Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesiz olması, tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması, tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan savcılık talebinin ve tutukluluk incelemesi sırasında
Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesiz olması, tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması, tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan savcılık talebinin ve tutukluluk incelemesi sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi, mesleği nedeniyle hakkında öngörülen özel soruşturma usulünün uygulanmaması, tahliye ve tutukluluğun devamı kararlarına itiraz taleplerinin değerlendirilmemesi, tutukluluk incelemeleri ile itiraz sonucu verilen kararların tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamayı yürüten ağır ceza mahkemesinin doğal hâkim ilkesine aykırı olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/6/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca kabul edilebilirlik konusunda oybirliği sağlanamadığından kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). İstanbul Anadolu Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi 16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, HSYK Genel Kurulu ise 24/8/2016 tarihinde başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar vermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 18/7/2016 tarihinde, tutuklanması istemiyle İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği 21/7/2016 tarihli kararıyla başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına karar vermiştir. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği 3/8/2016 tarihinde itirazı kesin olarak reddetmiştir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğini belirterek 19/8/2016 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 6/1/2017 tarihli ve 29940 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin maddesi ile 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 93/ maddesinde, hâkim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma yapma yetkisinin ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu şeklinde değişiklik yapılmış olması gerekçesiyle 12/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 28/4/2017 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27/4/2017 tarihli talebi üzerine başvurucunun tutukluluk durumunu incelemiş vetutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu anılan karara 8/5/2017 tarihinde itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 18/5/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 30/5/2017 tarihinde öğrenmiştir. Başvurucu 29/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 25/9/2017 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 25/9/2017 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin yanı sıra aynı gün başvurucunun anılan suçtan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre resen tahliyesine de karar verilmiştir. Mahkeme 4/10/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiştir. Başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin E.2017/53 sayılı dosyası üzerinden sürdürülmüştür. Mahkemece 13/11/2018 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 8/1/2020 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla yargılama dosyası ilk derece mahkemesindedir. Başvurucu; hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesiz olması, tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması,tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan Savcılık talebinin ve tutukluluk incelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi, mesleği nedeniyle hakkında öngörülen özel soruşturma usulünün uygulanmaması, tahliye ve tutukluluğun devamı kararlarına itiraz taleplerinin değerlendirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine muhtelif tarihlerde bireysel başvuruda (B. No: 2016/69931, 2017/23784, 2017/32952, 2017/35542, 2017/37749, 2018/6698, 2018/10178) bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, yukarıda sayı numaraları belirtilen bireysel başvuru dosyalarının aralarında kişi ve konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle birleştirilmesine ve incelemenin 2016/69931 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmasına 8/6/2018 tarihindekarar vermiştir. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonca 27/7/2018 tarihinde yapılan inceleme sonucunda tutuklamanın hukuki olmadığına, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına, sulh ceza hâkimliklerinin yapısına ve mesleği nedeniyle özel soruşturma usulü uygulanmamasına ilişkin iddialar yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması, tutukluluk incelemeleri öncesinde sunulan Savcılık talebinin ve tutukluluk incelemesi sırasında alınan Savcılık görüşünün bildirilmediğine ilişkin iddia yönünden anayasal ve kişisel önemden yoksun olması, tahliye ve tutukluluğun devamı kararlarına itiraz taleplerinin değerlendirilmediği iddiası yönünden ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (B. No: 2016/69931). İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında verilen karar.