20. Hukuk Dairesi 2016/13247 E. , 2018/8322 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; .... köyü 171 parsel sayılı taşınmazın yapılan kıyı ve imar çalışması sonucunda bir kısmının kıyıya terk edildiği…
**20. Hukuk Dairesi 2016/13247 E. , 2018/8322 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; .... köyü 171 parsel sayılı taşınmazın yapılan kıyı ve imar çalışması sonucunda bir kısmının kıyıya terk edildiği ve davacı olan malikin mülkiyet hakkının kısıtlandığı, kamulaştırma işleminin yapılmadığı, bedelinin de ödenmediğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 20000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu; dava konusu .... köyü 171 parsel sayılı taşınmazın 29900 m² olarak davacı adına satış işleminden 1995 yılında tapuya tescil edildiği, taşınmaz üzerinde yapılan imar sonucu 8431 m²'nin DOP payı alınarak 18554 m² olarak 2356 ada 1 parsel olarak davacı adına 2011 yılında yeniden tescil edildiği, geri kalan 2915m²'sinin imara tabi tutulmayarak imar planında kıyı kenar çizgisinin altında kaldığının belirtildiği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden ve belediye başkanlığından getirtilen belgelerin incelenmesinde kıyı kenar çizgisinin 26/03/2013 tarihinde onanarak kesinleştiğinin bildirildiği, ancak davacının imara tabi tutulmayan taşınmaz kısmının 171 parsel olarak ayrıca tescilli bulunduğu, tapunun iptal edilmediği, davalının fiili bir müdahalesinin de olmadığı, bu nedenle Kamulaştırma Kanunu ve kamulaştırma mevzuatının uygulama yerinin olmadığı, bu hali ile bir idari işlemden söz edileceği ve idari işleme karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarının idari yargı merciilerinde görülmesi gerektiği, mahkemenin dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak yargılama görevinin bulunmadığı gerekçesi ile davacı tarafın davasının idari yargının görev alanına girmesi nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamından dava konusu 171 parsel sayılı taşınmazın 29900 m² olarak davacı adına 1995 yılında satış sonucu tapuya tescil edildiği, taşınmaz üzerinde yapılan imar sonucu 8431 m²'nin DOP payı alınarak 18554 m² olarak 2356 ada 1 parsel olarak davacı adına 2011 yılında yeniden tescil edildiği, geri kalan 2915 m²'sinin kıyı kenar çizgisinin altında kaldığının tapu kaydına 2015 yılında şerh edildiği ve halen davacı adına tapuda kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Dava tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Devletin sorumluluğuna ilişkin Medeni Kanunun 1007. maddesi gereğince, ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacının sahibi olduğu taşınmazın, kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, davalının maddi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir.