T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/891 Esas KARAR NO: 2025/1058 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 26/11/2019 NUMARASI: 2018/95 Esas - 2019/394 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 17/09/2025 Dairemizce verilen 29/06/2022 tarih ve 2020/808 Esas 2022/1183 sayılı kararı Yargıtay …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/891 Esas KARAR NO: 2025/1058 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 26/11/2019 NUMARASI: 2018/95 Esas - 2019/394 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 17/09/2025 Dairemizce verilen 29/06/2022 tarih ve 2020/808 Esas 2022/1183 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/03/2022 tarih ve 2022/5691 Esas - 2024/1745 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, HMK 356. Maddesi gereğince duruşmalı yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin, hem işletme adı olarak ticaret sicilinde tescilli olan "..." ibaresinin, hem de Türk Patent nezdinde ve aynı zamanda yurtdışında da tescilli ve tanınmış, davacı şirketle özdeşleşmiş olan "...", "...", "...", "...", "...+Şekil", "@..." markalarının olduğunu, davalının Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/241 D. İş sayılı dosyasından da yapılan tespitte belirtildiği üzere davacı adına tescilli ve tanınmış markaların aynısını veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullandığının tespit edildiğini, bu kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa neden olduğunu, davalının bu kullanımlarından dolayı zarar gördüklerini ve davalının da haksız kazanç sağlaması nedenleri ile, markaya vaki tecavüz ile haksız rekabet eylemlerinin tespitine, menine ve önlenmesine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile SMK'nın 151. maddesi uyarınca şimdilik 10.000,00-TL maddi belirsiz alacak ve 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari filiziyle davalıdan tahsili ile www...com alan adlı internet sitesine erişimin engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BEDEL ARTIRIMI: Davacı vekili 31/05/2019 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat yönünden davasını 46.540,54 TL artırarak talebini 56.540,54 TL'ye yükseltmiş ve harcını ikmal etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kötüniyetle açıldığını, davalının davacının tanınmışlığından faydalanarak haksız kazanç elde etme niyetinin olmadığını, davalının firmasının isminin ... Mobilya olduğunu, babasının adının ... olduğunu, babasının ismini yaşatmak için "... MOBİLYA" markasını seçtiklerini, davacının tekstil sektöründe bir firma olduğunu, faaliyet alanlarının farklı olduğunu, mobilyalarının üzerinde bu ibareyi kullanmadıklarını, bu nedenle tüketici nezdinde iltibasın meydana gelmeyeceğini, haksız rekabetin de oluşmayacağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/11/2019 tarihli 2018/95 E. - 2019/394 K. sayılı kararıyla; "Somut olayda davacının ... esas unsurlu markaları ile davalının "..." ve "..." ile "... MOBİLYA+ŞEKİL" şeklindeki kullanımı kıyaslandığında davalının davacı adına tescilli markanın aynısını ve ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullandığı, kullanımlardaki şekil ve görselin ayırt edicilik vasfına haiz olmadığı, ortalama kullanıcı nezdinde davalı kullanımlarının davacı markası ile karıştırılmaya müsait olduğu ve bu itibarla ayniyet derecesinde benzerlik anlamında tecavüzün koşullarının oluştuğu...dosyaya sunulan belgelere göre davacının markasının tanınmış marka statüsünde olduğu, 6769 sayılı SMK'nun 6/5.maddesine göre "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici kariyerinin zedelenebileceği hallerde aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir" hükmü karşısında farklı mal ve hizmet alanlarında olsa dahi davacının tanınmış markasının davalı kullanımları karşısında korunması gerektiği kanaatine varıldığı ...Mahkemece toplanan tüm deliller, alınan raporlar ve davacının seçimlik hakkı hep birlikte nazara alındığında, bilirkişiler tarafından