Başvuru, öğretmen olan başvurucuların üyesi oldukları sendikanın çağrısı üzerine görev yaptıkları okullarda ana dilinin önemi konusunu bir ders saatinde işlemeleri nedeniyle çeşitli disiplin cezalarıyla cezalandırılmalarının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, öğretmen olan başvurucuların üyesi oldukları sendikanın çağrısı üzerine görev yaptıkları okullarda ana dilinin önemi konusunu bir ders saatinde işlemeleri nedeniyle çeşitli disiplin cezalarıyla cezalandırılmalarının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle aynı mahiyetteki dosyalar bu dosya üzerinde birleştirilmiştir. Başvurular süresinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. A. Arka Plan Bilgisi Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Kurulu 1999 yılında aldığı bir kararla 21 Şubat gününü “Uluslararası Ana Dili Günü” olarak kabul etmiş ve dünya çapında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla ilk kez 2000 yılında “21 Şubat Dünya Ana Dili Günü” kutlanmaya başlanmıştır.B. Başvuruya Konu Süreçler Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular farklı şehir ve okullarda görev yapan öğretmenlerdir ve aynı zamanda Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN/Sendika) üyesidirler. Sendika 19/2/2016 tarihinde, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü kapsamında çeşitli etkinliklerin yanı sıra şubelerin belirleyeceği biçimde ders işlenmesi yönünde karar almıştır. Bunun üzerine Sendika Şubeleri 22 Şubat günü "ana dillerinde ana dili tarihçesi anlatılmasına ve deftere işlenmesine" karar vermiştir. Başvurucular, mensubu oldukları Sendikanın aldığı karar doğrultusunda 22/2/2016 tarihinde bir ders saatinde ana dilinin anlam ve önemini belirtecek şekilde ders işleme eylemine katılmıştır. 2018/561, 2018/2131, 2018/3746, 2018/2158, 2018/6874 No.lu Bireysel Başvurulara İlişkin Süreçler Olayların meydana geldiği tarihte 2018/561, 2018/6874 No.lu dosyalardaki başvurucular, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde ilkokul öğretmenidir. 2018/2131 ve 2018/3746 No.lu dosyalardaki başvurucular, Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde lise öğretmenidir. 2018/2158 No.lu dosyadaki başvurucu, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde ortaokul öğretmenidir. Başvurucular hakkında yukarıda anlatılan ana dilinde ders işleme eylemine katıldıkları gerekçesiyle inceleme başlatılmış ve başvurucuların eylemlerinin sendikal faaliyet kapsamında yer almadığı, eğitim öğretim faaliyetlerini protesto eder mahiyette olduğu gerekçesiyle başvurucular 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun maddesinin (B) fıkrasının (a) bendi gereğince kınama cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucular, haklarında verilen kınama cezasının iptali talebiyle dava açmıştır. Diyarbakır İdare Mahkemeleri, başvurucuların eylemlerinin sendikal faaliyet içinde kaldığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar vermiştir. Kararın istinaf yargı yoluna götürülmesi üzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) davaların reddine kesin olarak karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi gerekçesinde; eylemin sendikal faaliyet kapsamında yer almadığını, dolayısıyla mevzuata, kurumca belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak müfredat dışı ders işleme eyleminin diğer bir demokratik ve anayasal hak olan eğitim hakkını engelleme sonucunu doğuracağını belirtmiştir. 2018/1354, 2018/1369, 2018/1423, 2018/2153, 20182709, 2018/3144, 2018/3345, 2018/3307, 2018/3555, 2019/42606 No.lu Bireysel Başvurulara İlişkin Süreçler Başvurucular olayların geçtiği tarihte Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde lise ve ilkokul öğretmenidir. Başvurucular, ana dilinde ders işleme eylemine katıldıkları gerekçesiyle yukarıda anlatılan nedenlerle (bkz. § 12) 657 sayılı Kanun'un maddesinin (C) fıkrasının (a) bendi gereğince 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucuların ilgili işlemlere karşı açtıkları davalar Diyarbakır İdare Mahkemelerince sendikal faaliyet kapsamında kabul edilmiş ve işlemler iptal edilmiştir. İtiraz üzerine Bölge İdare Mahkemesi, yukarıda anlatılan gerekçelerle davaların reddine kesin olarak karar vermiştir (bkz. § 14). 2018/28028, 2018/28668, 2018/33034, 2019/5967 No.lu Bireysel Başvurulara İlişkin Süreçler Olay tarihinde 2018/28028 No.lu başvurudaki başvurucu, Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde ilkokul öğretmenidir. 2018/28668 No.lu başvurudaki başvurucu Diyarbakır'ın Sur ilçesinde ortaokul öğretmenidir. 2018/33034 No.lu başvurudaki başvurucu Diyarbakır'ın Yenişehir ilçesinde lise öğretmenidir. Başvurucular, ana dilinde ders işleme eylemine katıldıkları gerekçesiyle yukarıda anlatılan gerekçelerle (bkz. § 12)657 sayılı Kanun'un maddesinin (B) fıkrasının (a) bendi gereğince kınama cezası ile cezalandırılmıştır. 