Başvurucu, gözaltına alınmasını haklı gösterecek fiili ve hukuki nedenler olmadığı halde gözaltına alındığını, belli süre sonra gözaltı kararının kaldırılarak hakkında yakalama emri düzenlendiğini, gözaltının makul süreyi aştığını, gözaltı işlemi sırasında hakkında çıkarılan yakalama emrinin gerekçesiz olduğunu, bu karara karşı yaptığı itirazın tutuklama kararından sonra sonuçlandığını ve bu şekilde itiraz yolunun etkili olmadığını belirterek Anayasa’nın 2. , 17. , 19. , 36. ve 14 maddelerinde d
Başvurucu, gözaltına alınmasını haklı gösterecek fiili ve hukuki nedenler olmadığı halde gözaltına alındığını, belli süre sonra gözaltı kararının kaldırılarak hakkında yakalama emri düzenlendiğini, gözaltının makul süreyi aştığını, gözaltı işlemi sırasında hakkında çıkarılan yakalama emrinin gerekçesiz olduğunu, bu karara karşı yaptığı itirazın tutuklama kararından sonra sonuçlandığını ve bu şekilde itiraz yolunun etkili olmadığını belirterek Anayasa’nın , , , ve maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 25/3/2014 tarihinde İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 26/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, 20/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 20/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Talep üzerine Bakanlığa tanınan süre 29/5/2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15 gün uzatılmıştır. Adalet Bakanlığı, görüşünü 1/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 14/8/2014 tarihinde bildirilmiş olup, başvurucu, karşı görüşlerini 28/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuş, başvurucu, tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep emiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında 3/7/2011 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu gözaltında iken 4/7/2011 tarihinde rahatsızlanarak Haseki Hastanesine kaldırılmıştır. Savcılıkça, ek gözaltı süresinin dolmasına saatler kala başvurucu hakkındaki gözaltı kararı 6/7/2011 tarihinde kaldırılmıştır. Başvurucu hakkında, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 6/7/2011 tarihli ve 2011/782 İş sayılı kararıyla suç işlemek amacı ile örgüt kurma ve şike suçlarından dolayı yapılan soruşturmada atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair kanunda yazılı cezanın üst sınırı ve kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle yakalama emri çıkarılmıştır. Bu karara karşı 8/7/2011 tarihinde yapılan itiraz üzerine aynı Mahkeme tarafından 13/7/2013 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiş olması nedeniyle yakalama emrinin konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Aynı gün hem UYAP sisteminden hem de fiziki olarak gönderilen aynı yakalama emri taleplerinden bir tanesi mükerrer kayıt oluşmaması bakımından reddedilmiştir. Başvurucu örgüt faaliyeti kapsamında birden fazla kez şike eyleminde bulunmak ve bu eylemleri organize etmek suçundan tutuklanması talebiyle 8/7/2011 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilmiş, rahatsızlanması nedeni ile sorguya ara verilmiş ve tekrar mahkemeye getirilmesi üzerine yapılan sorgusu neticesinde üzerine atılı suçlardan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 10/7/2011 tarihli ve 2011/71 İş sayılı kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucu, soruşturma evresinde hakkında verilmiş olan haksız yakalama ve gözaltına alma kararları ve gözaltı süresinin kanuna aykırı hileli yöntemler ile aşılması nedenleriyle uğradığı manevi zararın tazmini için 18/7/2011 tarihinde dava açmıştır. Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinin 30/3/2012 tarihli ve E.2011/235, K.2012/159 sayılı kararıyla, açılan tazminat davası reddedilmiştir Mahkemenin ret gerekçesi şöyledir: “…Davacının yapılan soruşturma nedeni ile 2011 tarihinde gözaltına alınmış olması ve gözaltında iken gözaltı süresinin dolması, yakalama emri çıkarılarak Savcılığında hazır edilmesi sonrasında tutuklamaya sevk edilerek 2011 tarihinde tutuklanması süresinin uzamasının davacının sağlık sorunları nedeni ile hastaneye götürülmesinden kaynaklandığı, ibraz edilen doktor raporlarından ve mevcut durum itibariyle gözaltı ve yakalama kararının, yasal olmayan sebeple her hangi bir mağduriyete sebebiyet vermemesi de göz önüne alındığında soruşturma kapsamında yapılan bu işlemlerden dolayı doğan bir zarar bulunmadığından…” Davanın reddine ilişkin hüküm, Yargıtay Ceza Dairesinin 25/11/2013 tarihli ve E.2013/16215, K.2013/26795 sayılı ilamıyla onanmıştır. Yargıtay kararının gerekçesi ise şöyledir: “…Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; mahkemece tazminat talebinin dayanağı olan yakalama kararının usul ve kanuna aykırı olmadığı, soruşturma kapsamında yapılan işlemlerden dolayı yasal olmayan sebeple herhangi bir mağduriyete sebebiyet verilmediği ve doğan bir zarar bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı yön bulunmadığı anlaşılmıştır. ” Nihai karar, başvurucuya 24/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu, 25/3/2014 tarihli dilekçesi ile süresi içerinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.” Aynı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentleri şöyledir: “(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, ...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.”1V.