hesaplanan 56.540,54 TL maddi tazminat miktarının somut olayın gelişimi ile uyumlu olduğu, manevi tazminat miktarı açısından ise davacının uğradığı manevi zararın ve davalının kusurunun derecesi, tecavüz oluşturan fiillerin meydana gelişi birlikte değerlendirildiğinde 15.000,00 TL manevi tazminatın yine somut olayın gelişimi ile uyumlu olduğu" gerekçesiyle; davacının davasının kısmen kabulü ile; davalının davacıya ait tescilli markalara tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda tecavüz teşkil eden davalının "..." ve "...", "... Mobilya" şeklinde kullanımlarının yer aldığı her türlü reklam vasıtası ve iş evrakına el konularak imhasına, tabelaların sökülmesine, davalıya ait "www...com" isimli internet adresine erişimin engellenmesine, -56.540,54 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkilinin öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin babasının isminin ... olması nedeniyle ismini yaşatmak için "..." ibaresini faaliyet göstermeye başladığı günden itibaren kullandığını, uzun yıllardan beri yaptığı yatırımlar ile koyduğu emek ve harcadığı sermaye ile mobilya sektöründe "..." markasına ayırt edicilik kazandırdığını. -Davacının yalnızca tekstil, erkek giyim sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin mobilya sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının hiçbir zaman kullanmadığı 20. sınıf mobilya emtialarında marka başvuruları yaparak, tamamen kötüniyetli olarak dava açtığını, markaya tecavüz koşullarının oluşmadığını.-Müvekkilinin davacının henüz marka başvurusunu gerçekleştirmeden 20. sınıf kapsamında yer alan emtialarda ayırt edicilik kazanan "..." markasının benzeri olduğundan, 01/12/2016 tarih ve ... nolu "...+Şekil" markasının hükümsüzlüğünü ve ciddi surette kullanılmadığından 07/03/2013 tarihli ... sayılı "@..." ibareli markanın iptali davası açtığını, Bakırköy 1. FSHHM'nin 2019/124 Esas sayılı davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini.-Müvekkilinin markasal kullanımları ile davacının markasını kullandığı mallar benzer olmadığından, markaya tecavüz bulunmadığını, maddi tazminat hesabının yalnızca işaretin kullanıldığı emtialar üzerinden yapılması gerektiğini, mahkemece alınan raporda "Marka hakkı ihlal edilen taraf, davalının elde ettiği net kazancı talep ettiğinde hesaplama yapılırken iki tarafın piyasadaki etkinliği, ürün yelpazeleri ve ticari hacimleri de göz önüne alınmalıdır." denilmesine rağmen, tarafların iştigal alanlarının farklı olmasının ve farklı sektörlerde kullanılmasının dikkate alınmadığını, tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığından markaya tecavüz ve haksız rekabete yol açmayacağını, bilirkişi raporundaki; "davalı marka tecavüzünün getirisi olarak .... toplam 56.540,54 TL kazanç sağlamıştır." şeklindeki tespitinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZ KARARI: Dairemizin 29/06/2022 tarih ve 2020/808 Esas 2022/1183 Karar sayılı kararı ile; "...davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak Mahkemece, davalı eyleminin aynı zamanda haksız rekabet de teşkil ettiği sonucuna ulaşılmış ise de dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin dördüncü alt bendi ve madde gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, markaya tecavüz fiili dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de düzenlendiğinden ve anılan madde düzenlemesinde yürürlükten kalkan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 57 inci maddesinin beşinci fıkrasındaki, "ürün adı, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları" ibaresine yer verilmediğinden, kümülatif koruma sağlamayacağından, haksız rekabete ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, markaya tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda tecavüz teşkil eden davalının "..." ve "...", "... Mobilya" şeklinde kullanımlarının yer aldığı her türlü reklam vasıtası ve iş evrakına el konularak imhasına, tabelaların sökülmesine, davalıya ait "www...com" isimli internet adresine erişimin