Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin Sermaye Piyasası Kurulu'ndan (''SPK'') Kanun (Sermaye Piyasası Kanunu/SerPK) hükümlerine uygun olarak 22.01.2016 yılında geniş yetkili aracı kurum olarak faaliyet izni almış ve mevzuata uygun şekilde aracılık faaliyetlerini sürdüren bir aracı kurum olduğunu, müşterilerine verdiği sermaye piyasaları aracılık hizmetleri için davalı borçlu Banka'nın .... ilindeki ....Şube nezdinde hesabının bulunduğunu, müşterilerin hesaplarının bulunduğu ba
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaybıyla taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında müvekkilinin tüm yükümlülüklerini süresinde ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olmasına rağmen davalı şirketin haksız ve kötüniyetli bir şekilde tapu devri yapmaktan kaçındığını, bu nedenle dava konusu taşınmazların müvekkili adına tapuya kayıt ve tescilinin yapılmasını, müvekkilin dava konusu taşınmazlar için davalılardan ...’ya senet/bono verdiğini, dava konusu olan ve davalılardan ... A.Ş’i adına kayıtlı bulunan İstanbul İli Büyükçekmece İlçesi, ... Köyünde kaim, tapuda ... ada, ... parsel olarak kayıtlı ... ve ... Numaralı villa niteliğinde bağımsız bölümlerin 3. Kişilere satış ve devrinin engellenmesi açısından HMK 389. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca tapu kaydına teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, davanın kabulü ile, İstanbul İli Büvükçekmece İlçesi. ... Köyünde kaim, tapuda ... ada. ... parsel olarak kayıtlı villa niteliğinde olan ... ve ... Bağımsız Bölüm numaralı taşınmazların bakiye bedellerinin ödenmesi için müvekkil adına Kalan bakiyenin ödenmesi ve banka ipoteğinin kurulabilmesi için, tapunun devri için mahkemenin kuracağı bir ara karar tedbir ile kendilerine yetki verilmesine ve 298 ve 304 nolu taşınmazların tapuya kayıt ve tesciline, tapu senedinin müvekkiline teslimine, ya da terditli nitelikte açılan işbu davada tapu İptali ve Tescilin mümkün olmaması durumunda: İstanbul İli Büyükçekmece İlçesi, Karaağaç ... kain, tapuda ... ada, ... parsel olarak kayıtlı villa niteliğinde olan 298 ve 304 Bağımsız Bölüm numaralı taşınmazın için müvekkil tarafından ödenen bedellerin çeşitli ekonomik etkenlerin ÜFE-TÜFE artış oranları, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve isçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları alınmak suretiyle paranın ulaşacağı alım gücünün denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerinin tespiti yönünden uzman bilirkişiden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle belirlenecek olan tazminatın (rayiç değerden az olmamak kaydı ile), dava tarihinden başlamak üzere en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, ... A.Ş ye 15.06.2018 tarihli 1.575.000 TL bedelli iki adet senet, taşınmazların KDV si için verdiği 2 adet 567.000 TL senet (bu senetler iade edilmiştir) ve en son KDV oranının düşmesi sonrası vade tarihi kısmı boş bırakılmış 1 adet 504.000 TL bedelli toplamda 3 adet senet bedeli 3.654.000 TL tutarında senet verildiğini, bu senetler nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin önlenmesi için bu senetlerin ödenmemesi konusunda tedbir kararının verilmesine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş.vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin bu davadaki tescil ve tazminat taleplerine davalı sıfatıyla muhatap olmasının mümkün olmaması ve dava süresi de göz önüne alındığında müvekkili şirket açısından telafisi mümkün olmayacak zararlara sebebiyet verecek olması nedeniyle öncelikle ihtiyatî tedbirin kaldırılmasına, bu mümkün görülmezse davalıdan taşınmazın değerinin %40’ından az olmamak üzere teminat alınmasına, müvekkilinin davacı