Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/3107 E. , 2024/1221 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/3107 Karar No:2024/1221 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... markası a…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/3107 E. , 2024/1221 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/3107 Karar No:2024/1221 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Televizyon Yayıncılık ve Prodüksiyon A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... markası altında sinema içerikleri sağlayan davacı şirketin, ... uydu platformunda bulunan tek şifreli birincil sinema içerik sağlayıcısı olarak gelir elde etmekteyken 01/01/2014 tarihinde bu platformdan çıkarılmasının ve ... ve ... uydu platformlarına erişim taleplerinin reddedilmesinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesini, anılan iki uydu platformunun birlikte hareket etmesinin 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlâl ettiği iddiasıyla yapılan şikâyet üzerine gerçekleştirilen soruşturma sonucunda anılan uydu platformlarının sahibi teşebbüslere idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemin ...'ün ve ...'ın eylemlerinin hâkim durumun kötüye kullanılması oluşturup oluşturmadığına ilişkin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; ...'ün davacı şirket ile sözleşme yapmayı reddetme eylemi açısından, davacı şirketin televizyon faaliyetlerine başladığı günden bu yana ... platformunda hiçbir zaman yer almadan ticari faaliyetlerini sürdürdüğü, davacının ... ile olan sözleşmesinin sona ermesini takiben uydu platform hizmeti pazarında faaliyet gösterebilmek adına kendi platformu olan ...'u kurduğu, ayrıca davacının ödemeli yayıncılık pazarında izleyicilere ulaşmak için alternatif yayın olanaklarını da (..., ..., ...) kullandığı, ... teknolojisi vasıtasıyla ... ve ... üzerinden, ... vasıtasıyla ... üzerinden ve ... teknolojisi ile ... üzerinden yayın yaptığı, davacının 2013 yılı itibarıyla abonelerinin ve gelirlerinin önemli bir bölümünü uydu platformu üzerinden gerçekleştirdiği faaliyetlerden elde ederken 2015 yılında uydu platformu üzerinden gerçekleştirdiği faaliyetlerden elde ettiği abone ve gelir ciddi anlamda azalmasına rağmen ... teknolojisi ile ... ve ... üzerinden gerçekleştirdiği faaliyetlerden elde ettiği gelirlerde artış olduğu, dolayısıyla, sözleşmeye konu hizmetin alt pazarda faaliyet göstermek için vazgeçilmez bir unsur olmadığı, yine ... ile sözleşme yapamamasının alt pazarda faaliyet göstermesine engel olmadığı, ... açısında ise, uydu üzerinden ödemeli televizyon yayıncılığı pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin ..., ... ve ... olduğu, 2013 yılında abone sayısı bazında ...'ın pazar payının %22,99 seviyesinde olduğu, abonelik geliri açısından yapılan değerlendirmede ...'ın pazar payının daha düşük olduğu, ...'ın abone sayısı ile abone geliri bazındaki pazar payı arasındaki farkın ...'ün, Süper Lig futbol karşılaşmalarının canlı yayın hakkına sahip olmasından kaynaklandığı, ...'ın ödemeli televizyon yayıncılığı pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar lideri olan ...'ün oldukça gerisinde kaldığı ve bu veriler ile ...'ın uydu platform hizmetleri pazarında ya da ödemeli televizyon yayıncılığı pazarında hâkim durumda bir teşebbüs olarak nitelendirilemeyeceği, bu bağlamda ... ve ...'ün eylemlerinin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında bir ihlâl teşkil etmediği; Dava konusu işlemin iki teşebbüsün hâkim durumu birlikte kötüye kullandıkları iddiası kapsamında yapılan değerlendirmede; birlikte hâkim durumun varlığından bahsedebilmek için, iki ya da daha fazla sayıda teşebbüsün ekonomik bir bakış açısıyla belli bir pazarda birlikte tek bir bütün oluşturacak şekilde davranıyor olmalarının gerektiği, ...'ın anılan pazarlarda hâkim durumda bulunmadığı, bu kapsamda anılan teşebbüsün eyleminin 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında bir ihlâl teşkil etmediği, ... ve ...'ın uydu platform hizmetleri pazarındaki pazar payları arasında önemli fark olduğu, iki teşebbüs arasındaki bu farklılığın ve ...'