T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/391 - 2026/60 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 352/1-b Maddesi Uyarınca Davacı İstinafının Usulden Reddine) Davalı İstinafının Kabulü İle HMK.353/1-a.4,6 Maddesi Uyarıca Kararın Kaldırılarak Mah. Gönder.) ESAS NO : 2025/391 KARAR NO : 2026/60 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. A…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/391 - 2026/60 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 352/1-b Maddesi Uyarınca Davacı İstinafının Usulden Reddine) Davalı İstinafının Kabulü İle HMK.353/1-a.4,6 Maddesi Uyarıca Kararın Kaldırılarak Mah. Gönder.) ESAS NO : 2025/391 KARAR NO : 2026/60 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/01/2025 NUMARASI : 2024/333 Esas - 2025/9 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Araç Tamiri - İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/01/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı araç tamiri - itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; müvekkili şirketin araç tamir, bakım ve servis hizmeti verdiğini, davalı şirket bünyesinde bulunan araçların tamir bakım ve servis hizmetlerinde gerekse trafik kazasına taraf olması halinde tamir işlemlerine ilişkin hizmet sağladığını, söz konusu ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin her ticari işlem için karşı yandan gerek yapılacak işlem gerekse de meblağ konusunda ayrı ayrı mutabık kalarak ticari faaliyetleri yerine getirdiğini ve bu sürecin uzun bir süre devam ettiğini, müvekkili şirketin davalı şirketten hasar, bakım bölümünde gerçekleştirilen işlemler kapsamında 1.729.369,93 TL alacaklı olduğunu, ancak davalı şirketin müvekkili ile hiçbir mutabakat olmadan çek ile ödenmesini yaptığından bahisle müvekkili şirkete 12/03/2024 tarihinde 285.665,78 TL 'lik fiyat farkı faturası düzenlendiğini, söz konusu faturanın 14/03/2024 tarihinde fatura ile hiçbir anlaşmanın olmadığından bahisle iadesinin gerçekleştirildiğini, söz konusu fiyat garkı faturasına ilişkin hiçbir anlaşmanın olmadığından iadesinin gerçekleştirildiğini, söz konusu fiyat farkı faturasına ilişkin biç bir anlaşma bulunmamasına ek olarak anılan faturada belirtildiği gibi çek ile yapılan bir ödemenin de söz konusu olmadığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/19631 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından 19/03/2024 tarihli ihtarname ile faturanın kabul edilmeyeceğinden bahisle müvekkili şirkete keşide ettiği 22/03/2024 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, aynı gün Ankara 69. Noterliği'nin 14211 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile söz konusu faturaya dayanak çek ile ödeme yapıldığından bahsedilerek 12/03/2024 numaralı faturanın bağlayıcılığının bulunmadığı ve iade edildiğinden fiyat farkına dair bir anlaşma olmadığından bahisle ihtarname keşide edilerek aynı gün tebliğ edildiğini, davalı tarafın icra dosyasına itirazının haksız olduğunu, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını ileri sürerek, itirazın iptaline ve takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin borcu bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, fatura alacağına takip öncesi faiz işletilmesinin de hukuka ve kanuna aykırı olduğunu savunarak, davanın reddine, %20 'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali, icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı, eldeki dava ile; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap alacağının ödenmediğini, tahsili için icra takibine giriştiğini, davalının takibe itirazlarının haksız olduğunu, itirazın iptali ile inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı yan ise tebliğ aldığı ödeme emrine karşı, süresi içinde, davacının " ... ödeme emrinde talep edilen 1.729.369,93 TL faturaya dayalı bakiye alacağa 161.435,50 TL işlemiş faize, bu suretle borcun tamamına, ayrıca takip öncesi faiz işletilmesine, faiz oranına, takip dayanağına, takip masrafları ve sair borcun her türlü fer'lerine ve zamanaşımı ile derdestliğe yönelik itirazlarımızın kabulü ile takibin durdurulmasını talep ederiz." demiş, davaya cevaplarında ise davanın reddini istemiştir. Davacının ticari defterlerine göre; tarafların 2023-2024 yıllarına ait yasal defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içeresinde yapıldığı ve birbirini teyit ettiği, davacı yanın kayıtlarına göre, davacı alacağının 1.718.304,16 TL olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte; davalı tarafın resmi defter bakiyesine göre, davacıya 1.432.638,32 TL borçlu olduğunun belirlendiği, taraf defter ve kayıtlarının birbirini teyit ettiği, tarafların dosyaya kazandırılan BA-BS formları ile tamamen uyuştuğu, taraf ticari kayıtları arasındaki fark bakiyesinin 285.665,64 TL olduğu, bu farkın davalı şirketin davacı şirket adına düzenlediği 12/03/2024 tarih, KFB2024000000271 nolu 285.665,78 TL tutarlı faturaya karşılık, davacı şirket tarafından 14/03/2024 tarih ve MEM2024000000271 nolu ve 285.665,78 TL tutarlı iade faturası düzenlendiği, bu tutarın karşılıklı mahsuplaşma olarak kabul edilerek, davacı şirketin davalı yandan 1.432.638,52 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Ancak, davalının takipten önce temerrüte düşürüldüğü iddia ve ispat edilemediği" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/19631 Esas sayılı icra takibine itirazının kısmen iptali ile takibin 1.432.638,52 TL asıl alacak üzerinden aynı şartlarla devamına, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmediği başka bir ifadeyle alacağın likit olduğu ve davalının itirazında haksız olduğu anlaşıldığından davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davacının