4. Hukuk Dairesi 2009/14664 E. , 2010/877 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... .... AŞ aleyhine 23/07/2007 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/09/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar ver…
**4. Hukuk Dairesi 2009/14664 E. , 2010/877 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... .... AŞ aleyhine 23/07/2007 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/09/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı, 22/06/2007 günlü ... gazetesinde “4 Canlı Bomba İçin Alarm Verildi” başlığı altında fotoğrafına da yer verilerek yayımlanan gerçek dışı haberde, Türkiye’yi kana bulamak için gönderilen dört kişiden biri olduğu, PKK yöneticilerinden talimat alarak ...’da olası eylem yapacakları yazılarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat istemiştir. Davalı ise, yayının emniyetçe basına dağıtılan fotoğraflarla hazırlandığını, terör nedeniyle ...’da eylem yapılacağı düşüncesiyle ve kamu yararı nedeniyle yayının yapıldığını, böyle durumlarda fotoğrafların izinsiz kullanılmış olmayacağını, yayının hukuka uygun olduğunu ve olay nedeniyle hazırlık soruşturması bulunduğundan haberin gerçeğe dayalı olduğunu belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkeme, davacı hakkında valiliğe suikast nedeniyle açılmış bir dava bulunmadığı, savcılığa ulaşan olayın davacı ve arkadaşları arasındaki adli bir olay niteliğinde olduğunu, soruşturmanın davacının istemi üzerine başladığını ve yayının emniyet bilgilerine dayalı olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davalıların sorumluluğu yönünde karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür 2009/14664-2010/877