Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.11.2020 tarihinde----- plaka nolu araç maliki ve sürücüsü------ plaka nolu müvekkili şirketin ticari aracına çarparak aracın hasarına ve değer kaybına neden olduğunu, aracın onarım ve tamiri için müvekkilinin harcamalar yapmak zorunda kaldığını, kazadan sonra tutulan trafik kazası tespit tutanağına göre------ plaka nolu araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, sigorta şirketine başvurarak zararın tazmini istendiğini, şirketin taraflarına sadece 1.830,95-TL ö
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tasfiye Halinde ... A.Ş. ile müvekkili arasında, İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesinin 2017/545 Esas 2019/ 821 Karar sayılı dosyasında görülen işçi- işveren ilişkisinden kaynaklı alacak davası kapsamında verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 2020/799 E. Sayılı dosyası kapsamında incelenmekte iken; 04.06.2020 tarih ve 10090 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ile de ilan edildiği üzere; ... sicil numarasına kayıtlı “... Mah. ... Sok. No:... Kat:... Oda: ... Kağıthane/ İstanbul” adresinde mukim Tasfiye Halinde ... A.Ş.’nin tasfiye memuru tarafından ibraz edilen belgeler ve alınan genel kurul kararı üzerine ticaret sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini, taraf teşkilinin sağlanması için ihya davası açılması gerektiği hususu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın ortadan kaldırılmasına kesin olarak karar verildiğini, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü için tasfiyenin tam ve eksiksiz olarak, yasa maddelerine uygun şekilde yapılması gerektiğini, İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi’nin 2017/ 545 Esas sayılı dosya kapsamında verilen karar henüz kesin olmayıp karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu ve yargılamanın devamının sağlanması için adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan tasfiye nedeni ile yargılamaya devam edilemediğini belirterek, ... sicil numarasına kayıtlı Tasfiye Halinde ... A.Ş.’nin ihyasına karar verilerek ticaret siciline yeniden kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı asil ... cevap dilekçesinde özetle; şirketle ilgili görevinin şirket tasfiye aşamasına girdikten sonra tasfiye memuru olarak faaliyette bulunmak olduğunu, şirketle ilgili aktif bir yöneticilik görevi olmadığını, şirketin tasfiyeye girmesinin gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir görüş bildirmem, ya da herhangi bir takdirde bulunmam söz konusu olmadığını, şirketin tasfiye sürecinde de esas işinin alacakları tahsil edip borçları ödemek olduğunu, bu bağlamda hukuka ve görevinin gereklerine aykırı herhangi bir iş vc eyleminin olmadığını, davacının işçilik alacağının konu edildiği davanın ise tasfiye işlemleri devam ederken henüz istinaf aşamasında olan ve halihazırda davacı lehine kesinleşen bir alacağın söz konusu olmadığını, görevinin borç ve alacak bilançosuna göre işlemleri yürütmek olduğunu eldeki bilançoya göre tasfiye sürecini tamamladığını ve buna ilişkin raporunu şirket genel kuruluna sunduğunu, akabinde şirket genel kurulu tarafından tasfiye kararı alındığını ve Ticaret Sicil Memurluğu tarafından şirketin sicilden terkin edildiğini belirterek, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, bu bağlamda yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını, mahkeme aksi kanaatteyse, huzurdaki davanın açılmasına eylem ve işlemleriyle neden olmadığından dolayı aleyhe vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Sicil Müdürlüğüne usulüne uygun tebligat yapılmış ancak davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 08/04/2021 tarih ve 2020/720 Esas 2021/293 Karar sayılı kararı ile; " ... davacı tarafından İstanbul Anadolu 6. İş Mahkemesi ’nin 2017/545 Esas sayılı dosyasında terkin edilen şirket aleyhine alacak davası ikame edilmiş olduğu, davacının dosyada verilecek hükmün infazı için ihya talep etmekte menfaatinin bulunduğu ve davacının TTK 547. Maddesi gereği ek tasfiye için ihya talep edebileceği anlaşılmakla ek tasfiye amacıyla şirketin ihyasına, sicile tescil ve ilanına ve yargılama neticesinde ek tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesini teminen tasfiye memuru atanmasına ve bu hususunda sicile tescil ve ilanına karar verilmesi gerekmiş, davalı sicilin yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçeleri ile; " 1-Davanın kabulüne, TTK. 547. maddesi kapsamında ek tasfiyesi amacıyla İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin İHYASINA, Şirketin son tasfiye memuru olarak görülen ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına, Kararın tescil ve ilanına, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olup, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının iş mahkemesinde açmış olduğu dava kesinleşmeden şirketin tasfiye işlemlerinin bitirildiğini ve ticaret sicildeki kaydının terkin edildiğini, ayrıca nihai anlamda karar verme yetkisinin diğer davalı ... Sicil Memurluğu'na ait olduğunu, bu nedenlerle aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davanın açılmasına sebebiyet verenin kendisi olmadığını, tasfiye işlemlerinin devam ettiği tarihlerde davacı lehine kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığını, bu nedenle davacıya ilgili olup şirket tasfiyesinde dikkate alınması gerektiği halde alınmayan herhangi bir alacaktan o dönem için söz edilebilmesinin mümkün olmadığını, kendi görevi de halihazırdaki borç ve alacak bilançosuna göre işlemleri yürütmek olduğundan eldeki bilançoya göre tasfiye sürecini tamamladığını ve buna ilişkin raporunu Şirket Genel Kurulu'na sunduğunu, akabinde şirket genel kurulu tarafından tasfiye kararı alındığını ve ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicilden terkin edildiğini, Şirketle ilgili tek görevinin şirket tasfiye aşamasına girdikten sonra tasfiye memuru olarak faaliyette bulunmak olduğunu, bunun haricinde şirketle ilgili aktif bir yöneticilik görevinin de hiç olmadığını, şirketin tasfiyeye girmesinin gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir görüş bildirmesi ya da herhangi bir takdirde bulunmasının söz konusu olmadığını, şirketin tasfiye sürecinde de esas işinin alacakları tahsil edip borçları ödemek olduğunu, bu bağlamda hukuka ve görevinin gereklerine aykırı herhangi bir iş ve eylemi bulunmadığını, bir an için davaya konu şirketin tasfiyesinin bugün itibariyle gerekli olduğu kabul edilse bile, davanın açılmasına neden olup olmadığı hususunun, günümüz şartlarına göre değil, görevini ifa ettiği döneme göre değerlendirilmesi gerektiğini, mahkeme kararında da bu hususla ilgili aleyhe bir değerlendirme olmadığına göre, hangi nedenle aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğini anlayamadığını, dava açılmasına sebebiyet vermeyen davalı aleyhine dava masrafları ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, ayrıca tasfiyeye nihai anlamda karar verme yetkisi diğer davalı Sicil Memurluğuna ait olduğundan, bu sorumluluğun sadece diğer davalıya ait olabileceğini, Mesleğinin mali müşavirlik olup, günümüz itibariyle şirketin tasfiye edildiği dönemden çok daha yoğun bir çalışma temposunda müşterilerine hizmet verdiğini, tasfiye işlemlerinin işinin ana parçası olmayan, istisnaen yerine getirdiği bir görev olduğunu, bu nedenle kararda yer alan, tasliye memuru olarak atanması yönündeki hükmün kaldırılmasını talep ettiğini, ek tasfiye aşamasında son tasfiye memurunun atanmasının bir zorunluluk olmayıp tercihe bağlı bir uygulama olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi ilamının kaldırılarak davanın reddine, bu talebi kabul edilmeyecekse aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesine ve tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin hükmün kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.