Başvuru, terör olayı nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini talebiyle açılan tam yargı davasında hukuk kurallarının açık bir biçimde hatalı uygulanması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; terör olayı nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini talebiyle açılan tam yargı davasında hukuk kurallarının açık bir biçimde hatalı uygulanması nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Türkiye 2015 yılı Haziran ayından itibaren yoğun bir şekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda PKK tarafından Şırnak'ın merkeziyle Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde, Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit, Nusaybin ve Derik ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara hendekler kazılıp barikatlar kurularak, bu barikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıda terörist, halkın bu yerlere girişini ve çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış; teröristlerle çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında yaklaşık iki yüz güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir (Figen Yüksekdağ Şenoğlu, B. No: 2016/25187, 4/4/2018, § 18). Başvurucunun 2015 yılında bölücü terör örgütü mensupları ve güvenlik güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalar ve sokağa çıkma yasağı sonucu yaşadıkları yerden terör nedeniyle göç etmek zorunda kaldığını, evlerinin yıkıldığını ve eşyalarının zarar gördüğünü, göç nedeniyle manevi zararlarının meydana geldiğini, bu durumun oluşmasında idarenin sorumluluğu bulunduğunu belirterek söz konusu zararlarının tazmini talebiyle yaptığı başvuru, Diyarbakır Valiliğinin (Valilik) 3/4/2017 tarihli işlemiyle 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında manevi tazminat ödeneceğine yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı ile Valilik aleyhine Diyarbakır İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi, manevi tazminat talebini kısmen kabul ederek başvurucu lehine 000,00 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun taşınmazının yaşanan terörle mücadele operasyonları sırasında tamamen yıkılmış olması, evini terk ederek başka yerde yaşamak zorunda kalması sebebiyle yaşadığı sıkıntı ve üzüntüyü kısmen de olsa gidermek üzere takdiren 000,00-TL manevi tazminatın sosyal risk ilkesine göre davalı idarelerce davacıya ödenmesinin sosyal hukuk devleti ilkesi ile hakkaniyetin gereği olduğu belirtilmiştir. Başvurucu ve davalı idarelerin anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi (Dava Dairesi) başvurucunun istinaf talebini reddetmiş; davalı idarelerin taleplerini ise kabul ederek kararın manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmını kaldırmış ve başvurucunun manevi tazminat talebinin reddine hükmetmiştir. Dava Dairesi, sokağa çıkma yasağının vatandaşların can ve mal güvenliğini korumak ve kamu düzenini sağlamak amacıyla ilan edildiği, somut olayda kamu düzeninin olağan hayatı kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu, bu süreçte yaşanan olaylarla birçok yapı ve altyapının hasar gördüğü, çatışmalı bölgelerden vatandaşların tahliyesi, gıda, sağlık ve barınma konularında gerekli tedbirlerin alındığı, kişilerin ev ve eşya zararı doğmasının idari tedbirlerin doğal bir sonucu olduğu; bu suretle, manevi tazminata hükmedilebilmesi için aranan şartların gerçekleşmediği değerlendirmesinde bulunmuştur. Nihai kararın29/7/2020 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucu 10/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyon tarafından yapılan inceleme sonucunda 22/10/2021tarihinde; başvurucunun yaşam hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarıyla ilgili olarak mükerrer başvuru olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmiştir. Adil yargılanma hakkı kapsamında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının kabul edilebilirlik incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.