engellenmesine, 56.540,54 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.Dairemiz kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. YARGITAY BOZMA KARARI: Yargıtay 11.HD'nin 05/03/2022 tarih ve 2022/5691 Esas - 2024/1745 Karar sayılı ilamıyla; "...Bölge Adliye Mahkemesince ... sayılı marka hakkındaki hükümsüzlük davasının sonucu beklenilip, tanınmışlık hususunda ise gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki risklerin hangi sebeplerle ve ne şekilde ortaya çıkabileceği denetime açık bir şekilde tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davalı kullanımlarının haksız rekabet teşkil etmeyeceği sonucuna ulaşılmış ise de Dairemizin 28.12.2022 tarihli, 2021/4883 E., 2022/9613 K. sayılı kararınında ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, fikir ve sanat eserleri hukukunun, marka hukukunun endüstriyel tasarım ve patent hukukunun konusu, sırasıyla eser, marka, tasarım ve patent üzerindeki haklar ile bunların sahiplerinin korunması iken, haksız rekabet hukukunun konusu, dürüstlük ilkesine aykırı ticaret yöntem ve uygulamalarına karşı emek ilkesi uyarınca, işletmesel çabayı, birikimi ve yatırımı kapsayan emeğin korunmasıdır. Yani, korumanın dayandığı ilkeler birbirinden farklıdır. (..., Markanın Korunmasının Kapsamı ve Tazminat Talebi, Adalet Yayınevi, Ankara, 2012, s. 516 vd..) İki grup hükmün öngördüğü kriterler birbirinden farklı olduğundan birinin uygulanması, diğerinin uygulanmaması veya tam tersini gerektirmez, eğer şartları varsa her iki mevzuatın yan yana veya biri diğerinin yokluğunda uygulanabilir (..., Haksız Rekabet,s. 65). Böylece haksız rekabet koruması fikri haklar korumasını tamamlayan bir konumda olmayıp bağımsız ve kendi kurallarını takip eden bir koruma olduğundan haksız rekabet kaynaklı talepler fikri haklar korumasından bağımsız olarak ileri sürülür. O halde korumanın şartları mevcut olduğu halde haksız rekabet hükümleri fikri mülkiyet hukukuna ilişkin hükümler yanında doğrudan ve birinci dereceden uygulama alanı bulur (Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku 5. Bası s.37, 2012). Dolayısıyla davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti halinde bu eylem aynı zamanda haksız rekabet de teşkil edecek olup Bölge Adliye Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmadığından kararın, kabul şekline göre belirtilen sebeple de bozulmasına" karar verilmiştir.Dairemizce, Yargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş, usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; davacının ... numaralı "..." markasının 35. sınıfın 5. alt gurubunda yer alan, "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyaların bir araya getirilmesi" hizmetlerinde tescilli olduğu, davaya dayanak yapılan diğer markalarının mobilya ürünlerinde ya da bu ürünlerin mağazacılığında tescilli olmadığı, davacının "..." markasının TPMK'nın 18/03/2015 tarihli kararı ile tanınmış marka olarak tescil edildiği tespit edilmiştir.Dosya arasında bulunan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/241 Değişik iş sayılı dosyası incelenmesinde; delil tespiti talep edenin ... Tekstil Giyim San. ve Tic. A.Ş., karşı tarafın ... olduğu, yapılan tespit neticesi bilirkişinin 26/12/2017 havale tarihli raporunda, TPE Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 26/08/2015 tarihli yazısından davacı markasının tanınmış marka olarak tespitine karar verildiğinin anlaşıldığı, davalının işyerlerinde yapılan incelemede 35. sınıfta mağazacılık hizmet sınıfında ".../..." ve "...