4. Hukuk Dairesi 2023/6310 E. , 2023/13595 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2257-2023/604 DAVALILAR : 1- ... vekili Avukat ... 2- Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 17.09.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Erzurum…
**4. Hukuk Dairesi 2023/6310 E. , 2023/13595 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2257-2023/604 DAVALILAR : 1- ... vekili Avukat ... 2- Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 17.09.2013 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Palandöken Güllü Köyü sınırları içerisinde bulunan ve daha önceki yıllarda Erzurum Karayolları 12. Bölge Müdürlüğü adına tahsis amacı değişikliği çalışması yapılan 473 ve 474 nolu parsellerdeki alanlarda taş ocağı ve kırma eleme tesisi kurulmak ve işletilmek suretiyle mera parsellerine tecavüz edildiğini ve zarar verildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 33.434,10 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalı idarenin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazlarının bulunduğunu, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davalının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.03.2019 tarihli ve 2017/255 Esas, 2019/153 Karar sayılı kararıyla; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, dâhili davalı Kolin İnşaat A.Ş. yönünden davanın kabulü ile 33.434,10 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 29.04.2021 tarihli ve 2019/953 Esas, 2021/729 Karar sayılı kararıyla; davalı Kolin İnşaat A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/255 Esas, 2019/153 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, kaldırılan kararın yerine geçmek üzere davacının aktif husumeti yokluğundan davanın HMK 114-1-d ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08.06.2022 tarihli ve 2021/22346 Esas, 2022/8465 Karar sayılı ilamı ile "...Dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı idare vekilince istinaf yoluna başvurulduğu halde Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından davacı idare vekilinin istinaf başvurusu hakkında inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın istinaf başvurusu hakkında HMK’nın 359/1-2. hükümlerine uygun şekilde değerlendirme yapılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairemizin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, el atmanın önlenmesi, kal ve eski ... getirme bedelinin tahsili davası açma hakkı olmadığından davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eldeki davanın Hazine avukatı tarafından açıldığını, temsilde yanılma nedeniyle davanın esasının incelenmesi gerekirken usulden ret kararının hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kurum zararı nedeniyle alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından; dava dilekçesi başlığında, davacı taraf olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yazılmasına karşın davacı vekilinin "Hazine Avukatı" unvanı ile dava dilekçesini imzaladığı, davanın Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı adına Hazine vekili tarafından açıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, genel bütçeye dahil idarelerden olmakla birlikte yasa ile verilen görevleri dışında mülkün sahibi olan Hazineyi doğrudan doğruya temsil yetkisi bulunmadığı ve aktif dava ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraf sıfatı, dava konusu yapılan sübjektif hakla davanın tarafları arasındaki ilişkiyi ifade etmekte olup, dava dilekçesinde davacı ... davalı olarak gösterilmiş kişilerin maddi hukuk bakımından gerçekten hak sahibi veya yükümlü konumunda bulunup bulunmadığına ilişkin bir kavramdır. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması, kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere yöneltilmesi gerekir. Hukukumuzda taraflar bakımından şekli taraf teorisi kabul edildiğinden, dava dilekçesinde davacı veya davalı olarak gösterilen kişiler şekli anlamda taraf konumunu elde etmekte ise de bu kişiler hakkında esasa ilişkin olarak yargılama yapılabilmesi ancak davanın gerçek tarafı olmaları hâlinde mümkündür. Bu nedenle gerçek hasmın doğru şekilde tespit edilerek davanın o kişiye yöneltilmesi gerektiği gibi dava dilekçesinde davacının adı ya da unvanının da doğru şekilde gösterilmesi gerekir. Ancak bazı durumlarda hukukî veya fiili hata sonucunda davanın taraflarının yanlış ya da eksik gösterilmesi mümkündür. Bu gibi durumlarda, kanun koyucu tarafından usul ekonomisi ilkesi gözetilerek, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 124 üncü maddesinde belli koşullar altında davada taraf değişikliği yapılmasına imkân tanınmıştır. Çünkü, açılmış olan bir davada yanlış taraf yerine gerçek tarafın geçerek davayı sürdürmesi ve eski tarafın yerini alması daha basit, daha ucuz ve daha pratik bir çözüm yoludur. Taraf değişikliği, açılmış ve görülmekte olan bir davada, davanın taraflarından birinin davadan ayrılması ve onun yerini “üçüncü kişinin” almasıdır. Taraf değişikliğinin bu dar tanımının yanında, daha geniş anlamda, mevcut tarafların yanına yenilerinin eklenmesi (tarafın genişletilmesi diyebiliriz) de taraf değişikliği olarak kabul edilebilir. İkinci durumda, davanın bir tarafında taraf sayısında bir artış meydana gelmektedir (Hukuk Genel Kurulu, 06.02.2020 tarih ve 2017/20-1125 E., 2020/91 K.). