3. Hukuk Dairesi 2014/3144 E. , 2014/8822 K. "" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (KAPATILAN KADIKÖY 2.ASLİYE HUK.MAH.) TARİHİ : 26/06/2012 NUMARASI : 2010/194-2012/367 Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: …
**3. Hukuk Dairesi 2014/3144 E. , 2014/8822 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (KAPATILAN KADIKÖY 2.ASLİYE HUK.MAH.) TARİHİ : 26/06/2012 NUMARASI : 2010/194-2012/367 Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili; davalının hissedar ve münferiden müdürü olduğu A.. Gıda Turizm İnşaat Otomotiv Sanayi ve Tic.Ltd.Şti.ne 16.10.2009 tarihli adi ortaklık sözleşmesi gereğince ortak olduğunu, ortaklık parası olarak ve kira bedeli olarak 62.095 TL ödeme yaptığı halde sözleşme ile vaadedilen hisse devrinin gerçekleşmediğini, ortaklık sözleşmesi gereği ortaklık kar payının tespiti ile sözleşme tarihinden dava tarihine kadar ortaklık sürecindeki kar bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. 04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime aittir (HUMK.nun madde 76, HMK madde 33). Taraflar arasındaki sözleşme içeriği değerlendirildiğinde, davacı ile davalılar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde (818 sayılı BK.nun 520 ve devamı maddelerinde) düzenlenen adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır ki, bu husus mahkemenin de takdirindedir. Somut olayda; davacı, bu dava ile ortaklığa koyduğu sermaye payının (geriye kalan bölümünün) ödetilmesini istemiş olup, bu istek ortaklığın fesih ve tasfiye isteğini de kapsar. Buna göre mahkemece; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı ve 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerekmektedir. Zira, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1.maddesine göre; Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.