T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2657 KARAR NO : 2025/2607 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/09/2025 NUMARASI : 2025/797 E DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 21/10/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2657 KARAR NO : 2025/2607 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/09/2025 NUMARASI : 2025/797 E DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ: 21/10/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kullanımında olan mahalde ,müvekkili ... ekiplerince yapılan denetimler sonucu, kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilmekle, davalı adına tutanak düzenlendiğini, tutanak gereğince tahakkuk olunan faturalar ödenmediğinden davalı aleyhine Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibe girişil- diğini, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla;Müvekkilinin alacağını teminen asıl alacak bakımından davalının mal varlığı üzerine ihtiyati haciz tesisini,Yargılama sonunda, davalı borçlunun Bakırköy 3. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali takibin devamına, davalının asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yüklen- mesini talep dava etmiştir. Davalı, dava dilekçesinin tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesi'nce: 10.09.2025 tarihli ara karar ile " ihtiyati haciz talep dayana- ğının yargılama gerektiği ve yaklaşık ispatın sağlanmadığı," gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının kaçak elektrik kullandığına dair tespit tutanağının, fatura ve hesap bülteninin dosyaya sunulduğunu, yaklaşık ispatın sağlandığını, müvek- kilinin alacağının muaccel olduğunu ve rehin ile temin edilmediğini, borçlunun mal kaçırması halinde alacağın tahsilinin tehlikeye gireceğini ve müvekkilinin telafisi güç zarara uğrayacağını beyanla ;ara kararın kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Davacı ... kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağının tahsili talebiyle borçlu aleyhine icra takibine girişmiş, borçlunun takibe itirazı üzerine takip durduğundan itirazın iptali talebiyle eldeki davayı açmıştır.Davacı vekili, dava dilekçesinde alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir. Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre,bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı noktasındadır. 2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir:Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi; “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yolu- na başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir. 6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas ol- duğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuş- mazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde "ölçülülük ilkesi" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.Dosya kapsamından;1-... çalışanları tarafından davalının kullanımında olan "... Mh. ... Cad. No:..(... İçi Cafe) Küçükçekmece" adresindeki işyerinde, 29.08.2024 tarihinde yapılan kon- troller sonucu, "sözleşme mevcut iken harici hattan elektrik kullanıldığı" tespit edilmekle görevliler tara- fından davalı adına ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiği , (tespit anında davalının hazır olduğu imzadan imtina ettiği)2- Tutanak gereğince, borçlu adına 05.09.2024 son ödeme tarihli 192.397,03 TL bedelli faturanın tahakkuk edildiği,3- Fatura son ödeme tarihinde ödenmediğinden Bakirköy 3.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatılarak, 192.397,03 TL kaçak tüketim bedeli + 5.771,97 TL gecikmiş gün faizi + 1.154,38 TL faizin KDV'sinden ibaret toplam 199.323,32 TL ala- cağın tahsilinin talep edildiği,4- Borçlu vekilinin ,07.10.2024 tarihli dilekçesi ile "Müvekkilinin alacaklı ...'a her hangi bir borcunun bulunmadığı," gerekçesi ile takibe, takip konusu alacağa ve diğer tüm ferilerine, itiraz ettiği" takibin durdurulmasına karar verildiği,5- Davadan önce başvurulan arabuluculuk sürecinin anlaşmazlık ile sonuçlandığı,6- İtirazın iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesine ekli Küçükçekmece 5 Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/378 Esas 2025/272 Karar 30.06.2025 tarihli ilamının tetkikinde ;borçlunun dava konusu fatura ile ilgili olarak "kaçak elektrik kullanmadığı, kaçak elektriğin nasıl kullanılacağını dahi bilmediği, teknik arıza olması halinde bunu bilemeyeceği, tutanağın yönetmeliğe uygun olmadığı, ... çalışanları dışında sayaca müdahale edil- mediği, faturanın fahiş miktarda ve hatalı olduğu" iddiasıyla menfi tespit talebinde bulunduğu, mahke- mece bilirkişi incelemesi yönünden takdir olunan delil avansının yatırılmaması nedeniyle "DAVANIN REDDİNE "karar verildiği anlaşılmaktadır. Neticede,takibe konu alacağın varlığı ve miktarının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği tartışmasız ise de, ibraz olunan kayıtlara göre davalı yö- nünden "yaklaşık ispat"ın sağlandığı ve ihtiyati haciz şartlarının oluştuğu değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında,usul ve esasa aykırılık tespit edilmekle ,davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik yeniden aşağıdaki şekilde ara karar tesis etmek gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf talebinin kabulüne, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince 10.09.2025 tarihli ara karar kaldırılarak yeniden ;1- İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KABULÜNE,05.09.2024 son ödeme tarihli 192.397,03 TL bedelli fatura sınırlı olmak üzere, borçlunun 192.397,03 TL tutarındaki (asıl) alacağı karşılamaya elverişli menkul ve gayrimenkul malları,3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine kayden ihtiyati haciz tesisine,2- HMK 87.md. gereğince, ihtiyati haciz işleminden dolayı borçlu ve 3. şahısların uğ- ramaları muhtemel zarar ve ziyana karşılık, (192.397,0 TL) alacağın %15'i oranında ( 28.859,55 TL) teminatın İlk Derece Mahkemesi'nce tahsiline, 3- Teminat yatırıldığında ihtiyati haciz kararından bir suretinin infazı için talep eden davacı tarafa verilmesine,Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf edene isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/10/2025