4. Hukuk Dairesi 2024/4721 E. , 2024/11901 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/339 E., 2021/436 K. Mahkeme kararı, davalı tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olup duruşma istemi süresinde duruşma giderleri karşılanmadığı için reddedilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belge
**4. Hukuk Dairesi 2024/4721 E. , 2024/11901 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/339 E., 2021/436 K. Mahkeme kararı, davalı tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olup duruşma istemi süresinde duruşma giderleri karşılanmadığı için reddedilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2008/330 esas sayılı takip dosyası ile satışa çıkarılan taşınmazı ihalede en yüksek peyi ileri sürerek davacının satın aldığını sonrasında davalının kötü niyetli hareket ederek ihalenin feshi davası açtığını, Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2009/1056 esas sayılı dosyasında şikayetin reddi ile ihale bedelinin %10'u oranında para cezasının davalıdan tahsiline karar verdiğini, bunun da davalının kötü niyetini gösterdiğini belirterek, taşınmazın geç tesliminden kaynaklanan zararının davalıdan tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ihaleye katılması nedeniyle ihalenin feshi davası açtığını, davacının talebinde haksız olduğunu, kendisinin ihale sürecinde gördüğü eksiklikler nedeniyle yasal hakkını kullanarak dava açtığını, davası reddedilip üstüne bir de ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına mahkum edildiğini belirterek haksız açılan davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.06.2012 tarihli ve 2011/425 Esas, 2012/249 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 06.03.2018 tarihli ve 2017/3553 Esas, 2018/1561 Karar sayılı ilamıyla; "...Anayasa'da Hak Arama Hürriyeti olarak tanımlanan ve yargı mercileri önünde hak arama, ihbar ve şikayet ve dava açma özgürlüklerini de kapsayan haklar vardır. Hiç kuşku etmemek gerekir ki, sözü edilen bütün bu hak ve özgürlükler asla sınırsız değildir. Bir diğer anlatımla toplumda sulh ve huzurun gerçekleşmesi, adil bir dengenin kurulabilmesi için, bu Anayasal hakların gösterdiği özellikler itibariyle başkalarının hak ve çıkarlarıyla olan ilişkilerine göre daraltılması ve ve genişletilmesi gerekir. Hak ve çıkarların karşı karşıya gelmesi, yani hukuki çıkarların (yararların) çatışması halinde çatışan çıkarlar arasındaki sınırın, MK.nun 1. maddesindeki ana kural uyarınca hakim tarafından büyük bir özenle çizilmesi gerekir. Hakim, çatışan çıkarlar arasındaki bu sınırın MK'nun anılan maddesi uyarınca hukuk yaratarak belirlerken, Adalete uygun bir sonuca varması için öğretide ve uygulamada kabul edilmiş ve genelleşmiş olan kıstaslardan da yararlanmalıdır. Hiç Kuşku yok ki, hukuken korunan varlıklar olarak haysiyet, şeref ve hak arama özgürlüğü soyut kavramlar olarak ele alındığından birinin diğerine üstünlüğü yoktur. Hukukça korunan üstün hak ve çıkarın var olması da tek başına asla yeterli değildir; aynı zamanda bu hak ve çıkarın kötüye kullanılmamış olması da gerekir. Anayasamızın 36 maddesinde herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu düzenlenmiş olup dava açma hakkı Anayasal bir hak ise de bu hakkın sınrları içinde kullanılması gerekir. Davaya konu olayda; davacının ihale yoluyla aldığı taşınmazı geç teslim almasının ve bu sebeple oluşan zararının nedeni davalının açmış olduğu ve yasal dava açma hakkının sınırlarının aşıldığı ihalenin feshi davasıdır. İhalenin feshi davası nedeniyle davacı taşınmazı geç teslim almıştır. Oluşan zararla davalının eylemi arasında uygun illiyet bağı da mevcut olup davacının taşınmazını geç teslim almasından kaynaklanan zararının kapsamı belilenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihalenin feshi davası nedeniyle davacının taşınmazı geç teslim aldığı, oluşan zararla davalının eylemi arasında uygun illiyet bağının da mevcut olduğu, davacının taşınmazını geç teslim almasından kaynaklanan zararının bilirkişi raporuyla belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 46.200,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı temyiz dilekçesinde; Anayasal bir hak olan dava açma hakkını kullandığını, tazminatla sorumlu tutulmasının kabul edilemez olduğunu, ayrıca 17.09.2019 tarihli celseye taraflar gelmediği halde yargılamaya devam edilmesinin kanuna aykırı olduğunu, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edilmediğini, bu durumun savunma hakkının sınırlanması anlamına geldiğini, Yargıtay'da yapılan duruşma günü tebliği bila tebliğ döndüğü halde duruşma yapıldığını, avukatının diğer tebligatları aldığı halde davayı takip etmediğini, süresinde karar düzeltme yoluna başvurmadığını, kendisi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve ceza davası da açıldığını, davanın kabulünün davalının mağduriyetine neden olduğunu, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık, haksız açılan ihalenin feshi davası nedeniyle gayrimenkulün geç teslim alınmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinde; "(1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. (2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez. (3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır. (4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır. (5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. (6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır. (7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır." şeklinde düzenleme mevcuttur. Dosya içeriğinden; mahkemenin 17.09.2019 tarihli oturumuna tarafların katılmadığı ve taraflarca mazerette sunulmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca asılları ve vekilleri duruşmaya katılmayan davacı yönünden dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken esası incelenerek kabulü doğru görülmemiş olup davalı yararına bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebep ve şekline göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.