işlemiş faize yönelik istemi ise yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilince talep edilmeyen takip öncesi faiz miktarının reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin 1.718.304,16 TL alacaklı olduğu belirtilerek, Ankara 5. Genel İcra Dairesinin 2024/19631 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline karar verilmesinin istendiğini ve 1.450.000,00 TL asıl alacak üzerinden nisbi harca tabi davanın bu miktar üzerinden harçlandırıldığını, takip öncesi faiz için itirazın iptali talep edilmediğinden, yerel mahkemenin reddine karar verdiği kısmın da takip öncesi faiz yönünden olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalının 12/03/2024 tarihli ve 12/03/2024 tanzim tarihli 285.665,78 TL bedelli kfb20240000002847 sayılı sözde "bakım faturaları fiyat farkı faturasını" vergi dairesine dahi bildirmediğini bu nedenle, tarafların BA/BS formlarının uyumlu olduğundan da bahsedilemeyeceğini, fiyat farkı faturasına ilişkin ispat külfetinin davalı üzerinde olduğunu, bu hususun müvekkili üzerinde bırakılacak ise de, müvekkilince isticvap ve yemin deliline dayanma hakkının bulunduğunu, bu durumun mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, HMK. 222. maddesi sonuçlarının raporda açıklanmadığını, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de isabetli olmadığını, alacağın yargılamayı gerektirdiğini, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının da doğru olmadığını, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan araç tamir işlemine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, davalıya ait araçların bakım ve onarım işlerini yaptığını, iş bedeli alacakları olduğunu, iş bedelinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptalini istemiştir. Davalı taraf, davacıya bir borçları olmadğını savunarak, davanın reddini dilemiştir. 1- Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/(2) maddesi; “Miktar veya değeri yirmi sekiz bin iki yüz elli TL (karar tarihi olan 2024 tarihi itibariyle 28.250,00 TL) Türk Lirası'nı geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” düzenlemesini içermektedir. Belirtilen nedenle, ilk derece mahkemesinin, miktar veya değeri karar tarihi olan 2024 tarihi itibariyle 28.250,00 TL (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararları verildiği anda kesin olup istinaf yoluna başvurulamayacaktır. HMK'nın 341/4. maddesinde; Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümünün (karar tarihi olan 2024 tarihi itibariyle 28.250,00 TL) geçmeyen tarafın istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir. Somut davada, davanın 1.450.000,00 TL'lik alacak üzerinden açıldığı, mahkemece 1.438.638,52 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu miktarın karar tarihi itibariyle 28.250,00 TL'lik kesinlik sınırının altında olması sebebiyle, davalı tarafın mahkeme kararına karşı istinaf başvuru hakkı yoktur. Belirtilen nedenle, HMK'nın 346/(1). maddesine göre, kararı veren mahkemece davacı vekilinin, istinaf dilekçesinin reddine karar verilmediği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi gereğince yapılan inceleme sonucunda anlaşıldığından; davacı vekilinin vermiş olduğu istinaf başvuru dilekçesinin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/(2) ve 366/(1). maddesinin yollaması ile 346/(1) ve 352/1-b maddeleri gereğince, Dairemizce usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2- Dava ve takip konusu fatura fiyat farkı alacağına dayalıdır. Fiyat farkı talep edilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede fiyat farkı uygulanacağına dair bir hüküm bulunmalı veya taraflar arasında fiyat farkına dair mutad bir uygulama bulunmalıdır. Sözleşmede fiyat farkı uygulanacağına dair bir hüküm yoktur. Bu durumda fiyat farkı hususunun taraflar arasında teamül haline gelmiş olması durumunda fiyat farkı alacağı istenebilecektir. Mahkemece bu konu irdelenmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı tarihten, uyuşmazlık konusu fatura tarihi 2024 yılı dahil bu dönemlerdeki tarafların tüm ticari defterleri mali müşavir bilirkişiden bir ek rapor alınmak suretiyle incelenmeli, fiyat farkına dair teamül haline gelmiş bir uygulama bulunup bulunmadığı ortaya çıkarılmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. 3- Davacı icra takip talebini 1.729.369,93 TL asıl alacak ve 161.435,50 TL işlemiş faiz olmak üzere 1.890.805,43 TL üzerinden başlatmış, davasını ise 1.450.000,00 TL'lik asıl alacak üzerinden açmıştır. Davacı takip öncesi faiz talebini dava konusu yapmamıştır. Mahkemece gerekçeli kararda takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığının belirtilmesi de doğru olmamıştır. 4- Davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayandığı görülmektedir. Bu nedenle mahkemece ispat edilemeyen alacak bulunması durumunda, HMK 227 vd. maddeleri uyarınca davalıya yemin teklif edilebileceği de davacı tarafa hatırlatılmalı ve yemin prosedürü uygulandıktan sonra hüküm kurulmalıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, davacı istinafının HMK. 352/1-b maddesi uyarınca usulden reddine, davalı tarafın istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/(2) ve 366/(1). maddesinin yollamasıyla, 346/(1) ve 352/1-b maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 3-Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/333 Esas, 2025/9 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Davacı tarafça yapılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına, 8-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 9-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine, 10-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Katip E-imzalıdır