+Şekil" ibarelerini kullandığı, kartvizitlerde doğrudan davacı markasının kullanıldığını, davacının ... ve ... sayılı "..." ve "..." markalarının 35. sınıfta tescilli olduğunun beyan edildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince alınan 07/02/2019 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; "...Davalının, davacı adına TPMK nezdinde 2016/97265 no ile 20 ve 35.sınıfta tescilli ... ibareli markasının aynısını ve ayırdedilemeyecek kadar benzerleri ile davalının kullanımlarının davacının diğer ..., ..., ..., @... tescil kapsamında yer alan aynı ve benzer (ilgili) mal ve hizmetlerde kullandığı, bu kullanımlarının tüketici nezdinde iltibasa yol açabileceği, davalının davacı adına TPMK nezdinde tescilli ve tanınmış markalarının aynısının ve ayırt edilemeyecek kadar benzerinin farklı sınıflarda kullanımı olduğu ve fakat tanınmışlığı yüksek olan bu markaların davalının kullanımlarından dolayı tüketici nezdinde iltibasa yol açabileceği ve davalının haksız yarar sağlayabileceği veya markanın itibarının zarar görebileceği, davalı adına kayıtlı www...com alan adının davacının tescilli ..., @... markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzediği ve fakat sözkonusu alan adı ile mevcut web sitesinde herhangi bir faaliyet ve kullanımının olmadığı, davacı 6769 sayılı SMK 150.maddesince davalıların eylemleri ile davacının maddi zarara uğrayıp uğramadığının, uğradı ise miktarının tespitini talep etmişse de; 6769 sayılı SMK'nun amir 151.maddesi hükmü uyarınca sınai mülkiyet hakkı tecavüzüne uğrayan kişinin yoksun kaldığı kazancın hesaplaması için SMK'nun 151/2 2.maddesinin a-b-c bendlerinde sayılan hesaplama yöntemlerinden birini tercih etmesi gerektiği, ancak davacı tarafından herhangi bir tercihte bulunulmadığı, davacının yapacağı tercihe göre, davalı veya davacı defter ve belgelerinin veya lisans sözleşmesi örneklerinin incelenip maddi tazminatın tutarının tespiti yapılması gerektiğinden, davacının maddi tazminata ilişkin talebi için herhangi bir inceleme ve tespit yapılamayacağı, davacının manevi tazminat talebinin mahkemenin takdirinde bulunduğu..." hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.İlk derece mahkemesince davacı vekilinin maddi zararının hesaplanması açısından bilirkişi heyetinden alınan 08/04/2019 tarihli raporda; "...davalı marka tecavüzünün getirisi olarak 2016 yılı için 25.071,95 TL, 2017 yılı için 6.194,40 TL, 2018 yılı Şubat dönemine kadar 25.274,19 TL hesaplanmış olup toplam 56.540,54 TL kazanç sağladığı, davacının manevi tazminat talebinin mahkemenin takdirinde bulunduğu..." hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Bakırköy 1. FSHHM 2019/124 Esas - 2021/1815 Karar sayılı kararı incelendiğinde; "...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ... sayılı "@..." markasının 20. sınıf açısından ciddi kullanımının bulunmadığının anlaşıldığı, tanınmışlık halinin, kullanmamanın bir gerekçesi veya bir kullanma kriteri koşulu olarak sayılmadığı, davalı markasının tanınmış marka olarak kabulünün kullanmama nedeniyle iptale engel oluşturmayacağı gerekçesiyle ... sayılı "@..." markasının 20. sınıf açısından kullanmama nedeniyle kısmen iptaline, davacının dava konusu ... sayılı " ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ilişkin talebine gelince; dava konusu "..." markası üzerinde davalının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu, davalının halihazırda aynı esas unsuru içeren tanınmış markası ve başkaca seri markaları bulunduğu, davalının başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasının tanınmışlığından haksız yararlanmaya yönelik kötü niyetli bir tescil başvurusunun olmadığı, davalının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu ve davacı açısından iltibas nedeniyle hükümsüzlük koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davacının hükümsüzlüğe dair talebinin reddine..." karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.Dairemizce Yargıtay bozma ilamı kapsamında marka vekilleri ..., ... ve tekstil sektöründen ...’den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 04/07/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "… Davacının "..." markasının tanınmış marka olduğu, Davacı markaları ile davalı markaları mukayese edildiğinde Davalı şirketçe Davacının tescilli "..." markasının aynısının ve ayırd edilemeyecek kadar benzerinin, ayrıca yine Davacıya ait "..." ve "..." markaları ile ayırd edilemeyecek derecede benzer "..." ibaresinin Davalı yanca