Başvuru, gösterilere müdahale etmekte olan kolluk kuvvetlerinin attığı gaz kapsülünün gözüne isabet etmesi üzerine sol gözü işlevini sürekli olarak kaybeden başvurucunun Vali ve İl Emniyet Müdürü hakkında yaptığı şikâyetin işleme konulmamasının insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, gösterilere müdahale etmekte olan kolluk kuvvetlerinin attığı gaz kapsülünün gözüne isabet etmesi üzerine sol gözü işlevini sürekli olarak kaybeden başvurucunun Vali ve İl Emniyet Müdürü hakkında yaptığı şikâyetin işleme konulmamasının insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/6/2014 tarihinde İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/6/2014 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 29/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı 17/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 15/12/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 22/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 6/1/2015 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul Valiliği 18/1/2013 tarihli ve 800 sayılı yazılarıyla 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun maddesi uyarınca İstanbul'da toplantı ve gösteri yürüyüşü alanları olarak Kartal, Kadıköy, Kadıköy Salı Pazarı ve Kazlıçeşme meydanlarını belirlemiştir. TÜRK-İŞ Konfederasyonu 2/4/2013 tarihli ve 2013-5 sayılı dilekçesiyle 1 Mayıs gününü Taksim Meydanı'nda kutlamak istemiştir. Ayrıca birçok sendika ve sivil toplum kuruluşu da kamuoyuna 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı'nda kutlanacağını bildirmiştir. İstanbul Valiliği, anılan meydanda İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2012 yılı sonunda yayalaştırma projesi kapsamında inşaat çalışmasına başlaması, inşaat alanında 30-40 metre derinliğinde çukurlar ile çok geniş bir alanda hafriyat olması ve mevcut fiziki şartların gösteriye katılacakların hayatı için tehdit oluşturabileceği, güvenlik önlemlerinin alınmasında yetersiz kalınacağı gerekçeleriyle 1 Mayıs'ın Taksim Meydanı'nda kutlanmasına izin vermemiştir. Anılan Valilik kararına rağmen göstericiler 1 Mayıs 2013 günü Taksim Meydanı'na girmeye çalışmışlardır. Bunun üzerine kolluk, göstericilere müdahale etmiş; göstericiler ve kolluk mensupları arasında yaralananlar olmuştur. Ayrıca bazı göstericiler tarafından özel kişilerin ve kamunun mallarına zarar verilmiştir. Başvurucunun iddiasına göre başvurucu 1/5/2013 tarihinde ablasının evinegiderken o bölgede gösterilere müdahale etmekte olan kolluk kuvvetlerinin attığı gaz kapsülünün gözüne isabet etmesi üzerine yaralanmıştır. Başvurucu, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılmış ve gözünden ameliyata alınmıştır. Başvurucunun yaralanmasına ilişkin olarak İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 17/1/2014 tarihli ve 2014/1144 sayılı raporunun ilgili kısmı şöyledir:"...Kişide göz perforasyonuna neden olan yaralanmasının;1-Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI,2-Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif OLMADIĞI,3-Kişide kemik kırığı tarif edilmediği,4-Sol kaştaki yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde OLDUĞU,5-Sol göz kaybına neden olan yaralanmasının duyularından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi niteliğinde OLDUĞU kanaatini bildiri rapordur." Anılan yaralanmaya ilişkin olarak başvurucu 11/7/2013 tarihinde Başbakan, İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi, İstanbul İl Emniyet Müdürü ve doğrudan eylemi gerçekleştiren kolluk görevlileri hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyetçi olmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun şikâyetlerinin sadece kendine doğrudan müdahalede bulunan polisleri değil olay tarihinde görevli Başbakan, İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürünü de kapsadığından soruşturma dosyasını tefrik ederek Başbakan ve İçişleri Bakanı hakkındaki şikâyetlerin 2013/109924 sayılı, İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürü hakkındaki şikâyetlerin 2013/104316 sayılı ve doğrudan müdahalede bulunan polisler hakkında şikâyetlerinin 2013/63476 sayılı Soruşturma dosyalarına kaydedilmesine karar vermiştir. İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürü hakkındaki şikâyetlerin görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kaldığı değerlendirilerek 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkındaki Kanun'un maddesinin son fıkrası ve maddesinin birinci fıkrası uyarınca valilerle ilgili yapılacak hazırlık soruşturmasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcı Vekili tarafından yapılacağından İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürü hakkındaki başvurucunun şikâyeti 2/8/2013 tarihli ve K.2013/476 sayılı görevsizlik kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Başvurucunun yaralanmasına doğrudan neden olan kolluk görevlileri hakkındaki soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21/11/2014 tarihli ve 2013/63476 sayılı yazılarına göre anılan tarihte devam etmektedir. Başvuru dosyasının incelendiği tarih itibarıyla ise dosyanın akıbeti hakkında başvurucu tarafından herhangi bir bilgi verilmediği görülmüştür. Başvurucunun İstanbul Valisi ve İstanbul İl Emniyet Müdürü hakkında yapmış olduğu şikâyete yönelik olarak İçişleri Bakanlığı 8/11/2013 tarihli ve 29428 sayılı kararıyla işleme koymama kararı vermiştir. Başvurucunun İçişleri Bakanlığının kararına karşı yaptığı itiraz, Danıştay Dairesinin 5/3/2014 tarihli ve E.2013/1861, K.2014/319 sayılı kararıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "Dosyanın incelenmesinden, Taksim Meydanının İstanbul'da toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılacak alanlar arasında belirlenen ve Valiliğin 2013 tarihli yazısıyla kamuoyuna duyurulan meydanlardan olmadığı, bu Meydanda 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Kutlamasına izin verilmediği, kaldı ki söz konusu alanda yayalaştırma projesi kapsamında büyük çaplı inşaat çalışması yapıldığı ve Meydanın fiziki şartlarının toplanma için uygun olmadığı, göstericilerin şiddet kullanmaları üzerine kamu düzeninin gerektirdiği ölçüde müdahalede bulunulduğu, bu nedenlerle şikayetin, 4483 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında ön inceleme yapılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, ... [karar verilmiştir]" Anılan karar 21/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 19/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4483 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Soruşturma izni yetkisi;...e) Bakanlar Kurulu kararı ile veya Başbakanlık ve bakanlıklar ile bağlı kuruluşların merkez teşkilâtında görevli olup, ortak kararla atanan memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ilgili bakan veya Başbakan,... Ast memur ile üst memurun aynı fiile iştiraki halinde izin, üst memurun bağlı olduğu merciden istenir.” 4483 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Hazırlık soruşturması genel hükümlere göre yetkili ve görevli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılır. Ancak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, müsteşarlar ve valiler ile ilgili olarak yapılacak olan hazırlık soruşturması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Başsavcıvekili, kaymakamlar ile ilgili hazırlık soruşturması ise il Cumhuriyet başsavcısı veya başsavcıvekili tarafından yapılır.”