DAVACI : DAVALILAR : 1- 2- DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)DAVA TARİHİ : 22/07/2020KARAR TARİHİ: 25/08/2020K. YAZIM TARİHİ: Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/04/2020 tarihinde maliki olduğu ancak babasının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracına, davalının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucunda ara
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davaya konu 261 nolu bağımsız bölümün Bakırköy ... Noterliğinin 17.04.2018 tarih ve ... yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Ön Ödemeli Konut Satış Vaadi Sözleşmesi ile davalılardan satın alındığını, davalı ... şirketinin davalılar arasındaki sözleşmede satmayı vaad eden, diğer davalı ... şirketinin ise inşaatın yapımını üstlenen şirket olduğunu, sözleşmede konu olan taşınmazın fiyatının 2.800.000 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin bu bedeli davalı ... şirketine ödemiş olduğunu, yine sözleşmede taşınmazın teslim tarihinin Aralık 2018 tarihi olarak belirlenmiş olduğunu, konu olan taşınmazın geç de olsa müvekkiline teslim edilmiş olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde alıcıya tapu devrinin düzenlenmiş olduğunu, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen tapu devrinin yapılmaması üzerine Noter ihtarnamesi ile davalılardan tapu devrinin yapılmasını talep ettiğini, davalı ... şirketinin Noter kanalı ile diğer davalı ... şirketi ile olan sözleşmesini fesih ettiğini, ancak bu feshin müvekkili şirket açısından geçerli ve bağlayıcı olmadığını, zira müvekkili ile davalı ... şirketi arasında imzalanan sözleşmenin tarihinin 17.04.2018 tarihi olduğunu ve taşınmazın fiili olarak geç de olsa Ocak 2019 tarihinde müvekkili şirkete teslim edilmiş olduğunu belirtmişler ve de netice ve talep olarak da açıklanan sebepler ile dava konusu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile müvekkili şirket adına tesciline, bu talebin kabul görmemesi halinde müvekkilince satım bedeli olarak ödenen 2.800.000 TL nın ödeme tarihi olan 25.04.2018 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. ... Yapı cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin diğer davalı şirket ile yapmış olduğu sözleşme çerçevesinde davacıya dava konusu villanın satılmış ve davacıya yer tesliminin de yapılmış olduğunu, ancak diğer davalı şirketin yarattığı haksız ve mesnetsiz muaraza nedeni ile tapu devrinin yapılamamış olduğunu, müvekkili şirketin ve diğer davalının projenin lansmanını yani tanıtımını proje ortaklığı olarak birlikte yaptıklarını, diğer davalının yarattığı haksız ve mesnetsiz muarazanın giderilmesi için müvekkili şirket tarafından diğer davalı şirket aleyhine dava açıldığını, dava konusu villanın tapusunun diğer davalı şirket üzerinde olup esasında davacıya devri gerektiğini, davalı taraflar arasındaki sözleşmenin karma nitelikte olmakla birlikte adi ortaklık unsuru öne çıkan bir sözleşme olduğunu, bu sebeple tarafların hak ve yükümlülüklerinin adi ortaklık hükümleri çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini belirtmişler ve de sonuç ve istem olarak da davacı taleplerinin müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. ... cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ile daavacı arasında mülkiyetin devri talebine vücut verecek hiçbir hukuki işlem bulunmadığı gibi bunun dışında başka bir işlemin de mevcut olmadığını, bu nedenle davacının müvekkili şirkete bir husumet yöneltemeyeceğini, diğer davalının söz konusu villaların maliki olmadığından başkalarına tasarrufi muamele ile devretme hususunda tasarruf yetkisine de sahip bulunmadığını, davacının kendisi ile hiçbir sözleşme ilişkisi bulunmayan, kendisine satış ve tescil vaad etmiş olmayan müvekkiline karşı tescil ve terditli olarak tazminat davası açmasının mümkün olmadığını, davacı taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı taleplerinin kendi içinde hukuken çelişkili olduğunu, bu taleplerin bir arada ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davalı sıfatı bulunmadığını, diğer davalı şirketin bedelini ödemek suretiyle müvekkilinden satın alması gereken taşınmazlar için belirlenen satış bedellerini ödemediğinden sözleşmenin müvekkilince feshine sebep olmuş, böylece davacıyı da mağdur ederek taşınmaz mülkiyetini devir borcunu imkansız hale getirmiş olduğunu, davalı taraflar arasındaki sözleşmenin tipik bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi niteliği taşıdığını belirtmişler ve de sonuç ve istek olarak da açıklanan sebepler ile maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Her ne kadar istinaf mahkemesince mahkememizce taşınmazın kullanım amacına ilişkin yeteri kadar araştırma yapılmadığı gerekçe gösterilerek kaldırma kararı verilmiş ise de; dava konusu sözleşmede taşınmazın villa tipi olduğu, yönetim planına göre ticari amaçlı kullanımının imkansız olduğu, ancak konut olarak kullanımının mümkün olduğu, mahkememizce yapılan keşif neticesinde çekilen fotoğraflardan da hali hazırda mesken olarak kullanıldığı, davacı tarafın dava dilekçesinde de taşınmazı konut olarak aldığını belirttiği ve kaldırma kararı sonrasında davacı vekilinin celsede alınan beyanında da dava konusu taşınmazı davacı şirket ortağı olan ...'ün oturması için satın alındığının belirttiği gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu taşınmazın konut amaçlı alındığı konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında, tekrara düşmemek adına önceki kararda belirtilen gerekçeler ile dava konusu taşınmazın kullanım amacı itibariyle davacının tüketici sıfatının bulunması sebebiyle yargılama yapma görev ve yetkisinin Tüketici Mahkemesinde olduğundan, davanın görev nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüzel kişi tacirlerin yaptığı işlemlerin ticari olması ve taraf olduğu davaların TTK. m. 4 ve 5 hükümleri uyarınca ticari dava sayılmasının aksi söz konusu olamayacak bir hukukî sonuç olup, tüzel kişi tacirin yaptığı işlemin ticari olduğunu belirtmesinde hiçbir şekilde aranamayacağını, kâr elde etmekten başka amacı olması hukuken mümkün olmayan davacı şirketin tüketici olduğunu kabul etmenin her türlü bilimsel gerçeğe ve açık yasa hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, davacı ile hiçbir sözleşme ilişkisi bulunmayan, kendisine satışı ve tescili vaad etmiş olmayan müvekkiline karşı tescil davası açılmasının mümkün olmadığı belirterek, görevsizlik kararının kaldırılarak, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğuna karar verilmesini talep etmiştir.