2019/5967 No.lu bireysel başvuruda adı geçen başvurucu, Antalya'nın Alanya ilçesinde ortaokul öğretmenidir ve aynı eylem nedeniyle 1/30 oranında aylıktan kesme cezası almıştır. Başvurucuların ilgili işlemlere karşı açtıkları davalar İdare Mahkemelerince reddedilmiştir. Mahkeme gerekçelerinde, eylemin sendikal faaliyet kapsamında yer almadığı ve eğitim hakkını engelleme sonucunu doğuracağı belirtilmiştir. Anılan kararlar Bölge İdare Mahkemesi tarafından uygun bulunarak istinaf başvurularının reddine kesin olarak karar verilmiştir. Başvurucular, süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 657 sayılı Kanun’un “Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipte Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır.” 657 sayılı Kanun’un “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:...B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde,...kusurlu davranmak...C - Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek,..."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İfade Özgürlüğü Bağlamında İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar... Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda (...) ahlakın (...) korunması (...) için gerekli olan bazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "ödev ve sorumluluklar" ifadesinin geniş yorumlanması ile kamu görevlilerinin ifade özgürlüğüne kısıtlamalar getirilebileceğini belirtmiştir. Fakat kamu görevlilerinin de birey olduğunu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlerinin bulunduğunu ve bu doğrultuda Sözleşme'nin maddesinden yararlandıklarının şüpheden uzak olduğunu da ifade etmiştir. Bununla birlikte memurun bulunduğu konum ve görev yaptığı alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk derecesinin belirlenmesinde ulusal makamların bir takdir marjı olduğunu da eklemiştir (İsmail Sezer/Türkiye, B. No: 36807/07, 24/3/2015, §§ 52-54; Vogt/Almanya [BD], B. No: 17851/91, 26/9/1995, §§ 51-53; Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22954/93, 2/9/1998, §§ 53, 54; Otto/Almanya (k.k.), B. No: 27574/02, 24/11/2005). AİHM, kamu görevlilerine verilen disiplin cezalarıyla güdülen meşru amacın gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği yönünden yalnızca cezanın bir kuralla öngörülmüş olmasını yeterli bulmamakta; somut bir değerlendirmenin varlığını aramaktadır. Bu bağlamda kamu görevlilerinin cezalandırılan eylemlerinin kamu hizmetlerinin sürekliliğini ya da gereği gibi yerine getirilmesini etkilemek veya görev yapılan devlet kurumunun itibarını zedelemek gibi cezayı gerekli kılan sonuçlara sebep olduğunun açıkça gösterilmesi gerektiğini belirtmektedir (Kula/Türkiye, B. No: 20233/06, 19/6/2018, §§ 48, 49). Ana Dilinde Eğitim Talebine İlişkin AİHM İçtihadı Ana dilinde eğitim görme talebi 1968 yılında Belçika dil davasında AİHM'in önüne gelmiştir. Sözleşme'nin (1) No.lu ek Protokolü'nün maddesinde "Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir." hükmü yer almaktadır. AİHM, bu kapsamda ana dilinde eğitim hakkı verilmemesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasını incelediği Belçika Dil Davası/Belçika ([GK], B. No: 1474/.., 9/2/1967) kararında şu hususlara değinmiştir:"i. Eğitim hakkına saygı gösterilmesi için eğitimin yapılması gereken dil Sözleşme'de belirtilmemiştir. Bu eğitimin nasıl verileceği toplumun ihtiyaçlarına ve kaynaklarına göre zaman ve yerde değişiklik gösterebilen düzenlemeler gerektirir ve bu düzenlemeler devletler tarafından yapılmalıdır. Ayrıca protokolde yer alan maddede devletlerden eğitim veya öğretim alanında ebeveynlerin dil tercihlerine saygı göstermeleri değil, yalnızca dini ve felsefi inançlarına saygı duymaları gerektiği belirtilmiştir.ii. Yetkili ulusal makamlar, içlerinde var olan farklılıklar nedeniyle farklı hukuki çözümler gerektiren durum ve sorunlarla sık sık karşılaşmaktadır. Ancak eğitim hakkı ayrımcılık temelinde incelendiğinde dahi bir çocuğa veya ebeveyne kendi seçtiği bir dilde eğitim elde etme hakkını garanti etme etkisine sahip olmadığını kaydeder. Eğitimde ayrımcılık yapılmaması, her bir devletin kendi yetki alanı içindeki herkese, ayrımcılık yapılmaksızın, eğitim hakkının güvence altına alınmasını sağlamaktır. Bu hükmü, bir devletin yargı yetkisi dahilindeki herkese kendi seçtiği dilde eğitim alma hakkı tanıdığı şeklinde yorumlamak, karmaşık sonuçlara yol açacaktır, Çünkü herhangi bir kimsenin herhangi bir eğitim dilini talep etmesi içinden çıkılmaz sonuçlara neden olabilir.iii. AİHM bu konuda devletlerin tek dilde eğitim sistemini benimserken, kamu menfaati ile ilgili bir hedefi takip ettiğini not eder. AİHM'e göre tek dilli bölgelerdeki dilsel birliği desteklemek ve özellikle öğrenciler arasında derinlemesine bir bilgiyi teşvik etmek kamu menfaati ile ilgili bir hedeftir ve bu hedef kendi içinde herhangi bir ayrımcılık unsuru içermez."