T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/991 - 2026/468 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/991 KARAR NO : 2026/468 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.06.2024 NUMARASI : 2021/552 Esas 2024/635 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Maddi Tazminat) KARAR TARİHİ : 13.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/991 - 2026/468 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/991 KARAR NO : 2026/468 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11.06.2024 NUMARASI : 2021/552 Esas 2024/635 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Maddi Tazminat) KARAR TARİHİ : 13.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 06.04.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davada; davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Asıl davada, davacı vekili dava dilekçesinde; 09.08.2020 tarihinde davalı sürücü ...'nun sevk ve idaresindeki aracı ile yaya davacı ...'a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, ayağında ve bacağında kırıklar oluştuğunu, taburcu olduktan sonra evde sürekli yatmak durumunda kaldığını, 6 ay geçici iş göremezliğe uğradığını, bakıcı desteğine muhtaç hale geldiğini, hastaneye gidiş geliş de dahil olmak üzere tedavi masrafı yaptığını, davacının emekli olması yanında Çorum Bayat Barak Köyünde tarlasının bulunduğunu, bu tarlayı ekip biçtiğini, aynı zamanda hayvancılıkla uğraştığını, geçirdiği kaza sebebiyle çiftçilik işlerini yapamadığını, bu işleri yapması için ...'e 4.500,00TL ödediğini, maddi zararlarının yanında manevi zarara da uğradığını, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, kazanç kaybı ve tedavi giderine yönelik maddi zararları olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklarI saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00TL maddi tazminatın davalı ...'ndan kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca 4.000,00TL manevi tazminatın davalı ...'ndan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiş; davacı vekili 26.07.2021 tarihli dilekçesinde; 100,00TL'lik maddi tazminat talebinin 50,00TL'sinin geçici iş göremezliğe, 50,00TL'sinin tedavi giderine (bakıcı gideri, tedavi, ulaşım) ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Birleşen davada; davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davaya konu kazada davacının sürekli maluliyetinin de meydana geldiğini, adli tıp raporunda davacının, dava konusu trafik kazasına bağlı olarak oluşan kişisel engel oranının % 17 olduğunun tespit edildiğini, zararından araç sürücüsü ve ZMMS sigortacısı olan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere, şimdilik 30,00TL (otuz TL) sürekli iş göremezlik (güç kaybı) tazminatının, davalı ... yönündenkaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Davacı vekili 20.03.2024 tarihli dilekçe ile asıl ve birleşen davadaki taleplerini ıslah etmiş ve geçici iş göremezlik tazminatını 3.442,23TL'ye, ulaşım giderini 273,57TL'ye, bakıcı giderini 421,02TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatını 51.738,71TL'ye artırmıştır. Asıl davada, davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespitinin gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden, maluliyet oranının tespiti içinde İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alınmasını talep ettiklerini, geçici iş göremezlik taleplerinin poliçe teminatı kapsamında bulunmadığını, davacının bakıma muhtaç olup olmadığının hekim bilirkişilerce tespitinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Asıl davada, davalı ... cevap dilekçesinde; zorunlu arabuluculuk görüşmelerine davet edilmediğini, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, kazanın 04.08.2020 tarihli ifade tutanağından da anlaşılacağı üzere davacının kusurlu bir şekilde kaldırımdan yola inerek attığı adım sonucu meydana geldiğini, çarpma olayının gerçekleşmediğini, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığından maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada, davalı ... Sigorta AŞ vekili; sorumluluklarının sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacının davasını kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın soruşturma veya ceza davasında uzlaşma yaptığının tespiti durumunda uzlaşma ile tüm hak ve alacaklarını aldığından davanın bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, savcılık dosyası incelendiğinde davacı hiç bir hak talep