5. Ceza Dairesi 2006/12890 E. , 2010/4306 K. Kaçırıp alıkoymak ve ırza geçme suçlarından sanık ...’ın yapılan yargılanması sonunda; eylemleri reşit olamayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma ve cinsel ilişkide bulunma niteliğinde görülerek mahkümiyetine dair, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.06.2005 gün ve 2004/292 Esas, 2005/162 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığında…
**5. Ceza Dairesi 2006/12890 E. , 2010/4306 K.** **"İçtihat Metni"** Kaçırıp alıkoymak ve ırza geçme suçlarından sanık ...’ın yapılan yargılanması sonunda; eylemleri reşit olamayan mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyma ve cinsel ilişkide bulunma niteliğinde görülerek mahkümiyetine dair, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.06.2005 gün ve 2004/292 Esas, 2005/162 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Oluşa uygun olarak sanığın işlediği kabul edilen reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma eyleminin Anayasa Mahkemesi'nin 25.02.2006 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 23.11.2005 gün ve 2005/103-89 sayılı kararıyla 5237 sayılı TCK.nun 104/2. maddesinin iptal edilmesi sonucu aynı Yasanın 104/1. maddesine temas ettiği ve takibinin şikayete bağlı bulunduğu, 5560 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 253/3. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte suç aleyhe olan bu düzenlemeden önce işlendiğinden, TCK.nun 7/2. maddesi gereğince hakkında uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, CMK.nun 253 ve 254. maddelerine uygun biçimde uzlaşma girişiminde bulunulması, sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 5237 sayılı TCK.nun 26/2.maddesinin “kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez” hükmü karşısında 18 yaşı içindeki mağdureyi rızasıyla kaçırıp alıkoyan sanığın aynı Yasanın 109. maddesi anlamında hukuka aykırı bir davranışından söz edilemeyeceği, rızası fiili hukuka uygun hale getirdiğinden suç oluşmayacağı ve 7/1. maddesi dikkate alınarak alıkoyma suçundan beraeti gerektiğinin düşünülmemesi, Kabule göre de; Hükümden sonra 19.12.2006 günü yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 23. ve 08.02.2008 tarihli 5728 sayılı Kanunun 562.maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi karşısında, TCK.nun 7/2.maddesi gereğince koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceği hususunun mahkemesince değerlendirilerek bir karar verilmesi lüzumu, Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin belirtilen nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.