 yılından bu yana "...+Şekil" markasını fiilen kullandığını, buna ilişkin delillerini dosyaya sunduklarını, Müvekkilinin markasının SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca hükümsüz kılınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Bakırköy 2. FSHHM'nin 2021/323 Esas, 2021/214 Karar sayılı kararı ile, müvekkilinin marka kullanımlarının ... GMBH kullanımlarına haksız rekabet teşkil etmediğine karar verildiğini, İşbu davada müvekkilinin kötüniyetli olduğuna karar verilmesinin diğer kararla çelişkil olduğunu ve adil yargılanma hakkını zedelediğini,Davacının davaya konu ettiği "..." ibaresi üzerinde hem davacının, hem de ... GMBH'nin hak iddia ettiğini, aralarındaki bağın ispatlanamadığını, Davacının öncelikle bu marka üzerinde hak sahibi olduğunu ispatlaması gerektiğini, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacının "...&..." markası üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu ispatlayamadığını, müvekkilinin markasının özgün olduğunu suskunluk ile ikrar ettiğini,Davacının asıl hak iddia ettiği "...+Şekil" markası olduğunu, müvekkilinin davaya konu markası ile bu marka arasında benzerlik bulunmadığını, Her ne kadar Mahkemece markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik olmasa da, kavramsal benzerlik olduğu belirtilmişse de, markanın hitap ettiği çocukların hepsinin İngilizce bildiğinin kabul edilemeyeceğini, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını,Davacının müddet olan markasına dayanarak öncelik hakkı olduğunu iddia etmişse de, müddet olan bir markanın davacının öncelik hakkı olduğunu ispatlamayacağını belirterek, izah edilen ve mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerden ötürü, istinaf taleplerinin kabulüne, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/119 Esas, 2023/108 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet cüretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosya arasında bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 29 ve 30. sınıflarda davacı adına tescilliyken müddet olduğu, Davalının ... başvuru numaralı,"...+Şekil" markasının 30. sınıfta tescili için yapılan başvurunun YİDK kararı ile reddedildiği, tescil işlemlerinin devam ettiği, ... numaralı "..." markasının 29 ve 30. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 29, 32, 33, 43. sınıflarda, ... numaralı "... ...+Şekil" markasının 30. sınıfta, ...numaralı "..." markasının 29, 30,31, 32, 35, 43. sınıflarda, ... numaralı "...+Şekil" markasının 30. sınıfta, ... numaralı "... ... ...+Şekil" markasının 30. sınıfta, ... numaralı "...+Şekil" markasının tüm sınıflarda, ...numaralı "...&..." markasının 30. sınıfta davalı şirket adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/125 Esas, 2022/49 Karar sayılı kararı incelendiğinde; davacının ... A.Ş., davalıların TPMK Başkanlığı ve ... A.Ş. olduğu, davacının ... başvuru numaralı "...+Şekil" markasının tescili için yaptığı başvurunun davalı şirketin itirazı üzerine reddine dair verilen TPMK YİDK'nın 2021-M-1799 sayılı kararının iptali için dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, tarafların dava dosyasına yansıtılan önceki marka tescillerinden, işaretlerde geçen ".../..." ibarelerinin tarafların "çatı markası" olduğu, dolayısıyla bu kelimelerin karşılaştırılan işaretlerin esas unsurları olamayacakları ve işaretlere kattıkları ayırt ediciliğin arka planda kaldığı, somut uyuşmazlığa konu markaların "..." olarak bilinen yumuşak şekerlemelerde marka olarak kullanılacağı ve bu ürünlerin daha ziyade çocuklara hitap ettiği gerçeği göz önüne alındığında, hedef kitledeki çocukların büyük bir kısmının henüz okuma/yazma bilmiyor olabileceği ve tercihini ürün üzerinde yer alan, daha önce gördüğü şekillere dayalı olarak yapmasının yüksek ihtimal olduğu, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler" açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu, bu emtialar açısından davalı şirketin gerçek hak sahipliği iddiasından kaynaklı olarak davacıya ait marka başvurusunun tescilini engelleyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." emtiaları bakımından ... sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, UYAP üzerinden yapılan incelemede; kararın davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 29/11/2024 tarihli, 2022/1707 Esas, 2024/1932 Karar sayılı kararı ile, "…Dava konusu başvuru, ... bir zemin üzerine konuşlandırılmış "...", "... & ...", "..." ibarelerinden, ... ve ... renkli ... olarak bilinen birden fazla ürün görselinin elips şeklinde çerçevelenmiş bir resminden ve işaretin sağ alt tarafına yerleştirilmiş, ... ürününden oluşturulmuş kurgusal iki karakterden müteşekkil bir ürün ambalaj şeklinden oluşmaktadır. Davalının tescilsiz olarak kullandığı işaret de; mor-lacivert tonlu bir zemin üzerine konuşlandırılmış "...", "...", "... ..." ibarelerinden, ... ve ... renkli ... olarak bilinen birden fazla ürün görselinin dikdörtgen şeklinde çerçevelenmiş bir resminden ve yine işaretin sağ alt tarafına yerleştirilmiş, ... ürününden oluşturulmuş kurgusal bir karakterden müteşekkil bir ürün ambalaj şeklidir. İşaretlerde kullanılan "... & ..." ile "..." ibareleri, ambalaj zeminine konuşlandırılmış çok sayıda ürün görseli ve sağ alt tarafa yerleştirilmiş, ürün şeklinden oluşan çizgi karakter kurgusu, işaretlerde ortaktır. Karşılaştırılan işaretler, ambalajın zemin rengi, "...