8. Hukuk Dairesi 2012/10632 E. , 2013/4952 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile Hazine ve... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.07.2012 gün ve 607/205 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında
**8. Hukuk Dairesi 2012/10632 E. , 2013/4952 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ile Hazine ve... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.07.2012 gün ve 607/205 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladığı taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında dere yatağı olarak tespit dışı bırakıldığını, 34 yılı aşkın bir süreden beri zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, imar ve ihya ettiğini açıklayarak yaklaşık 3000 m²'lik dava konusu yerin adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili dava konusu yerin kadastro çalışları sırasında dere yatağı niteliğiyle tespit dışı bırakıldığını, TMK’nun 715. maddesi kapsamında kalan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar ve ihya yoluyla taşınmazın edinme olanağının bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Köy Tüzel Kişiliğine yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamış ve cevapta vermemiştir. Mahkemece, teknik bilirkişi ...’ın 16.06.2011 tarihli raporuna ekli krokide, A harfiyle işaretli 1718,24 m² yüzölçümlü taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından savunmasında gösterdiği gerekçelerle temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/l. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi teknik bilirkişinin rapor ve krokisinde A harfiyle işaretli yerin derenin tamamını kapsadığı ve bu nedenle nitelik bakımından duraksamanın hasıl olduğu saptanmıştır. .//.. 2012/10632-2013/4952 -2- Dosya arasında bulunan kadastro müdürlüğünün karşılık yazılarında, dava konusu yerin 1976 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dere yatağı olarak tespit dışı bırakıldığı açıklanmıştır. Kural olarak, aktif durumda bulunan dere yatakları ile bunların yayılma sahaları kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya yoluyla edinilmeleri mümkün bulunmamaktadır. Her ne kadar uzman bilirkişi jeoloji mühendisi 18.11.2007 tarihli raporunda dere ile taşınmaz arasında 7-10 m. arasında kot farkının bulunduğunu açıklamış ise de, teknik bilirkişinin krokisinde yeşile taralı A harfiyle gösterilen yerin kuru dere yatağını tamamen kapsadığı, kar ve yağmur sularının akmasına engel olduğu, özellikle krokinin 6,7 ve 8. noktaları bununu açıkça gösterdiği anlaşılmaktadır. Söz konusu dere, kuru dere de olsa kar ve yağmur sularını taşıyan bir doğal taşıma görevinin bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Söz konusu derenin kar ve yağmur sularını taşıyan bir görevi bulunduğunda kuşku bulunmadığına göre A harfiyle gösterilen dava konusu yerin dere yatağının tamamını kapatacak biçimde olması nedeniyle su akıntısına engel oluşturulup oluşturulmadığı, derenin yatak değiştirip değiştirmediği, dosya arasında bulunan orijinal ve kapsamlı birleşik pafta gözönünde bulundurulduğunda derenin başlangıcında 189,190 ve 277 sayılı parselleri ile bitişiğinde 221, 232, 312, 295 sayılı tapulama parsellerinin bulunduğu gözönünde bulundurularak derenin başlangıç ve bitiş noktalarının da krokide gösterilmesi, yatak değiştirme söz konusu ise, yeni yatak yerinin krokide işaretlenmesi, mevcut krokinin bulunduğu bu haliyle tesciline karar verilen yerin su akıntısına engel olup olmadığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde araştırılıp belirlenmesi, dere ile taşınmaz arasında 7-10 m arasında kot farkının da krokisi üzerinde gösterilmesi, krokide gösterilen A harfli yerin verilmesi halinde su akıntısı için kalan boşluğun genişliğinin metre cinsinden raporda açıklanması ve yine kroki üzerinde belirlenmesi, kroki üzerinde gösterilecek tüm yerlerin harflendirilerek veya numaralandırılarak farklı renklerde gösterilmeye çalışılması derenin bitişiğinde ve başlangıcında köprü veya menfezler varsa bunlarında gösterilmesi, daha önce götürülmeyen başka bir jeolog ve teknik bilirkişi aracılığıyla keşfin yapılması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, infazda ve nitelik bakımından duraksama yaratacak şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.