1. Hukuk Dairesi 2026/1468 E. , 2026/1956 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/690 E., 2024/203 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve …
1. Hukuk Dairesi 2026/1468 E. , 2026/1956 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/690 E., 2024/203 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vasisi; davalı ...’nin davacı annesine baktığı sırada hile ile aldığı vekaletnameyle davacı adına kayıtlı 13 77... parsel sayılı taşınmazları diğer davalı eşi ...’a satış suretiyle devrettiğini, işlemin hile ile alınan vekaletname uyarınca davacı annesinin bilgisi ve onayı dışında yapıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı ... adına tapuya tescilini istemiş, yargılama aşamasında davacının ölmesi üzerine mirasçıları ..., ... ve ... davaya devam etmişler, çekişme konusu 4423 parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından ...’ya devredilmesi üzerine HMK’nın 125. maddesi uyarınca taşınmazı devralan ... davaya dahil edilmiştir. Davalı ...; davacı annesine bakması nedeniyle dava konusu iki taşınmazını kendisine vermek istediğini, işlem yapmak üzere Tapu Müdürlüğüne gittiklerini, ancak o gün çok kalabalık olması nedeniyle işlemin gerçekleşmediğini, davacı annesinin sağlık sorunları olması nedeniyle bir daha Tapu Müdürlüğüne gelemeyeceğini beyan etmesi üzerine kendisini vekil tayin ettiğini, devrin davacının bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuş, davalı ... ..., cevap dilekçesinde aynı savunmaları ileri sürmüştür. Bozma kararından sonra davaya dahil edilen davalı ...; dava konusu 4423 parsel sayılı taşınmazı iyi niyetle iktisap eden üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, taraflar arasındaki öncesine dayalı işlemlerden haberdar olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin 15.03.2016 tarihli ve 2014/574 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararı ile; her ne kadar davacı davasında hile vakıasına dayanmakta ise de davalıların ikrarından, taşınmazların devrine ilişkin 10.05.2012 tarihli satış işleminin muvazaalı olduğu, tarafların gerçek iradesinin satış işlemi olmadığı, malikin iradesinin bağışlama yönünde olduğu; buna göre sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı, butlan yaptırımına tabi olduğu, bu hususun yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re'sen göz önünde bulundurulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 08.04.2019 tarihli ve 2016/8381 Esas, 2019/2468 Karar sayılı kararı ile; çekişme konusu 4423 parsel sayılı taşınmazın yargılamanın seyri sırasında dava dışı ...’e 19.02.2015 tarihli işlemle temlik edildiği gözetilerek 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesi hükmü uyarınca, davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceğinin sorulması ve bu yöndeki usuli eksiklik giderildikten sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerektiği gereğine değinilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 08.09.2020 tarihli ve 2019/410 Esas, 2020/484 Karar sayılı kararı ile; dava konusu 4423 parsel sayılı taşınmazı temlik alan ...’ya yönelik muvazaa iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu 4423 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, 1377 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacılar murisi ... adına tapuya kayıt tesciline karar verilmiş, söz konusu kararın davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 01.06.2021 tarihli ve 2021/584 Esas, 2021/2967 Karar sayılı kararı ile; vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı hususunda araştırma yapılması, vekalet görevinin kötüye kullanıldığının sabit olması halinde, ilk elden temlik alan davalı ... ...’nın TMK'nın 1023.maddesi uyarınca iyiniyetli olup olmadığının değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gereğine değinilerek karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 5.10.2021 tarihli ve 2021/322 Esas, 2021/650 Karar sayılı kararı ile; vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle 1377 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, davalı ...’nın 4423 parsel sayılı taşınmazı iyi niyetle iktisap eden üçüncü kişi konumunda bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 14.09.2022 tarihli ve 2022/2303 Esas, 2022/5739 Karar sayılı kararı ile bu kez; bozmaya uyulduktan sonra bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerektiği, bu kapsamda Mahkemece vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığı hususunda araştırma yapılması, vekalet görevinin kötüye kullanıldığının sabit olması halinde 4423 parsel sayılı taşınmazı ilk elden temlik alan davalı ...’nın TMK'nın 1023. maddesi uyarınca temlikinde iyiniyetli olup olmadığının değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek karar bozulmuş, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; müteveffa ...'