markasal olarak kullanıldığı,Davacının "..." markasının tekstil emtiaları bakımından tanımış olmasına rağmen mobilya emtiası bakımından tanınmış olmamakla birlikte Davacıya ait ... tescil sayılı markanın 20. Sınıfta "Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar." emtiası ve 35. sınıfta "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar. ….mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetleri bakımından tescili olduğu, aynı zamanda özellikle koltuk, kanepe, puf gibi mobilyaların tekstil ürünleri ile kaplandığı, tekstil ve mobilya emtialarının çoğunlukla aynı satış ve dağıtım kanalları vasıtasıyla ticaret mevkiine sunulduğu, tüketicilerin e-ticaret platformlarında veya Alışveriş merkezlerinde bu malları bir arada görebilecekleri değerlendirildiğinden tekstil ve mobilya emtialarının tamamlayıcı mallar olduğu,Davalı kullanımlarının Davacının tanınmış "..." markasının ayırd edici karakterine karşı güncel bir zararı olmadığı düşünülse dahi gelecekte böyle bir zararın ortaya çıkacağı yönünde mantıklı bir çıkarım mevcut olduğundan ve aynı zamanda yukarıda belirtilen nedenlerle taraf marka ve kullanımları arasında tekstil ve mobilya emtialarının tamamlayıcı mallar olduğu kanaatine varıldığı, tüketici nazarında davacının markasının ayırt edici karakterinin zamanla zedelenebileceği ihtimalinin yüksek olduğu, somut uyuşmazlıkta markanın ayırt edici niteliğinin aşındırılması (blurring) durumunun mevcut olduğu, Davalı kullanımları ile Davacıya ait tanınmış "..." markasının itibarına zarar verilmesi (tarnishment) halinin mevcut olmadığı, Davalı kullanımları ile Davacıya ait tanınmış "..." markasının imajının transfer edilmeye çalışıldığı, bu sebeple haksız yararlanma (free riding) halinin mevcut olduğu, Davalının haklı sebep savunmasının değerlendirmesinin tamamen Sayın Dairenizin hukuki takdirinde olduğu…" yönünde görüş bildirilmiştir. GEREKÇE: Dava, davalının marka kullanımlarının davacının tanınmış markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla açılan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, alan adına erişimin engellenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde önceye dayalı hak sahipliği iddiasında bulunmuşsa da, yargılama sırasında cevap dilekçelerinde bu savunmayı ileri sürmediği, bu hususta dosyaya delil ibraz etmediği, davalı tarafın ilk kez 2018 yılında marka tescil başvurusunda bulunduğu anlaşılmakla, buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir. Davalı vekili davacının markasının mobilya emtiası için kullanılmadığını belirterek, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Her ne kadar Bakırköy 1. FSHHM'nin 2019/124 Esas sayılı davasıyla ilgili yapılan yargılama sonucunda davacının... tescil numaralı "@..." markasının 20. sınıf açısından kullanmama nedeniyle kısmen iptaline karar verilmişse de, 35. sınıfın 5. alt gurubunda yer alan, "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyaların bir araya getirilmesi" hizmetlerinde tescilli olan ... tescil numaralı " ..." markasıyla ilgili hükümsüzlük davasının reddedildiği, markanın tescil tarihine göre işbu davanın açıldığı 26/02/2018 tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin henüz dolmadığı, bu nedenle bu markayla ilgili kullanmama definde bulunulamayacağı anlaşıldığından, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Dairemizce alınan bilirkişi raporu ve TPMK'nın 18/03/2015 tarihli kararı ile davacının markasının hazır giyim sektöründe yaygın bilinirliğinin bulunduğundan tanınmış marka olarak tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalının mobilya ürünlerinin satışında kullandığı tespit edilen "..." markası davacının tescilli ve tekstil ve giysi ürünleri konusunda tanınmış "..." markası ile iltibasa neden olacak derecede benzerdir. Ayrıca alınan bilirkişi raporu ile, tekstil ve mobilya sektörü arasında dolaylı da olsa bağlantı bulunduğundan, davalının markayı kullanarak, SMK 7/2-c maddesinde açıklandığı üzere, davacının