etmeksizin şikayetçi olmadığını, sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri gereğince hazırlanacak sağlık kurulu raporunun dikkate alınması gerektiğini, işbu raporda trafik kazası ile maluliyet arasında illiyet bağının tespit edilmiş olması gerektiğini, dava konusu olayla ilgili olarak ceza soruşturma dosyasındaki tüm delillerin, ifade tutanaklarının, tanık beyanlarının ve nihayet bilirkişi raporunun temini kusura ilişkin incelemenin resen yapılması ile kazadaki kusur oranının tespiti gerektiğini, belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; asıl davanın, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan maddi (geçici iş göremezlik, mesleki harcama, bakıcı gideri, tedavi ve ulaşım masrafı) ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, birleşen davanın ise, aynı olaydan kaynaklanan maddi (sürekli iş göremezlik) talebine ilişkin olduğu; 09.08.2020 tarihinde, davalı ...'nun sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketine sigortalı olan aracın, davacı yayaya çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve bu kazada davacı ... yaralandığının anlaşıldığı; delillerin toplandığı, tanıkların dinlendiği; kusur tespitine ilişkin rapor alındığı ancak alınan raporda; belirlenen kural ihlali ile kaza tespit tutanağında belirlenen kural ihlalleri ve dolayasıyla kusur oranları arasında çelişki bulunduğu anlaşılmakla, Karayolları Fen Heyetinden seçilen üç kişilik bilirkişi heyetinden çelişkiyi giderir 06.06.2022 havale tarihli rapor alındığı ve raporda, sürücü ...'nun %30 oranında, yaya ...'un %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği; düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmekle raporun hükme esas alındığı; davacının oluşan maluliyetinin tespiti için alınan 05.11.2021 tarihli raporda davacının kaza sebebiyle oluşan sürekli iş göremezliğinin %17 oranında olduğu, 4 ay süre ile geçici iş göremez kaldığı ve 2 hafta süre ile başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun rapor edildiği, taraf vekillerinin rapora itirazları üzerine İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinden alınan raporda davacının kaza sebebiyle oluşan sürekli iş göremezliğinin %7 olduğu, 4 ay süre ile geçici iş göremez kaldığı rapor edildiği; raporlar arasında maluliyet oranı konusunda çelişki oluşması üzerine, bu kez bu çelişkinin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan 14.03.2023 tanzim tarihli rapor alındığı, nihai olarak davacının maluliyetinin %7 olduğu, 4 ay süre ile geçici iş göremez kaldığının kabul edildiği raporun karar vermeye elverişli olduğu, aktüer bilirkişiden alınan raporda; davacının tespit edilen %7 oranındaki sürekli maluliyetine göre talep edebileceği tazminatın 172.462,38TL olduğu, bu tutardan kusur tenzili yapıldığında 51.738,71TL sürekli iş göremezlik tazminatı talep edilebileceği, yine 4 ay süreyle geçici iş göremez kaldığı dönemde gerek çiftçilik ve hayvancılık faaliyetlerini sürdüremeyerek kazançtan mahrum kaldığı, gerekse 3. bir kişiye ücretle bu işin yaptırıldığı anlaşıldığından geçici iş göremezlik tazminatı talebinin yerinde olduğu, buna göre hesaplanan 11.474,10TL'den kusur tenzili yapıldığında 3.442,23TL geçici iş göremezlik tazminatı talep edilebileceği, davacının 2 hafta süreyle bakıcıya ihtiyaç duyduğu tespit edildiğinden brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan 1.373,40TL'den kusur tenzili yapıldığında 421,02TL bakıcı gideri talep edilebileceği kabul edildiği;. davacının hesaplanan ulaşım giderinin 615,90TL olduğu, fatura ile belgelendirilen ulaşım giderinin 296,00TL olduğu, kusur tenzili ile (184,77TL + 88,80TL) 273,57TL ulaşım giderinin talep edilebileceği hesaplandığı, davacının ıslah talebi de nazara alınarak maddi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerektiği; davacının manevi tazminat talebi yönünden; davalı sürücünün %30 kusuruyla davacının yaralanmasına sebebiyet vermesiyle davacının beden bütünlüğüne zarar verdiği belirlendiğinden, günün ekonomik koşullarına göre 4.000,00TL manevi tazminatın hak ve nesafete uygun olduğu gerekçesiyle;“asıl dava yönünden ,maddi tazminat talepli davanın kabulüne, 3.442,23TL geçici iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hüküm altına alınan tutara davalı ... yönünden olay tarihi olan 09.08.2020 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 07.09.