ın vekili olan davalı kızı ...'ın, vekalete dayanarak davalı eşi ...'a satış suretiyle dava konusu taşınmazları devrettiği, davalıların cevap dilekçesi ile devredilen taşınmazları muris ...'ın kendisine bağışlamak istediğini, Tapu Müdürlüğünün yoğun olması nedeniyle işlem yapamadıklarını ve murisin yaşlılığı nedeniyle vekil tayin edildiğini beyan ettikleri, davalıların bu savunmasının işlem sırasında davacıya ve vekile bedel ödenmediğini gösterdiği, davalı ...'a yapılan devrin davacının isteği ve talimatı doğrultusunda yapıldığının, taşınmazın davalıya aslen bağış olarak verildiği hususlarının davalı tarafça ispat edilemediği, bu durumda temlikin vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiği, dolayısıyla davalılardan ... ile ...'ın aralarında el ve iş birliği içinde hareket ettiği sonucuna ulaşıldığı, yargılama sırasında dava konusu 4423 parsel (yeni 3 19... parsel) sayılı taşınmazın dahili davalı ...' ya 19.02.2015 tarihli satış işlemiyle devredildiği, nüfus kayıtları incelendiğinde dahili davalı ...'nın davalı ...'ın kardeşi ...'nin damadı olduğu, dosya arasına alınan ÇKS kayıtları incelendiğinde 4423 parsel numaralı taşınmazın dahili davalıya devredildiği tarihten sonraki dönem olan 2016 üretim yılı için davalı ... adına destekleme müracaatında bulunulduğu, sonraki dönemlerde ise dahili davalı eşi ... adına destekleme müracaatında bulunulduğunun görüldüğü, Mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde ise dahili davalı ile davalı ... arasında akrabalık ilişkisinin bulunduğu, dava tarihinden kısa bir süre sonra dahili davalıya satış suretiyle devredildiği, devir tarihinden sonraki 2016 yılı için davalı ...'ın destekleme talebinde bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, ikinci el konumunda olan dahili davalı ...'nın iktisabında iyiniyetli olmadığına kanaat getirildiği, her ne kadar ÇKS kaydında sonraki dönemler için ...'nın eşi ... adına destekleme müracaatında bulunulmuş ise de iktisabın gerçekleştiği sırada iyiniyetin mevcut olması gerektiği, dolayısıyla dahili davalı ...'nın 19.02.2015 tarihli satış işlemi sırasında iyiniyetli olarak kabul edilmediği gerekçesiyle her iki taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı kısıtlı ...'ın ... . Noterliğinin 20.03.2012 tarih ve ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile sahibi olduğu taşınmazları dilediğine dilediği bedelde satması, satış bedellerini alması ve bu konuda gerekli işlemleri yapması için davalı kızı ...'yi vekil tayin ettiği, dava konusu 4423 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma ifrazından önce 272 parsel numarasında tapuda kayıtlı olduğu, bu parsel ile 1377 parsel sayılı taşınmazların tamamı ... adına kayıtlı iken 10.05.2012 tarihli işlemle davalı ...'a satış yolu ile temlik edildiği, yargılamanın seyri sırasında 4423 parsel sayılı taşınmazın HMK'nın 125. maddesi gereğince davaya dahil edilen ...'ya 19.02.2015 tarihli işlemle temlik edildiği, 1927 doğumlu kısıtlı ...’in Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzman hekimlerinden oluşan heyetçe verilen 19.11.2013 gün ve ... nolu raporda geç başlangıçlı psikotik bozukluk olduğu gerekçesiyle 19.12.2013 tarihinde MK’nın 405. maddesi gereğince kısıtlanarak kendisine oğlu ...’ın vasi tayin edildiği, ...'ın yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçılarının davaya devam ettikleri anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; hükmüne uyulan bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalılar ... ve ...'ın işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak, davalıların temyizi üzerine re’sen yapılan inceleme sonucunda; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 28. maddesi uyarınca ölümle şahsiyet son bulduğundan, tapu kaydının iptali ile aşamada ölen davacının mirasçıları olan davacılar ..., ... ve ... ile davalı ... adına tescile karar verilmesi gerekirken, ölü kişi adına tescile kararı verilmiş olması doğru değildir. Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. Açıklanan nedenlerle; davalılar ... ve ... vekilinin temyizi üzerine re'sen yapılan inceleme sonucunda Mahkeme kararının; hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinden "... adına" ibaresinin çıkarılmasına, yerine “ Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/41 Esas, 2028/26 Karar sayılı ve 10.01.2018 tarihli mirasçılık belgesi uyarınca ... mirasçıları adına tesciline” ifadelerinin yazılması suretiyle kararın bu hali ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.