Başvurucu, 5/8/2002 tarihinde Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının kısmen reddine karar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 5/8/2002 tarihinde Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının kısmen reddine karar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir. Başvuru, 1/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 10/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Birinci Bölümün 7/1/2014 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 7/3/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili 26/3/2014 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyan dilekçesi sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Bakanlık görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 5/8/2002 tarihinde T.Ş., O.Ş. ve U.Ş. aleyhine Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasında, davalılara ait depoyu 1/1/1991 tarihinde kiralayarak eğitim-öğretim kurumu olarak kullandığını, bu amaçla taşınmaz üzerinde tadilat ve masraf yaptığını, bunların sökülmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek 000,00 TL maddi ve 000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece, 22/11/2005 tarih ve E.2002/673, K.2005/457 sayılı karar ile; bilirkişilerin raporları dikkate alınarak, başvurucunun kiralanana yaptığı masrafları sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre isteyebileceği, vücut bütünlüğüne ve kişilik haklarına saldırının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava tarihi itibarıyla hesaplanan 930,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/11/2007 tarih ve E.2007/8328, K.2007/14409 sayılı kararıyla; tarafların diğer temyiz itirazları reddedilerek, Borçlar Kanunu’nun ve devamı maddelerine göre Mahkemece, kiralanana yapılan zaruri ve faydalı giderlerin yapım tarihlerindeki değeri belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yapılan imalatların dava tarihi itibarıyla taşınmaza sağladığı itibarî katkı değerine hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 5/5/2011 tarih ve E.2008/128, K.2011/203 sayılı kararla; başvurucunun kiralanan taşınmaz üzerindeki tadilat ve masrafları tanıkların beyanlarına göre 2000 yılı Temmuz ayında gerçekleştirdiği, başvurucunun davalıların nam ve hesabına faydalı ve zaruri giderler yaptığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 550,00 TL’nin davalılardan tahsiline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/3/2012 tarih ve E.2011/20402, K.2012/7956 sayılı kararıyla; dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 14/1/2013 tarih ve E.2012/21009, K.2013/262 sayılı ilamıyla, dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre reddedilmiştir. Karar, 8/3/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 1/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir:“İş sahibinin menfaati için yapılmış olan bir işte, yapan kimsenin hal icabına göre zaruri veya faideli bulunan bilumum masraflarını faizi ile edaya ve bu kabil taahhütlerini ifaya ve hakimin takdir edeceği zararı tazmine, iş sahibi mecburdur. Maksadı hasıl olmasa bile, işi yaparken icabeden ihtimamda bulunan kimse hakkında dahi bu hüküm tatbik olunur.İşi yapan kimse yaptığı masrafı istifa edemediği takdirde, haksız bir fiil ile mal iktisabı faslındaki hükümlere göre yaptığı şeyi ref ettirebilir.”