ün Türkiye Süper Lig futbol karşılaşmalarının canlı yayın haklarına sahip olmasının her iki teşebbüsün pazar konum veya güçlerini birbirlerinden önemli ölçüde farklılaştırdığı, bu farklılaşmanın pazar güçleri/konumları birbirlerine yakın olmayan teşebbüslerin çıkarlarını aynı noktada buluşturarak bir çıkar birlikteliği içinde olmaları olasılığını düşürdüğü, ...'ün Türkiye Süper Lig futbol karşılaşmalarının yayın lisansı için ödediği yüksek bedeller ve yayınlarının önemli bir bölümünü Eutelsat uydusu üzerinden yapması karşısında ...'ın Türksat uydusunu kullanmasının iki teşebbüs arasında maliyet farklılığı oluşturduğu, her iki teşebbüsün birincil film içeriğine ulaşmak konusunda geçmişte tercih ettikleri yöntemlerdeki farklılığın ise ...'ın geçmişte birincil film içeriğini üçüncü bir teşebbüsten satın alıyor iken, ...'ün bir anlamda dikey bütünleşik bir yapı içinde bu tür içeriği aboneleriyle buluşturmuş olmasından kaynaklandığı, bu durumun da iki teşebbüs arasındaki maliyet farklılıklarını artırdığı, ...'ün ve ...'ın ayrı ayrı kendi çıkarları doğrultusunda bireysel olarak değil de davranışlarını koordine ederek birlikte sözleşme yapmanın reddi eyleminde bulunmalarına yol açan herhangi bir yapısal bağa ya da herhangi bir başkaca bağlantının varlığına ilişkin bilgi, belge ya da bulgunun mevcut olmadığından teşebbüslerin birlikte hâkim durumda olmadıkları, dolayısıyla birlikte hakim durumun kötüye kullanılması suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinin ihlâl edilmediği; Davacının şikâyete konu ... ve ...'ın davranışlarının 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca teşebbüsler arasındaki rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar kapsamında olup olmadığı ve rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi kapsamında olup olmadığı hususunda yapılan değerlendirmede; uydu platform işletmecilerinin abonelerine birincil film içeriklerini ...'ün kurulduğu günden bu yana kendi bünyesinde oluşturduğu kanallar aracılığıyla, ...'ın ise daha önce davacı teşebbüse ait ... markası aracılığıyla, daha sonra ise davacı ile aralarındaki sözleşmeyi sonlandırıp kendi bünyesinde oluşturduğu kanallar ile temin ettiği, ayrıca ... ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan ... uydu platformunun da ... ve ... gibi kendi kanalları ile film içeriğini sağladığı, Türkiye'de uydu platform işletmecilerinin birincil film içeriğini kendi bünyelerinde yer alan kanallar aracılığıyla sunmayı tercih ettiği anlaşılmakta olup uydu platformlarının bu alanda birbirlerinden bağımsız hareket ettikleri, söz konusu iddiaların 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi bakımından değerlendirilemeyeceği, bu değerlendirmeler ışığında dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacı şirketin dava konusu işlem tesis edilmeden Bilgi Teknolojileri Kurumu'nun (BTK) görüşünün alınmaması nedeniyle işlemin hukuka aykırı olduğu iddiası kapsamında yapılan değerlendirmede, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, Kurul'un her bir kararı öncesinde BTK'dan görüş almasının öngörüldüğü, idarenin söz konusu şikâyete ilişkin olarak yaptığı önaraştırma döneminde BTK görüşüne başvurduğu ve ilgili kurumun ... tarih ve ... sayılı görüşün davalı idareye sunulduğu, BTK'ın önaraştırma aşamasında aynı şikâyet açısından aynı konu ve olayları incelediği, önceki olayın dışına çıkarak farklı konuları ve olayları inceleyemeyeceği açık olduğundan, davacı şirketin bu iddiası yerinde görülmemiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Kurul'un soruşturma aşamasında BTK'dan görüş almayarak 5809 sayılı Kanun'un 7. maddesine aykırı davrandığı, BTK görüşleri dikkate alınmadan karar verildiği, Kurul'un platformlardan talep edilen hususları eksik ve hatalı değerlendirdiği, başvuru tarihi itibarıyla uydu platform hizmetleri pazarının tamamını oluşturan ... ve ...'ın sözleşme yapmayı reddetmesinin objektif bir gerekçesinin bulunmadığı, bu iki platformun maliyet yapılarının farklı olduğu söylense de abonelerinden aynı erişim bedelini talep ettikleri, toptan satış yaptıkları diğer altyapı sahipleri ile perakende satış yapmayı arzuladıkları uydu platformlarının farklılık arz ettiği, Kurul'un ... açısından pazar payını marka bazlı olarak belirlemesi gerekirken yanlış pazar tanımlaması nedeniyle ...'ın hâkim durumda olmadığı sonucuna vardığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 12/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.