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına,273,57TL ulaşım gideri, 421,02TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 694,59TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hüküm altına alınan tutara davalı ... yönünden olay tarihi olan 09.08.2020 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 07.09.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, manevi tazminat talepli davanın kabulüne, 4.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 09.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... tahsili ile davacıya verilmesine, Birleştirilen dava dosyasında; davanın kabulüne, 51.738,71TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, hüküm altına alınan tutara davalı ... yönünden olay tarihi olan 09.08.2020 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 07.09.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına," karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece hatalı kusur raporu ve eksik engellilik raporuna göre karar verildiğini, kazanın meydana gelmesinde, yaya olan davacının kusuru olmamasına rağmen %70 kusurlu olduğunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kusur raporunu kabul etmediklerini, ayrıca AÜTF Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan alınan raporda, davacının %17 oranında malul iken, Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen raporda, maluliyet oranın %7 olarak tespit edildiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, asıl davada bu nedenle tazminat taleplerinin eksik takdir edildiğini, taşıt yolunda ilk geçiş hakkı yayaya ait olduğu halde, aracın ilk geçiş hakkı olduğu kabul edilerek kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, kazanın davacının neredeyse geçişini tamamladığı sırada meydana geldiğini, bu nedenle davacının tazminat taleplerine eksik hükmedildiği kararın bu nedenle hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Asıl dava, trafik kazası nedeniyle bedensel yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, birleşen dava ise, asıl davada talep edilmeyen sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir. ilk derece mahkemesince davacının davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davayı ıslah eden davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90 ile 6098 sayılı TBK'nın 49. 54 ve 56. Maddeleri gereğince trafik kazası nedeni ile oluşan maddi ve manevi zararlardan işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu düzenlenmiştir.Bu nedenle, davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumunun tespiti önem arz eder. Dosyada bulunan raporlar arasında çelişki bulunması ya da alınan raporun oluşa uygun olmaması durumda, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve oluşa uygun rapor alınmadan davanın esası hakkında karar verilmemelidir. Bu durumda dahi mahkemece, çelişkinin giderilmesi için alınan raporun oluşa uygun olmaması ya da kendi içerisinde çelişki barındırması halinde alınacak ek rapor ya da yeni bir heyetten alınacak rapor ile oluşa uygun değerlenme çerçevesinde oluşan tereddüt ya da çelişki giderilerek kusur belirlenmelidir. Kaza tespit tutanağına göre; 09.08.2020 günü saat: 17.55 sıralarında, araç sürücüsü ... sevk ve idaresindeki aracı ile Öncüler Sokağı üzerinden gelip Zafer İçyer Caddesi üzerinden sola dönüş yapmak istediği esnada kaza mahalli Zafer İçyer Caddesi kavşağına geldiğinde aracın sol tekerleği ile istikametine göre solunda yaya kaldırımı üzerinden gelip karşıya geçmek isteyen yaya ...'un sağ ayağına basarak duruşa geçtiği yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği belirtilmiş, krokide ise çarpma noktası; yaya kaldırımından 2,20 m. mesafede taşıt yolu içerisi ve kavşak başı olarak çizildiği, görülmüştür. Kaza noktasında, taşıt ve yaya geçişini düzenleyen uyarı levhası ya da trafik lambası bulunduğuna yönelik tespitte bulunmamaktadır. Kaza tespit tutanağında açıklanan tespitte göre göre kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nın 53/2-a (sağa ve sola dönüşlerde sürücülerin kurallara uygun olarak geçiş yapan yayalara ilk geçiş hakkını vermemesi) maddesinde belirtilen kuralı ihlali ettiği, yaralı yaya ...'un kural ihlalinin olamayacağı" denilerek, kusur tespitinin yapıldığı görülmüştür. Ceza soruşturmasında davacı, müşteki olarak alınan kolluk beyanında "...caddede ben kaldırımda yürüyordum, Tali yol kavşağına geldiğimde yola indim, o arada ben taksinin geldiği görmedim. Taksi şoförünün de beni gördüğünü zannetmiyorum. Ayağım kaldırımda yere inince sağ ayağımın üzerine aracın sol tekerliği çıktı, ben şoföre elim ile geri git işareti yapınca o da geri gitti...." şeklinde, şüpheli olarak ifadesi alınan davalı ise "...