DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/7 E. , 2024/1325 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/7 Karar No : 2024/1325 TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... 2-(DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2017/7188, K:2022/2346 sayılı kararının; davalı idare tarafından esas, davacı tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/7 E. , 2024/1325 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/7 Karar No : 2024/1325 TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI): ... VEKİLİ : Av. ... 2-(DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2017/7188, K:2022/2346 sayılı kararının; davalı idare tarafından esas, davacı tarafından vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2022 tarih ve E:2017/7188. K:2022/2346 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin anlaşıldığı, Davacının kendi beyanları ve tanık beyanları yönünden, davacının üniversite döneminde örgüte müzahir öğrenci yurdunda kaldığı hususu kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, uzun yıllar öncesinde üniversite eğitimi döneminde kalacak yer bulamaması nedeniyle barınma amacıyla bu yurtta kaldığını ve mezun olduktan sonra örgütle herhangi bir bağlantısının olmadığını ve örgütün herhangi bir faaliyetine de katılmadığını beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle barınma saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, üniversite döneminde örgüte ait yurtta kalmış olması davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Diğer yandan, davacı tarafından örgüt ile iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen akrabası U.Y.'nin (ve U.Y.'nin irtibat kurduğu İ.H.Ş.'nin) yardımıyla Yargıtay Savcılığına atandığı beyan edilmiş ise de, U.Y.'nin örgütsel dayanışma kapsamında veya örgüt stratejisi doğrultusunda örgüt mensubu olan kişilerin unvanlı görevlere getirilmesi amacıyla davacıya yardımcı olduğuna yönelik bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi, davalı idarece davacının Yargıtay Savcılığına FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davacının Yargıtay Savcılığına atanma süreci ile ilgili kendi beyanlarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Bununla birlikte, davacı tarafından, 2014 HSK seçimleri sürecinde Yargıtay Savcılığına atanmasında yardımcı olan kişilerin kendisini arayarak örgüte müzahir kişiler lehine oy istedikleri, ayrıca kendisinden de bu kişiler için oy istemesi talebinde bulundukları, Yargıtay Savcılığına atanması sürecinde kendisine yardımcı olan kişilere minnet duyması nedeniyle birkaç arkadaşını arayarak örgütün sözde "bağımsız" adayları için oy talebinde bulunduğu beyan edilmiş ise de, davacının ... Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadesinin devamında, H.A. isimli kişinin kendisini uyarması üzerine seçim döneminde örgütün adaylarını desteklemediğini ve Yargıda Birlik Platformu adayları listesinin tamamına oy verdiğini beyan ettiğinin görüldüğü, davacının örgütün sözde "bağımsız" adayları lehine seçim çalışması yürüttüğünü, seçimde sandık müşahitliği yaptığını ya da örgütsel herhangi bir faaliyette bulunduğunu ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idare tarafından da dava dosyasına sunulmadığı görüldüğünden, davacının bu beyanının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, netice itibarıyla, davacının beyanlarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkında fetö/pdy silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitler ve kamu davası açılmış olması yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen davacıdan ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinde kakaotalk uygulamasını kullandığına yönelik veriler bulunmuş olmasına dair tespitin ve davacı hakkında kamu davası açılmış olmasının, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak kabulüne olanak bulunmadığı, HTS raporu yönünden, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunu işlediği iddiasıyla düzenlenen iddianamede, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olabilecek herhangi bir delil ya da bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen söz konusu raporda yer alan tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, netice itibarıyla, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen raporda yer alan tespitlerin, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, Asya Katılım Bankası hesabı yönünden, davacının Asya Katılım Bankası hesabına ilişkin dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının Asya Katılım Bankası hesabında FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönem de dahil olmak üzere herhangi bir hesap hareketliliğinin tespit edilmemiş olması karşısında, davacının Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgileri yönünden, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen soruşturma ile ilgili Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile soruşturma izni verilmesine yer olmadığı teklifinde bulunulduğunun görüldüğü, Ayrıca, Dairelerince yapılan 07/12/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Netice itibarıyla, davacı hakkındaki soruşturma bilgilerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davalı idarece dava konusu işlemin dayanaklarından birisi olarak olarak davacı hakkındaki sosyal çevre bilgilerinin gösterildiği anlaşıldığından, Dairelerinin 07/12/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı, netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline karar verilmiş, kararda davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, vekil ile temsil edilmesine rağmen lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, Kasım 2021 tarihinde davacının beraat etmiş olması nedeniyle gerekçeli karar ibraz edilerek ek beyan dilekçesi sunulduğu, lehe vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının, usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile, işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu, davacı hakkında adli yargı mercilerince verilen karar, dava konusu işlemi kusurlandırmadığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olup olmadığına dair uyuşmazlığın, dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgeler incelenerek ve resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli araştırmalar yapılarak sonuçlandırılması gerektiği, davacının kendi ifadesindeki, FETÖ/PDY terör örgütüne ait yurtta kaldığını, Yargıtay Savcılığına atanmak için örgüt ile iltisaklı/irtibatlı kişiden destek gördüğünü, HSYK seçimleri esnasında örgütün desteklediği