1. Hukuk Dairesi 2009/12407 E. , 2009/12963 K. "" MAHKEMESİ : MARMARİS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/09/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı 60 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 45.13 m2 lik bölümünün idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek, tapunun iptali ile muhdesatların yıkımı isteğinde bulunmuştur. Davalı, idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin kendisine tebliğ edilme…
**1. Hukuk Dairesi 2009/12407 E. , 2009/12963 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MARMARİS 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/09/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı 60 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 45.13 m2 lik bölümünün idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek, tapunun iptali ile muhdesatların yıkımı isteğinde bulunmuştur. Davalı, idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin kendisine tebliğ edilmediğini bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının dayanak yaptığı kıyı-kenar çizgisi belirlenmesine ilişkin işlemin idare mahkemesinde görülüp, kesinleşen dava sonucu iptal edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptali ile sicil kaydının kütükten terkini ve kıyı-kenarda kalan muhdesatların yıkımı isteğine ilişkindir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; özellikle eksiğin tamamlanması yoluyla getirtilen kayıt ve belgelerden dava konusu 60 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 27.9.1994 tarihinde kesinleştiği davacı Hazinenin anılan taşınmazın 45.13 m2 lik kısmının idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı iddiasıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin Muğla İdare Mahkemesinin (2003/1205 E-2004/1559) 14.9.2007 tarihinde kesinleşen kararı ile iptal edildiği davacının dayanak yaptığı hukuka uygun kıyı-kenar çizgisi kalmadığı gözetildiğinde 28.11.1997 gün ve 5/3 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince mülkiyet hukuku yönünden kıyı-kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğu kuşkusuzdur. Ne varki, mahkemece bu yönde hükme yeterli bir araştırma yapılarak uyuşmazlık çözümlenmiş değildir. Davada ileri sürülen iddianın ve savunmanın içeriğine göre; yanlar arasındaki uyuşmazlığın,"kıyı kenar çizgisinin" saptanmasından kaynaklandığı açıktır. Bilindiği üzere; son kez yürürlüğe giren 362l Sayılı Kıyı Kanunu'nun "kıyı kenar çizgisini"belirleme yöntemine ilişkin 5 ve 9.maddeleri, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamı dışında bırakılmış; anılan kanun maddesinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekle olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.ll.l997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararın da "kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğuna;ancak 362l sayılı Kıyı Kanunu'nun 9.maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine"işaret edilmiştir.