(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8428 E. , 2008/10167 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.09.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.09.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek ge…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/8428 E. , 2008/10167 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.09.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.09.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Mahkemece, dava kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde kırmızı ile boyanan 148 parsel sayılı taşınmazın 404 m2 yüzölçümündeki yerinden davacı parseli yararına geçit tesis edilmiştir. Hükmü, davalılardan ... temyiz etmiştir. Geçit davalarında amaç, genel yol ile bağlantısı bulunmayan taşınmazları genel yola bağlantılı hale getirmektir. Türk Medeni Kanunun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Mahkemece, yapılan bu saptamaya uygun geçit tesis edildiğine göre, davalının diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; Eldeki dava 19.09.2001 tarihinde açılmış, geçit bedeli 2003 yılındaki değerler dikkate alınarak depo ettirilmiş, hüküm ise 21.09.2006 tarihinde kurulmuştur. Görülüyor ki, davanın açıldığı tarih ile davanın karara bağlandığı tarih arasında uzunca bir zaman geçmiş bulunmaktadır. Geçit bedelinin 2003 tarihindeki değerlere göre belirlenmesinin geçit ile yükümlü taşınmaz malikinin daha da zararlanmasına neden olacaktır. Dairemizin, öteden beri uygulaması doğrultusunda bu bedelin aradan geçen uzun zaman sebebiyle kararın verileceği tarihe yakın olarak saptanıp depo ettirilmesi gerekir. Mahkemece, yukarıda değinilen husus gözetilmeksizin işlem yapıldığından karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 15.09.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.