bazı adaylar için tanıdıklarından oy talebinde bulunduğunu belirten ikrar mahiyetindeki beyanları, davacıdan ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının örgüt ile iltisaklı/irtibatlı kişilerin yoğun olarak kullandıkları "kakao talk" uygulamasını kullandığına yönelik veriler bulunmuş olması, HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen raporda; davacının kullandığı telefon ile; haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği, aynı raporda; davacının GSM hattı ile yapıyla iltisaklı bir kısım kurumlarla (Bank Asya, Turgut Özal Üniversitesi, Kimse Yok Mu Derneği,) görüşmesinin olduğunun belirtilmiş olması, davacının ve eşinin Bank Asya mudisi olduklarının tespit edilmiş olması, davacının 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye yönelik darbe girişiminden sonra, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından ... tarihinde, yıllık izinli bulunan veya yıllık izin gönderilen tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarının yıllık izin onaylarının iptal edildiğinin, izinli bulunan tüm hâkim ve Cumhuriyet Savcılarının izinlerini keserek derhal görevlerine başlamalarının ve ilk derece mahkemelerinde 2016 Yılı Yıllık Ara Verme döneminde yıllık ara vermeden yararlanacağı bildirilen tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarının yıllık ara verme işleminin iptaline karar verildiğinin ilan edilmesine rağmen, anılan tarihte ve devamındaki mesai günleri içerisinde, herhangi bir yasal mazereti olmaksızın görevlerinin başına dönmediği iddiası yönünden inceleme ve soruşturma izni verilmesi başta olmak üzere davacı hakkındaki şikâyet, inceleme, soruşturma bilgileri ve bunların mahiyeti birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, ayrıca Danıştay Savcısı tarafından verilen görüşte davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu ve davanın reddine karar verilmesi yönündeki görüşünün de dikkate alınması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI:Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 25/01/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, davanın, davacı asil tarafından açıldığı, savunma dilekçesi, yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen karar, bu karara itiraz üzerine verilen karar ve savcı düşüncesinin davacı asile tebliğ edildiği, avukat tarafından dava dosyasına 02/11/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile dosyaya vekaletname ibraz edilerek ek beyan sunulduğu; ancak dosyanın esasını etkileyebilecek, yahut davacı lehine bir hak doğurabilecek bilgi veya belgenin dava dosyasına sunulmadığı, vekilin dava aşamalarında herhangi bir katkısının olmadığı anlaşıldığından, davaya katkısı bulunmayan avukat lehine anılan Tarife uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, yukarıda belirtilen husus temyize konu Daire kararının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemlerin davacıya ilişkin kısımlarının iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/04/2022 tarih ve E:2017/7188, K:2022/2346 sayılı kararının esas ve vekalet ücreti yönünden ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 10/06/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacının Yargıtay Savcılığına 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen U.Y. ve İ.H.Ş.'nin yardımıyla atandığı ve U. Y. ve İ.H.Ş.'nin kendisinden arkadaşlarını arayarak bu yapıya müzahir adayların listesine oy istemesini talep etmeleri üzerine arkadaşını arayarak HSYK seçimleri için oy istediği yönündeki beyanları ve davacının 2014 HSK seçimleri öncesinde FETÖ/PDY'nin adayı için oy istediğine ilişkin tanık beyanı birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu beyanların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu gösterdiği, davacının beyanında yer alan diğer hususlar ile dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin de destekleyici ve birbiriyle uyumlu mahiyette olduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarında hukuka aykırılık; aksi bir gerekçeyle verilen Daire kararında ise hukuka uyarlık bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX-1136 sayılı Avukatlık Kanunu`nun 164. maddesinde, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği; 168. maddesinin son fıkrasında, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı; 171. maddesinin birinci fıkrasında, avukatın üzerine aldığı işi sonuna kadar takip edeceği hükümlerine yer verilmiştir. Temyiz istemine konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi`nin 2. maddesinin 1. fıkrasında, bu Tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu; 3. maddesinin 1. fıkrasında, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; 5. maddesinin 1. fıkrasında, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı; 21. maddesinde, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı kuralları yer almıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu`nun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollama yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun 323. maddesinde, avukatlık ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu; 326. maddesinde ise, avukatlık ücretinin de aralarında bulunduğu yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği belirtilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre de, dava sonunda hüküm verilene kadar hangi aşamada olursa olsun davayı takip edip hukuki yardımda bulunan avukatın, Asgari Ücret Tarifesinde yazılı miktardan az ve üç katından çok olmamak üzere, bu hukuki yardımda bulunurken sarf ettiği emeği ve çabası da göz önünde bulundurularak belirlenecek avukatlık ücretine hak kazandığı anlaşılmaktadır. Temyize konu karara ilişkin dosyanın incelenmesinden; davacı vekilinin yargılama devam ederken 02/11/2021 tarihinde kayda giren dilekçe ile dosyaya vekaletname sunduğu görülmektedir. Taraf vekillerinin hangi aşamada olursa olsun dava takibi ile görevlendirilmesi halinde, vekille temsil edilme hukukunun ve vekilin de yasal yetki ve sorumluluklarının devreye gireceği, bu muhataplık ve vekalet ilişkisinin yargılamanın seyrini değiştirebileceği, ayrıca uyuşmazlığın teorik olarak kanun yolları aşamasını takip sorumluluğu da göz önüne alındığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde öngörülen ücrete hak kazanılacağı açıktır. Bu itibarla, somut olayda, vekil ile temsil olunan davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zikrolunan hükümleri uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulü ile Daire kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki karara katılmıyorum.