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafta İradi Değişiklik” başlıklı 124. Maddesi; “(1)Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2)Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3)Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4)Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder” şeklinde olup maddede taraf değişikliğinin şartları hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemeye göre bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür (m.124/1). Ancak yasa koyucu bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümleri saklı tutarak (m.124/2) hâkimin izni ile taraf değişikliği yapılabilecek hâllere de yer vermiştir. Maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edileceği gibi, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması durumunda da hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecektir (HMK m.124/3,4). Madde gerekçesinde de taraf değişikliğinde karşı tarafın rızasının arandığı belirtildikten sonra bu kuralın çok katı uygulanmasının, hem şekli taraf teorisinin özünü zedeleyip, amacı dışında çok katı uygulanması sonucunu doğurarak adeta yargılama ilişkisini katı bir forma dönüştüreceği hem de yeni ve aslında gereksiz birtakım yargılamalara yol açarak usul ekonomisi ilkesini zedeleyeceği belirtilmiştir. Yargı kararlarında, bazen çerçevesi de geniş tutularak, temsilcide yanılma ya da maddî hatadan kaynaklanan yanılma olarak nitelenen durumlarda, karşı tarafın rızası aranmadan taraf değişikliğine izin verilerek, ortaya çıkan bu sakıncanın giderilmeye çalışıldığı, ancak bu içtihatların kanuni düzenleme karşısında sorunu tam olarak çözemediği ve sınırlı kaldığı, bazen de kanuni düzenlemeyi zorladığı, oysa taraflar gösterilirken bazen maddi hata sebebiyle bir yanılgının ortaya çıkabileceği; aslında muhatabı belli olan uyuşmazlığın bu hata sebebiyle mevcut olmayan ya da farklı kişiye karşı yürütülebileceği, böyle bir durumda, mutlaka karşı tarafın rızasını aramanın, yargılamanın kaderini gerçekte muhatap olmaması gereken bir kişinin rızasına bağlamak anlamına gelebileceği ve yargılamanın gereksiz yere uzayabileceği, hatta yeni dava açılması sonucunun ortaya çıkabileceği, bu sebeple maddi hatadan dolayı muhatabın yanlış gösterilmesi hâlinde, diğer tarafın rızası aranmadan taraf değişikliğinin kabul edildiği açıklanmıştır. Maddi hatadan kaynaklanan taraf değişikliğinde, dava dilekçesinin hazırlanması sırasında, bir tarafın sehven yanlış gösterilmesi nedeniyle oluşan bu maddi hatanın, tarafın isim veya unvanında şekli bir düzeltme yapılarak giderilmesi söz konusudur. Taraflar dava dilekçesinde gösterildiği için davacı tarafta maddi hata yapılabileceği gibi davalı tarafta da yapılabilir. Ancak, maddi bir hatanın var olduğunun kabul edilebilmesi için maddi hata yaptığını iddia eden davacı tarafın, davasını aslında doğru kişi adına açtığı ya da doğru tarafa yönelttiği hususunun dava dilekçesinden anlaşılabilmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu, 21.10.2021 tarih ve 2017/4-2813 E., 2021/1285 K.). Tüm bu açıklamalar, ortaya konulan yasal düzenlemeler ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2021 tarihli, 2017/4-2813 Esas ve 2021/1285 Karar sayılı ilamına göre somut olay değerlendirildiğinde; mera alanına tecavüz nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili istemiyle açılan eldeki davaya ilişkin dava dilekçesinin başlık kısmında davacı olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gösterilmiş ise de dava açıldığı tarihte tüm Bakanlıkları Hazine vekillerinin temsil ettiği de gözetildiğinde dava dilekçesinde, davacının Hazine yerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı şeklinde yazılması maddi hatadan kaynaklanmaktadır. Mahkemece davacı adındaki maddi hatadan kaynaklanan taraf değişikliği talebinin HMK’nın 124/3 üncü maddesi gereğince kabul edilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde değildir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.