-..." ibareleri ve "... & ..." ibarelerinin konumlandırılış şekilleri açısından ise farklıdır. Taraf markalarında ortak olan "..." ibaresi, taraf şirketler tarafından söz konusu markalar altında piyasaya sunulan şekerleme ürününün adıdır. "..." ibaresi ise ... ve ... anlamlarına gelmekte olup, sunulan şekerlemelerin rengini işaret etmektedir. Markalarda ortak olarak kurgusal karakterlerin görünümleri farklıdır. Buna göre, taraf markalarında ortak olarak unsurların ayırt ediciliğe katkısı bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak taraf marka işaretleri karşılaştırıldığında, marka işaretleri arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira, taraf markalarında ortak olarak yer alan unsurlar tanımlayıcı nitelikte olup, genel görünüm itibariyle dava konusu başvuru, davalı Şirketin önceki tarihlerden beri kullandığı ürün görselinden farklıdır. Öte yandan, her ne kadar ilk derece mahkemesince, taraf markalarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin çatı marka olup, esas unsur olarak değerlendirilemeyecekleri kabul edilmiş ise de, marka görsellerinde yer alan diğer unsurların tamamen tanımlayıcı nitelikte olmaları ve tertip tarzı itibariyle anılan ibarelerin ilk bakışta dikkati çeken unsur niteliği taşımaları karşısında, ilk derece mahkemesinin anılan değerlendirmesi yerinde görülmemiş, bu ibarelerin markaların asli unsuru olduğu kabul edilmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle, dava konusu başvuru ile davalı Şirketin redde mesnet markası arasında benzerlik bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, bu itibarla SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının kabulüne…" karar verilerek, ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmış ve davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline karar verilmiş, kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/10/2025 tarihli,2025/1066 Esas, 2025/6004 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin (işbu davanın davacısı) temyiz talebinin reddine karar verilerek, kararın onandığı tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince marka uzmanları ... ve ... ile gıda sektöründen ...'den alınan 24/02/2023 tarihli bilirkişi heyetinden alınan 17/02/2023 havale tarihli raporda sonuç olarak; davacının “...” ibareleri bakımından gerçek hak sahibi olduğunun değerlendirildiği, tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı marka tescilinin kötü niyetli olarak değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğuna dair görüş bildirmiştir. G E R E K Ç E : Dava, SMK’nın 6/3 ve 6/9. maddeleri uyarınca marka hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. SMK’nın 7/8. maddesi uyarınca, tescilli markanın yenilenmeme nedeniyle koruma süresi sona erdikten sonra iki yıl içinde yapılan ve bu marka ile aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal ve hizmetleri içeren marka başvurusunun, önceki marka sahibinin başvurusu üzerine bu iki yıllık süre içerisinde markanın kullanılmış olması halinde reddedileceği düzenlenmiştir. Dosya incelendiğinde; davacının adına tescilliyken müddet olan ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının, markanın müddet olduğu tarihten sonra ve dava açılmadan önce davacı tarafça kullanıldığına dair dosyaya hiçbir delil sunulmadığı gibi, davacının öncelik hakkı olduğunu iddia ettiği "... ibaresinin, "..." çatı markası ile birlikte ürünün rengini belirtmek için tanımlayıcı olarak kullanılan kelimeler olduğu, davacının çatı markasından ayrı olarak, tek başına "..." ibaresini tescilsiz marka olarak kullandığını da ispat edemediği anlaşılmakla, Mahkemece SMK’nın 6/3. maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiğine dair gerekçesi doğru olmamıştır. Davalının markasının kötüniyetle tescil edilip edilmediğine dair yapılan incelemede; davalının "...+Şekil" marka başvurusunun, davacı şirketin itirazı üzerine davacının marka üzerinde öncelik hakkı bulunduğu gerekçesiyle kısmen reddine dair verilen YİDK kararının Mahkeme kararı ile iptal edildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davalının bu markasında yer alan "..." ibaresinin ürünün renklerini belirleyen tali ibareler olduğu, davalının markasının davacının ambalaj tasarımı ile benzer olmadığına karar verildiği tespit edilmiştir. Davacının tek başına "..." ibaresinden oluşan tescilli bir markasının bulunmadığı, tek başına ya da başka ibarelerle birlikte bu ibareyi marka olarak tescilsiz kullandığını ispatlayamadığı, bu nedenle davalının kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceği, davalının 2015 yılından itibaren "..." çatı markasıyla birlikte "..." ibaresini ürün rengini belirtmek amacıyla ambalajları üzerinde kullandığının da bilirkişiler tarafından tespit edildiği anlaşılmakla, Mahkemece markanın kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğüne karar vermesi de doğru olmamıştır. Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, kabule göre davalı vekilinin diğer istinaf talepleri incelenmemiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin esastan KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 09/05/2023 tarihli 2022/119 E. - 2023/108 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Davanın REDDİNE, 3-İlk derece yargılaması yönünden; -Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan, 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile, 651,30 TL bakiye karar harcının, davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, -Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davalının yaptığı 60,10 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-İstinaf yargılaması yönünden; -Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine, -İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 260,00 TL tebligat ve posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 12/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.