13. Hukuk Dairesi 2016/17339 E. , 2018/8335 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açık…
**13. Hukuk Dairesi 2016/17339 E. , 2018/8335 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalılardan daire satın aldığını, daireye yerleşmesinden kısa süre sonra binada ciddi çatlakların meydana geldiğini ve binanın Kasım 2008 de Belediye tarafından mühürlendiğini, bu durum üzerine yaptığı araştırmada diğer blokta 1998 yılında aynı sorunun yaşandığını, bu durumun kendisinden gizlenerek hile ve aldatmaca ile dairenin satıldığını, hatta kendi bloklarında da güçlendirme çalışması yapılmasının kararlaştırıldığı ancak yeterli para toplanamadığından çalışmanın yapılamadığını, daireyi banka kredisi kullanarak aldığını,ayıbın gizli nitelikte olup banka eksperince de fark edilemediğini, tüm bu nedenlerle ayıbın hile ile gizlediğini ileri sürerek öncelikle taraflar arasındaki satış işleminin iptaline ve davacı adına kayıtlı bulunan tapunun yeniden davalılar adına yarı yarıya tesciline, satış bedeli olan 59.000,00 TL'den şimdilik 25.000,00 TL'sinin 02/08/2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, mümkün olmaması halinde güçlendirme bedeli olan 20.680,00 TL ile kiraya çıkarak ödemek zorunda olduğu 4.400,00 TL'nin kasım 2008'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak davacının çevrede yapacağı basit bir soruşturmayla ayıbı öğrenebileceği, muyene ve gözden geçirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden ayıbı kabul etmiş sayılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, ayıplı ifa nedeniyle açılan sözleşmenin feshi ile birlikte tapu iptal tescil ve bedel tazmini,bunun mümkün olmaması halinde ise ödemek zorunda kaldığı tamir bedeli ile kira bedeline ilişkindir. Davanın açıldığı ve sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 194. Maddesinde (yeni 219) “Bayi müşteriye karşı mebiin zikir ve vadettiği vasıflarını mütekeffil olduğu gibi maddi veya hukuki bir sebeple kıymetini veya maksut olan menfaatini izale veya ehemmiyetli bir suretle tenkis eden ayıplardan salim bulunmasını da mütekeffildir. Bayi, bu ayıpların mevcudiyetini bilmese bile onlardan mesuldür.” denilmektetir.