8. Hukuk Dairesi 2018/12784 E. , 2018/16329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 29.03.2018 gün ve 2017/5576 Esas,2018/10297 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosy
**8. Hukuk Dairesi 2018/12784 E. , 2018/16329 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması Ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 29.03.2018 gün ve 2017/5576 Esas,2018/10297 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı alacaklı 01.09.2006 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 18.11.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2011 yılı Ocak ayından 2014 yılı Aralık ayına kadarki kira farkı alacağı 11.103,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 10/12/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 14/12/2015 tarihli itiraz dilekçesinde, 2011 ve 2015 tarihleri arasında yapmış olduğu kira ödemeleri bulunduğunu alacaklının hesap dökümü ile kendisinde bulunan dekontların karşılaştırılmasını istediğini dosyada belirtilen meblağa itiraz ettiğini, belirtilen süre içerisinde taksit seçeneği varsa taksitlendirilmesi, yoksa bu zaman zarfında bahse konu borcunu ödemeyi taahhüt ettiğini, takibin durdurulmasını talep ettiğini, kendi borç miktarı olan 4.870 TL dışındaki borca itiraz ettiğini bildirmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davalının icra takibine yaptığı itirazında taraflar arasındaki kira akdini ve aylık kira bedelini reddetmediği nazara alınarak, İİK'nin 269/c maddesi kapsamında kira bedellerini ödediğine dair bir belgenin sunulmaması karşısında itiraz edilen asıl alacak yönünden itirazın kaldırılmasına, taraflar arasındaki kira akdinin feshi ile tahliyeye karar verilmiş, davalının temyizi üzerine Dairemizin 29.03.2018 tarih ve E. 2017/5576 - K. 2018/10297 sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, davalı karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir. 6100 sayılı HMK.nun 27. maddesi uyarınca davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını da içermektedir. Mahkemece gerekli uyarıyı taşıyan çağrı kâğıdının usulüne uygun şekilde davalılara tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun taraf teşkilinin gerçekleşmesinden sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekir. Nitekim taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21/1. maddesinde; "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıda ki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memuruna imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır" hükmü yer almaktadır. Madde burada, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki "adreste bulunmama", diğeri ise "tebellüğden imtina" dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir" hükmü öngörülmüştür. Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını "tahkik etme" görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7 ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Somut olayda, dava dilekçesi ve duruşma gününü bildiren davetiyenin tebliği işleminde, muhatabın tevziat saatlerinde adreste bulunmadığı tespit edilerek ismini vermekten kaçınan ve hangi dairede oturduğu belirlenmeyen, "komşusunun" beyanı esas alınarak tebliğ evrakı Muhtarlığa teslim edilmiş ise de, bu bilginin kimden alındığının belli olmadığı, tebligatta buna dair bir açıklamanın bulunmadığı, ihbarname kapıya yapıştırıldıktan sonra isim ve imzadan kaçınan komşusuna bilgi verildiği belirtilmekle birlikte bu komşunun kim olduğunun belli olmadığı, muhatabın tevziat saatlerinden sonra adrese gelip gelmediğinin araştırılmadığı, açıklanan nedenlerle tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesinde belirtilen usule uygun olduğu düşünülemez. Bu nedenle usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan, savunma hakkı kısıtlanarak davanın esası hakkında karar verilmesinin doğru olmadığı bu defaki incelemede anlaşıldığından, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 29.03.2018 gün ve E. 2017/5576 - K. 2018/10297 sayılı onama kararının kaldırılmasına, mahkemenin 14.04.2016 tarih ve 2016/150 E- 2016/414 K sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile BOZULMASINA, peşin harcın karar düzeltme isteyene iadesine 26/09/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.