Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 26/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından darbe teşebbüsüne karşı camilerde sela okunması talimatı verilmesi üzerine 16/7/2016 tarihinde saat 50 civarında cami imamı olan müşteki A.H.Y.nin görev yaptığı camide sela okuduktan sonra evine döndüğü sırada başvurucunun -oğlu olan diğer şüpheli ile birlikte- müştekinin yolunu keserek müştekiye, Cumhurbaşkanı'na ve Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik sinkaflı küfürler içeren sözler sarf ettiğine ve müştekiyi tehdit ettiğine dair görüntüleri içeren cep telefonuyla kaydettiği video kaydını sunarak şikâyette bulunması üzerine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 19/7/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucu, kolluk tarafından alınan ifadesinde suçlamaları kabul etmemiştir. Savcılık 20/7/2016 tarihinde başvurucuyu tehdit, görevi yaptırmamak için direnme, halkı kanunlara uymamaya tahrik, suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etme suçlarından tutuklanması istemiyle Küçükçekmece Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Başvurucunun sorgudaki ifadesi şöyledir:"Olayla ilgili olarak savunma yapmıştım aynen tekrar ederim.Ben olay saatinde uyumuştum. Uyandığımda sela verildiğini duyunca kalktım ve ikinci seladan sonra ne olduğunu anlamak için aşağıya indim. Hocayı gördüğümde sadece cenaze olduğunda, bayramlarda ve cumalarda sela okutulduğunu niye sela okunduğunu sordum. Bana kendisi bundan sonra göreceksiniz hep okunacak, duyacaksınız diyerek kafasını salladı. Ben kendisine kesinlikle belirtilen şekilde tehdit etmedim. Tehdit sözü söylemedim. Beyanları kabul etmiyorum. Cd tutanağını kabul etmiyorum. Oradaki ses benim sesim değildir. Daha sonra oğlum hocanın yanına geldi. Ben uykusuz olduğum için hocanın yanından ayrıldım. Daha sonraki olaylardan haberim yoktur. " Küçükçekmece Sulh Ceza Hâkimliği 20/7/2016 tarihinde T. Hükûmetine karşı silahla isyana tahrik etme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelinin üzerine atılı T. Hükümetine karşı silahla isyana tahrik etme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarının vasıf ve mahiyeti, üzerine atılı TCK 313/1 maddesindeki suçunCMK 100/3 md. sayılı katalog suçlardan oluşu, dosya kapsamındaki müşteki beyanı, 20/7/2016 tarihli cd inceleme tutanağı dikkate alındığında üzerine atılı suçları işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığına işaret eden somut kanıtlar bulunduğu, üzerine atılı TCK m.addesinde yer alan suçun kanunda öngörülen ceza miktarı dikkate alınarakdiğer adli kontrol hükümlerinin şüpheli üzerinde yeteri hukuki denetim sağlamayacağı ve tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı ... olduğu ... [anlaşılmıştır]". Hâkimlik aynı kararı ile tehdit, halkı kanunlara uymamaya tahrik, suçu ve suçluyu övmek suçları bakımından başvurucu hakkında yurt dışına çıkışının yasaklanması şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Küçükçekmece Sulh Ceza Hâkimliği 21/7/2016 tarihli kararıyla benzer gerekçelerle itirazı reddetmiştir. Savcılık 23/8/2016 tarihinde Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu bakımından soruşturma usulünün farklı olması gerekçesiyle soruşturma dosyasının tefrik edilmesine karar vermiştir. Başvurucu 7/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Savcılık 24/8/2016 tarihinde başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etme, görevi yaptırmamak için direnme, kanunlara uymamaya tahrik, suçu ve suçluyu övme, tehdit ve hakaret suçlarını işlediğinden bahisle kamu davasının açılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben fezleke düzenlemiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24/10/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucunun görevi yaptırmamak için direnme, silahlı terör örgütüne üye olma ve hakaret suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede özetle; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün yaşandığı saatlerde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından darbe teşebbüsüne karşı camilerde sela okunması talimatı verilmesi üzerine 16/7/2016 tarihinde saat 50 civarında cami imamı olan müşteki A.H.Y, görev yaptığı camide sela okuduktan sonra evine döndüğü sırada başvurucunun -oğlu olan diğer şüpheli ile birlikte- müştekinin yolunu keserek müştekiye, Cumhurbaşkanı'na ve Türkiye Cumhuriyeti devletine yönelik sinkaflı küfürler içeren sözler sarfettiği ve müştekiyi tehdit ettiği belirtilmiştir. İddianamede başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair temel olarak müşteki beyanı ve olaya ilişkin olarak cep telefonuyla kaydettiği ses ve görüntü kaydına dayanılmıştır. 20/7/2016 tarihli ses kaydı dinleme ve görüntü izleme tutanağında başvurucunun müştekinin üzerine yürüyerek "...Bu devleti yedirmeyiz biz bu devleti sana yeter yediğiniz... bir daha görmicem seni... yürü lan senin emir aldığın yeri sorarım ben sana ..." şeklinde sözler sarf ettiği ayrıca sinkaflı şekilde hakarette bulunduğu tespit edilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 2/11/2016 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2016/141 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 10/1/2017 tarihinde yaptığı birinci duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu, savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir. Mahkeme başvurucunun tahliyesine ve yurt dışına çıkış yasağı konularak adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Tahliye kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sanığın savunmasının alınmış olması, tutuklamanın bir tedbirden ibaret oluşu, yaşı ve hastalığı birlikte değerlendirilerek hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmak suretiyle tahliyesine ... [karar verildi]." Mahkeme 20/3/2018 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun görevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB), silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan beraat kararı vermiştir. HAGB kararına karşı başvurucunun itirazı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 13/4/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Beraat kararı yönünden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz istemi nedeniyle dava İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Metin Evecen (B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 31-35) başvurusuna ilişkin karar.