T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/190 - 2025/1586 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/190 KARAR NO : 2025/1586 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.11.2022 NUMARASI : 2020/211 Esas 2022/729 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 12.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.01.2026 …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/190 - 2025/1586 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/190 KARAR NO : 2025/1586 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10.11.2022 NUMARASI : 2020/211 Esas 2022/729 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ : 12.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 07.01.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 20.11.2017 tarihinde, davacı şirkete zorunlu mali sorunluluk sigortası ile sigortalı, davalı şirket adına kayıtlı, davalı dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın Şaşmaz Bulvarı köprü varyantlarına gelmeden damperi açık vaziyette seyir hâlindeyken demir direklerle sabit trafik yön ve işaret levhalarına çarpması ve levhaların aracın üzerine düşmesi sonucu sürücü ...'in yaralandığını ve hastaneye sevkinin sağlandığı esnada, davalı şirket yetkililerinin yol üzerinde bulunan levhaların kaldırılması için çalışma yaptığı sırada, gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle ... plakalı aracın trafiğe kapatılan yol bölümünde hareket ederek yolun açılması için beklemekte olan ... plakalı araca çarptığını, ... plakalı aracın da çarpmanın etkisiyle savrularak ... plakalı araca çarptığını, ... plakalı aracın da savrularak ... plakalı ve ... plakala araçlara çarpması neticesinde çok taraflı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, bahse konu kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin ağır kusurunun bulunduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle yapılan ekspertiz incelemeleri neticesinde davacı sigorta şirketi tarafından ... plakalı araç için sigortacısı ... Sigorta Anonim Şirketine 6.102,00TL, ... plakalı araç için Emniyet Genel Müdürlüğüne 17.923,97TL, ... plakalı araç için sigortacısı ... Sigorta Anonim Şirketine 15.184,00TL ödeme yapıldığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 95.maddesi ve Sigorta Genel Şartlarının B.4.maddesi gereğince kasti bir hareket veya ağır kusur sonucunda meydana gelmesi nedeniyle rücu şartlarının oluştuğunu, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 39.209,00TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, Türk Borçlar Kanununun 73.maddesine göre, rücu isteminin, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak 2 yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağından ve ... Sigorta Anonim Şirketine 28.03.2018 tarihinde 2.316,00TL ve 30.01.2018 tarihinde 12.868,00TL, Emniyet Genel Müdürlüğüne 22.03.2018 tarihinde 17.923,97TL ve ... Sigorta Anonim Şirketine 26.02.2018 tarihinde 6.102,00TL ödeme yapıldığından 28.04.2020 tarihinde açılan davanın zamanaşıma uğradığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin kazanın meydana gelmesinde ağır kusurunun ve kasti hareketinin bulunmadığını, davalı şirketin yokluğunda düzenlenen kaza tespit tutanağını da kabul etmediklerini, mahallinde keşif yapılarak tarafların kusur oranlarının mahkemece belirlenmesi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, davalı vekili tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, motorlu araç kazalarında, birlikte sorumluların birbirlerine rücu edebilmeleri için öngörülen sürenin, sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olarak düzenlendiği, KTK'nın 109. maddesindeki uzamış zamanaşımı süresinin zarar sorumlularının birbirlerine karşı açacakları rücu davalarında uygulanamayacağının açık olduğu, davacının 30.01.2018 tarihinde ödemiş olduğu 12.868,00 TL tazminat ile 26.02.2018 tarihinde ödediği 6.102,36TL tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin davanını, dava açılış tarihi esas alındığında 2 yıllık zamanaşımına uğradığı sonucuna varıldığı, anılan tutarlar itibariyle davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, kazada sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olmasına rağmen, kurtarma esnasında meydana gelen kazada da tam bir dikkatsizlik hâlinin mevcut olduğu, kasti bir davranış ve ağır kusurun tespit edilmediği, davacının zamanaşımına uğramayan ödemeleri bakımından da rücu koşullarının oluşmadığı belirtilerek 30.01.2018 tarihinde ödendiği ileri sürülen 12.868,00TL ile 26.02.2018 tarihinde ödendiği bildirilen 6.102,36TL’lik kısma ilişkin davanın zamanaşımı nedeniyle, kalan kısmının ise esastan reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, zamanaşıma ilişkin hükmün hatalı olduğunu, 7226 sayılı ve 25.03.2020 tarihli Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna eklenen Geçici 1.madde ile, dava açma sürelerinin 13 Mart 2020 tarihinden, 15 Haziran 2020 tarihine kadar durdurulduğunu, bu bağlamda pandemi sürecinde dava açma sürelerinin uzadığını, davanın süresinde açıldığını, davalının ağır kusuru ve kasti hareketi nedeniyle rücu şartlarının oluştuğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar