1. Hukuk Dairesi 2026/1386 E. , 2026/2216 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1659 E., 2025/3306 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/529 E., 2024/329 K. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkillinin babası muris ...'ın ölmeden önce 21.08.1970 yılında ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 55... parseld…
1. Hukuk Dairesi 2026/1386 E. , 2026/2216 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1659 E., 2025/3306 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/529 E., 2024/329 K. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir. Davacı vekili; müvekkillinin babası muris ...'ın ölmeden önce 21.08.1970 yılında ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 55... parselde kayıtlı 2 nolu dükkanı akrabası ...'dan satın aldığını, ancak tapunun o tarihte 10 yaşında olan müvekkilinin tek erkek kardeşi olan ... üzerine yapıldığını, taşınmazın bedelini muris ...'ın ödediğini, satın alma işleminin üzerinden 40 yılı aşkın süre geçse de muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal davalarında zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin söz konusu olmadığını belirterek taşınmazın ...'ın miras payı oranında iptali ile müvekkili adına tesciline, bu talebin kabul görmemesi halinde muris tarafından gerçekleştirilen işlemin davacının saklı payı oranında tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili; muris tarafından müvekkillerinin babası ...'a devredilen bir taşınmaz olmaması nedeniyle 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmadığını, davacı tarafın tenkis taleplerinin ise zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın dava dışı kişi adına tescilli iken 1970 yılında satış yoluyla davalıların murisi adına tescil edildiği, muris muvazaası yönünden yapılan incelemede; taşınmazın dava dışı üçüncü kişiden davalıların murisine devredildiği, kök murisçe yapılan bir devrin bulunmadığı, 3. kişiden alınan dava konusu taşınmaz için yapılan satış işleminin 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İBK kapsamında kalmadığı, yapılan işlemin menkul bağışı niteliğinde olduğu ve şartları varsa tenkise tabi olacağı, bu nedenlerle tapu iptal ve tescil isteminin yerinde görülmediği, tenkis istemi yönünden yapılan incelemede; murisin ölüm tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin ölüm tarihi itibarıyla eldeki davada gözetilmesi gerekli kanuni düzenlemenin 743 sayılı Kanuni Medeni olacağı, bilindiği üzere; tenkis davalarında zamanaşımını düzenleyen Kanuni Medeni'nin 513. maddesinde iki ayrı ilkeye yer verildiği, birincisi, öğrenme gününü esas alan bir yıllık süre, diğeri ise vasiyetnameler için açıldıkları günden, tenkise tabi diğer bütün tasarruflar için de miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren beş yıllık süre olduğu, bu sürelerin hak düşürücü süre olmayıp zamanaşımı süreleri olduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazın muris tarafından davalıların murisi ...'a devredilmeyip bedelinin muris tarafından ödenmek suretiyle davalıların murisi ... adına tescil ettirildiğinin davacı beyanı ve tapu kayıtlarıyla sabit olduğu, bu haliyle 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının söz konusu somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığından tapu iptali ve tescil talebinin reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının terditli tenkis talebine yönelik yapılan incelemede; murisin 16.05.1984 tarihinde öldüğü, davanın ise 08.08.2023 tarihinde açıldığı, murisin ölüm tarihi itibariyle eldeki davada gözetilmesi gerekli kanuni düzenlemenin 743 sayılı Kanuni Medeni hükümleri olduğu, davalının cevap dilekçesinde davacının tenkis talebine yönelik zamanaşımı itirazında bulunduğu, bu haliyle davacının terditli tenkis talebinin murisin vefat tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre dikkate alındığında dinlenme olanağının bulunmadığından davacının terditli talebinin reddine dair verilen kararda da herhangi bir yanılgı bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.