ile arasında hiçbir ticarî ve hukukî ilişkinin bulunmadığını, davacının müvekkiline karşı hiçbir talep hakkının söz konusu olmadığını, davada “pasif husumet ehliyeti” bulunmayan müvekkili bakımından davanın bu sebeple reddine, maddî ve hukukî dayanaktan yoksun bulunan davanın esastan reddine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin diğer Davalı ... A. Ş ile yapmış olduğu Sözleşme Çerçevesinde davacıya İstanbul İli Büyükçekmece İlçesi, ... Köyünde Kaim, Tapuda ... Ada, ... Parsel Olarak Kayıtlı Villa Niteliğinde Olan 283 Bağımsız Bölümü Sattığını ve Yer Teslimini de davacıya yaptığını, ancak diğer davalı ... A.Ş'nin yarattığı haksız Ve mesnetsiz muaraza nedeni ile tapu devir işlemini gerçekleştiremediklerini, müvekkili ile diğer davalı ... arasındaki sözleşme ilişkisinin dayanağı ve 19.06.2014 tarihli Ana Sözleşme ile 2015 ve 2016 tarihli Ek Sözleşmeler ile her ne kadar asıl sözleşmede taraflarca sözleşmenin adı "Gayrimenkul Satış Vaadi" olarak belirlenmişse de sözleşmenin isminden öte ortak amacın ne olduğu tespit edilerek sözleşmenin değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtayın yerleşmiş içtihadı çerçevesinde müvekkili şirket ile diğer davalı ... şirketi arasında imzalanan 19.06.2014 tarihli ana sözleşme ve eklerinde yer alan unsurlar tek tek dikkate alındığında tarafların hak ve yükümlülüklerinin adi ortaklık hükümleri çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya tapusunun verilmesi gerektiği hususunda diğer davalı ... Şirketine defalarca yazılı ve sözlü uyarılarda bulunmuş olmasına rağmen diğer davalı, davacıya ve onun gibi ... olarak tanımlanan projeden villa satın alan diğer bir ısım tüketici/müşterinin de tapu devrini yapmaktan haksız şekilde imtina ederek huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle müvekkili şirket üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, inşaatı bitirip davacı tarafa teslim etmiş olup; davacı taraf dava konusu villayı kullanmakta olduğundan, müvekkili aleyhine ileri sürülen davacı taleplerinin müvekkil şirket yönünden reddine, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden her halükarda yargılama gideri ve vekalet ücretinin müvekkil şirkete yüklenilmemesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece " Davacı ile davalı ... Ltd.Şti arasında düzenlenen 17/10/2017 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinde, 298 ve 304 numaralı bağımsız bölüm alıcı ve satıcıya ilişkin bilgiler başlıklı 1. Sayfasında taşınmaz türü villa olarak nitelendirildiği, bedele ilişkin bilgiler bölümünde de konut bedeline ilişkin bilgiler başlığı altında tüm vergiler dahil peşin fiyatlarının 3.717.000,00 TL olduğunun yazılı olduğu, bu haliyle sözleşme konusu taşınmazın villa konut olduğu, dava dilekçesinde taşınmazın ticari ya da mesleki amaçla satın alındığına dair beyan ve delil olmadığı, davacının tüketici olduğu anlaşılmaktadır. Aksine gayrimenkul satış vaadi sözleşme öncesi bilgilendirme formu ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde konut olarak belirtildiği ve hatta uyuşmazlık konusunda Bakırköy Tüketici Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabul edildiği, devire ilişkin ek sözleşmelerde de ... konut olarak belirtildiği, TTK'da ticari şirketlerin tacir sayılacağının hükme bağlandığı, tacir niteliğindeki tüzel kişileri ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işlerin ticari işlerden sayılacağının TTK 19/1 maddesinde olduğu, ancak 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabileceği, tüketicinin malı satın alma amacı bu kanun kapsamında önem kazandığı, ancak tapu kayıtları, taraflar arasındaki sözleşemeler ve dava dilekçesi dikkate alındığında konut olarak düzenlendiği, satın alma