Öncüler sokaktan Zafer İçyer Caddesine dönecektim. Caddeye çıkacağımdan ve kontrollü çıkmam nedeniyle aracımı oldukça yavaşlattım, durma aşamasına geçtim. O esnada sol tarafıma baktığımda 60-65 yaşlarında bir adamın bir anda benim aracım sol tarafına düştüğünü gördüm. Zaten duran aracımdan hemen indim." şeklinde kazanın oluş şeklini beyan ettikleri görülmüştür. Mahkemece, trafik uzmanı bilirkişiden alınan 24.02.2022 tarihli raporda, kusur oranına yönelik belirleme yapılmamış ise de, kavşak başında yaya geçişinde, araçlara göre yayaların geçiş önceliği olduğu kabul edilerek araç sürücünün kusurlu olduğu, davacı yayanın ise gerekli dikkati göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür. Kusur raporu ile kaza tespit tutanağındaki kusurun belirlenmesindeki çelişki nedeniyle Karayolları Trafik Fen Heyetinde görev yapmış bilirkişilerden çelişkinin giderilmesi için alınan raporda ise; soruşturma dosyası kapsamındaki beyanlar değerlendirilmeksizin, mahkemece alınan kusur raporu ve kaza tespit tutanağındaki tespitlerden hareket ile olayın oluş şeklini tespit ederek, davalı ... yönünden "Kavşaklara yaklaşan sürücüler hızlarını azaltmaları, kavşaklarda yayaların taşıt yolunun karşısına geçebileceklerini düşünerek yola gereken dikkat ve özeni göstermeleri, taşıt yolunun karşısına geçmeye çalışan yayaya ilk geçiş hakkını vermesi, yayayı gördüğünde etkin fren tedbirine başvurmayı, sesli ve ışıklı uyarılarla yayayı uyarması gerekirken, sayılan tedbirlere uymadığı için bu kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğu," denilerek, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/a, 52/b, 53/b, 57/a maddelerini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu denilmiş iken; yaya olan davacı yönünden ise "Yola gereken dikkat ve özeni göstermeden taşıt yoluna indiği, ilk geçiş hakkını gelen araca vermesi gerekirken kural ihlali yaparak karşıdan karşıya geçmek istediği, karşıdan karşıya geçmeden önce durup beklemesi ve yaklaşan aracın uzaklık ve hızını kontrol etmesi, güvenli duramayacak aracın geçişini beklemesi, uygun ortamın oluşmasını beklemesi gerekirken kural ihlali yaptığı için asli kusurlu olduğu" denilerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/b maddesini ihlal ettiğinden bu kazanın oluşumunda %70 (yüzde yetmiş) oranında kusurlu olduğu, belirtilmiştir. Alınan raporda ceza dosyasında soruşturma dosyasındaki beyanlara yönelik bir değerlendirme yer almadığı gibi, rapor içerisinde kavşak başından yayaların geçişi değerlendirilirken, gerek yayanın, gerekse de aracın ilk geçiş hakkından bahsedilerek, kusur belirlenmiş, rapor kendi içerisinde tereddüt meydana getirmiştir. Bu haliyle rapor karar vermeye elverişli olmadığı gibi, dosyada mevcut tek rapor ile de çelişki oluşturmuştur. Kusur durumunun doğru şekilde tespiti, kazanın oluş şekilinin doğru şekilde tespiti ile mümkün olacağından, kazaya ilişkin ceza soruşturma dosyasındaki mevcut deliller, kaza tespit tutanağı ve beyanlar değerlendirilmek suretiyle ve davacı vekilinin kusur raporuna yönelik itirazlarının değerlendirildiği, kusur raporunda "ilk geçiş hakkı" yönünden oluşan çelişkinin açıklandığı, bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak, bu şekilde dahi raporlar arasında çelişki olması durumunda, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden ya da İTÜ Öğretim üyelerinden oluşan heyetten, ceza soruşturma dosyasındaki deliller ve beyanlar, kaza tespit tutanağı ve dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek, kazanın oluş şeklinin doğru şekilde tespit edildiği, tespit edilen oluş şekline göre de kazanın meydana gelmesinde kusur durumunun belirlendiği, raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, denetime elverişli olmayan, kusur tespiti açısından kendi içerisinde çelişki ve tereddüte neden olacak ifadeler içeren ve söz konusu durumun sebeplerine yönelik değerlendirme barındırmayan, ayrıca dosya içerisinde mevcut kusur rapor ile de çelişki oluşturan rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle kusur raporuna yönelik açıklanan eksiklikler giderilerek, kararın davacı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle usuli kazanılmış haklarda gözetilerek, bundan sonra davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.