re'sen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Davacı vekili, davacı şirket nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, davalı adına kayıtlı aracın kaza yaptığını, kazada zarar gören üçüncü kişilere davacı şirket tarafından ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün ağır kusurlu olması nedeniyle davacı lehine rücu koşulunun oluştuğunu belirterek ödenen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 1-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109. maddesinin 4. fıkrası "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." hükmünü içermektedir. Somut olayda dava konusu kazanın 20.11.2017 tarihinde meydana geldiği, rücu edilen 12.868,00TL'nin 30.01.2018 tarihinde, 6.102,36TL'nin 26.02.2018 tarihinde ödendiği, davanın ise 28.04.2020 tarihinde açıldığı görülmüştür. Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle uygulanan kısıtlamalardan kaynaklanan yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hazırlanan ve 26.03.2020 tarihli ve Resmi Gazetede yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesi ve salgının devam etmesi üzerine 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı gereğince tüm adli süreler, 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulmuştur. 7226 sayılı Yasanın Geçici 1.Maddesi ile; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 61/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” şeklinde düzenleme yapılmış, 30.04.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile belirtilen sürelerin durdurulmasının 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatıldığı belirtilmiş, bu duruma göre durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren sürelerin tekrar işlemeye başlayacağı ve durma süresinin başladığı tarih itibariyle bitimine 15 gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere 15 gün daha uzamış sayılacağı, belirtilmiştir. Açıklanan yasal düzenlemelere göre davacının ödeme yaptığı 30.01.2018 ve 26.02.2018 tarihlerinden itibaren Karayolları Trafik Kanununun 109/4.maddesi gereğince iki yıllık zamanaşımı süresinin 13.03.2020 tarihinden önce dolduğu anlaşılmıştır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigorta şirketinin, sigortalıya rücu hakkı "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a)Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b)Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, c)Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, ç)Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d)Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e)Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f)Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Görüldüğü üzere, ZMSS Genel Şartlarının B.4 maddesinin (a) bendi gereğince, sigorta şirketi lehine rücu koşulunun oluşması için, zararın, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş olması gerekir. Somut olayda, makine mühendisi bilirkişi tarafından alınan kök ve ek raporlarda, davacıya sigortalı, davalı adına kayıtlı araç sürücüsü dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile olay yeri Şaşmaz Bulvarı Sabancı Bulvarı köprü varyantına gelmeden aracının damperi açık vaziyette seyredip yoldan karşıdan karşıya demir direklere sabitli trafik yön işaret levhalarına çarparak levhanın idaresindeki aracının üzerine düşmesi neticesi sürücü ...’in yaralandığı ve ambulansla hastaneye sevk edildikten sonra yola düşen diğer levhadan dolayı yolun trafiğe kapalı olmasından dolayı ... plakalı araca ait ... İnşaat Taahhüt Petrol Maden Gıda Nakliyat İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketinin gerekli ve sorumlu kişilerin yol şeridinde bulunan levhanın kaldırılması için çalışma yaptıkları esnada ... plakalı aracın sürücüsüz olarak kendi başına geri manevrası ile 12 metre seyrini sürdürüp yolun açılması için kapatılan yol bölümüne kadar gelip bekleyen ... idaresindeki ... plakalı araca, sürücü ... idaresindeki ... plakalı araca çarptığı ve bu aracın da çarpılmanın etkisiyle geri savrulup ... plakalı araca çarptığı ve bu aracın da geri savrulup ... plakalı ve ... plakalı araçlara çarparak duruşa geçtikleri kazanın meydana gelmesinde, kaza mahallinde ... plakalı aracın kurtarılması ile yola düşen levhanın kurtarılması ile ilgili çalışma yapan ... İnşaat Taahhüt Petrol Maden Gıda Nakliyat İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 118.maddesinde belirtilen, ...’in ise, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/b. maddesinde belirilen kural ihlalini işlediklerinin, ..., ..., ... (...), ... ve ... plakalı araç sürücülerinin kusursuz olduğunun belirtildiği, sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu anlaşılmışsa da, kazanın meydana gelmesinde sürücünün kasti bir eyleminin bulunduğu iddia ve ispat edilmediği gibi kazanın oluş şekline göre ağır kusurlu olduğu da kabul edilemeyeceğinden, davacı sigorta şirketi lehine rücu koşulunun oluşmadığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, dosya içeriğine kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 435,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, 5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.