4. Hukuk Dairesi 2009/3628 E. , 2010/4106 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/06/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rap…
**4. Hukuk Dairesi 2009/3628 E. , 2010/4106 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/06/2007 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/12/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Diğer temyiz itirazına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun (hak ve nasfetle) karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Dava konusu olayın oluş biçimi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen 5.000,00 YTL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/son maddesi gereğince, davacı yararına 2.500,00 YTL manevi tazminat takdir olunmak suretiyle, kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının manevi tazminat tutarına ilişkin ikinci paragrafında yer alan "…5.000,00…" biçimindeki sayı dizisinin silinerek yerine "…2.500,00…" sayı dizisinin yazılmasına; harç alınmasına ilişkin üçüncü paragrafının tümden silinerek yerine üçüncü paragraf olarak "Peşin alınan harç, alınması gereken karar harcını karşıladığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına," biçimindeki tümcenin yazılmasına; davacı yararına vekalet ücreti takdirine ilişkin beşinci paragrafında yer alan "…600,00…" biçimindeki sayı dizisinin silinerek yerine "…500,00" sayı dizisinin yazılmasına; öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/04/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Davacı, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/26 Esas sayılı dosyasında bir kısım müdahiller vekili, davalı ise aynı dosyanın sanıklarından biri olarak yer almıştır. Davaya konu davalı tarafından mahkemeye verilen 24/11/2006 havale tarihli dilekçede bu dosyaya verilmiştir. Davacı avukatın müdahil olan müvekkilleri adına içinde davalının da bulunduğu sanıklar aleyhine gerçekliği kanıtlanmayan iddialarda bulunması, vekilliğini kişiselleştirip davalı hakkında "İt herif" demesi, bu hakaretinden dolayı davacı avukatın mahkum olması, kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesi ile dava konusu edilen ve İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesi'ne verilen 24/11/2006 tarihli dilekçede davacı avukatla ilgili yazılan hususların davalının bu dosya için vermiş olduğu 06/07/2007 tarihli cevap dilekçesindeki açıklamalar ve açıklamaları doğrulayan cevap dilekçesi ekinde bulunan ve davalının sanık olarak yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi dosyasındaki tutanak, beyan ve belgelere ait belge fotokopileri göz önüne alındığında, davalının kendileri hakkındaki suçlamalar ve bu suçlamalarla ilgili ileri sürülen delillere karşı savunma kapsamında kaldığı, savunmaların belgelere dayalı olarak doğru olduğu, davalının davacı avukatı, Adalet Bakanlığı'na şikayet ettiği dilekçede de aynı hususlara yer verildiği, davalı hakkında davaya konu suçlamalardan dolayı açılmış ve sabit olmuş herhangi bir ceza davasının da bulunmadığı anlaşılmakla ortada tazminatı gerektirir bir hukuka aykırılık bulunmadığından açılan davanın reddine karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüş ve kararlarına katılmıyorum. 08/04/2010