amacının konut olduğu, tapu kayıtlarının aleni olduğu, amacın sonradan değişmesinin kat mülkiyeti kanunu ve hükümleri, taşınmaza ilişkin abonelik konusundaki uyuşmazlıklarda özel olarak düzenlendiği, ayrıca 28 Kasım 2013 tarihli 6502 sayılı TTK yürürlük tarihleri dikkate alındığında Ticaret Kanunundan sonraki tarihleri taşıdığı anlaşılmakla, 28 Kasım 2013 tarihli 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 28/05/2014 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olup Ticaret Kanunun kabul tarihi 13 Ocak 2011, Yürürlük tarihi 01 Temmuz 2012'dir. İstanbul BAM 9. H.D'nin 2018/2349 Esas 2018/939 Karar ilamı, İstanbul BAM 7. H.D'nin 2020/183 esas 2020/269 karar, 2020/356 esas 2020/633 karar, 2020/270 esas 2020/1870 karar sayılı ilamları bu doğrultudadır. Bu durumda davaya bakmak görevi Tüketici Mahkemesine aittir. Hal böyle olunca görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunun anlaşılması karşısında Mahkememizin görevsizliğine, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, kararın kesinleştiği tarihten itibaren başlatılmak suretiyle iki hafta içinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne tevdiine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine " şeklinde karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... A.Ş. istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin son derece hukuka aykırı ve keyfi bir karara imza attığını, tüzel kişi tacirlerin yaptığı işlemlerin ticari olması ve taraf olduğu davaların da TTK. m. 4 ve 5 hükümleri uyarınca ticari dava sayılması aksi sözkonusu olamayacak bir hukukî sonuç olduğunu, tüzel kişi tacirin yaptığı işlemin ticari olduğunu belirtmesi de hiçbir şekilde aranmayacağını, belirtse dahi hukuken hiçbir sonuç doğurmayacağını, zira tüzel kişi tacirlerin ticari işletmelerini ilgilendirmeyen adi sahası olamayacağını, aksi yönde yapılacak her türlü yorum ve mahkeme kararı, hangi derecede verilmiş olursa olsun açıkça usul ve yasaya, özellikle de TTK.m. 19 hükmüne aykırı olduğunu, yasa hükmü (TTK. m. 19) açıkça tüzel kişi tacirlerin ticari amaç dışında bir amaç gütmek suretiyle hareket etmesinin mümkün olamayacağını düzenlediğini, TKHK.m. 3-k ile TTK m. 19 arasındaki ilişki, bu iki hüküm birlikte doğru yorumlandığında, TTK. m. 19’un özel hüküm niteliğinde olduğunu, zira tüzel kişi tacirler, ticari amaç dışında amaç güdemeyecek olan, böylece TKHK m. 3-k hükmünün kapsamı dışında kalan tüzel kişiler olduğunu, mahkemenin bunun aksine olarak yapmış olduğu yorumun ne kadar hatalı olduğunu, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ile ilgili Adalet Komisyonu raporları ortaya koyduğunu, davacı ile ... A.ş. arasındaki sözleşme ilişkisinin tamamen dışında bulunan ve sadece arsa maliki sıfatını haiz bulunan müvekkili şirket ile davacı arasında tüketici hukukuna ve tüketicinin korunması hakkında kanuna dayalı hiçbir hukuki ilişki bulunmadığı gibi, adi sahası bulunması mümkün olmayan davacı tacirin tüketici olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple davacının tüketici olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, farz-ı muhal olarak bir an için davacının müvekkili aleyhine bir tescil veya tazminat davası açması söz konusu olsa dahi, bu davayı görmekle görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleri olduğunu, tüketici mahkemeleri hiçbir şekilde görevli bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu 08.04.2021 tarihli görevsizlik kararı bağlamında, müvekkili bakımından Tüketici Mahkemelerinin görevli olarak gösterilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, işbu karara karşı istinaf taleplerinin kabulü ile kanuna ve usûle aykırı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.