markasının Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edeceği tespit edilmiştir.Tüm dosya kapsamı ile davalının davacının tanınmış markasının birebir aynısını ve iltibas yaratacak şekilde benzerini, davacının markasının da tescilli olduğu mobilya sektöründe 35. sınıfta kullandığı, bu kullanımın iltibasa neden olacağı, ayrıca davacı markasından haksız yarar sağlama ve markanın ayırt ediciliğine zarar verme/markanın sulandırılması sonucunu doğuracağı, farklı sınıflarda kullanılsa dahi, davacı markasının genişletilmiş korumadan yararlanacağı, kaldı ki davacının 20. ve 35. sınıflarda tescilli markasının da mevcut olduğu anlaşılmakla, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle ilk derece Mahkemesince markaya tecavüzün tespiti, meni ve refine ve maddi, manevi tazminata karar verilmesi yerindedir. Davalı vekilinin tazminat miktarına da itiraz ettiği anlaşılıyorsa da, iki ayrı işyerinde tabelada ve kartvizitlerde kullanımının bulunduğu, ihlal süresi ve hesaplamanın ticari kayıtlar üzerinde yapılması nedeniyle, davalının elde ettiği gelir seçeneğine göre SMK 151/2-b maddesine göre hükmedilen maddi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Davalının haksız rekabet koşullarının oluşmadığına yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde; her ne kadar işbu davayla ilgili bozma kararından sonra Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararlarında marka hakkına tecavüz halinde, TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin kümülatif koruma sağlamayacağı kabul edilmişse de, Dairemizce bozma ilamına uyulmakla, davacı lehine kazanılmış hak söz konusu olduğundan, davalının eyleminin aynı zamanda haksız rekabet de oluşturduğuna karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle; davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, tarafların kazanılmış hakları korunarak ilk derece mahkemesinin kararının aynen tekrarına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE,2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/11/2019 tarihli 2018/95 E. - 2019/394 K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;-Davalının davacıya ait tescilli markalara tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda tecavüz teşkil eden davalının "..." ve "...", "... Mobilya" şeklinde kullanımlarının yer aldığ her türlü reklam vasıtası ve iş evrakına el konularak imhasına, tabelaların sökülmesine, davalıya ait "www...com" isimli internet adresine erişimin engellenmesine, -56.540,54 TL maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,4-İlk derece mahkemesi yargılaması yönünden;a-Alınması gereken 4.750,31 TL harçtan peşin alınan 1.024,65 TL harç ve 795,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 2.975,66 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat talebi yönünden hesaplanan 40.000,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 15.000,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 15.000,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvurma harcı, 1.024,65 TL peşin harç, 795,00 TL ıslah harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 232,00 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.087,55 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre hesaplanan 3.416,22 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması yönünden; a-Alınması gereken 4.750,31 TL harçtan peşin alınan 1.187,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.562,74TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, b-İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve yapılan celse sayısı da dikkate alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına AAÜT tarifesi gereğince 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, c-İstinaf yargılaması sırasında davacı tarafça yapılan 15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 15.050,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,ç-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Temyiz Yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.17/09/2025