T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/203 - 2026/240 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/203 KARAR NO : 2026/240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/10/2024 NUMARASI : 2023/88 Esas - 2024/1107 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25/02/2026 Mahalli mahkemesince veri…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/203 - 2026/240 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/203 KARAR NO : 2026/240 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/10/2024 NUMARASI : 2023/88 Esas - 2024/1107 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 19/02/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 25/02/2026 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 03.06.2020 tarihinde müvekkili şirkete 8131822619 nolu trafik poliçesi ile sigortalı davalı ... İş Sağlığı ve Güvenliği Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait ... plaka sayılı araç seyir halinde iken müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca arkadan çarparak ... ile ...'in kızı ile torunu, müvekkili ...'un eşi ve çocuğu ile müvekkil ...'un annesi ile kardeşi olan ...'un olay yerinde, ...'un kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiğini, kazadan sonra sigortalı araç sürücüsünün olay yerinden kaçtığını ve daha sonra Jandarmaca yakalandığını, sürücü ...'ın Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davasında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölüm ve yaralanmasına neden olma suçundan 7 yıl 9 ay 10 gün hüküm giydiğini, müvekkili şirketçe kazada hasar gören araç maddi hasarı olarak ... plakalı araç kasko sigortacısı ... sigortaya Hasar No: 280390, Rücu No: 195175 ve 22427516 poliçe sayılı hasar dosyası rücusu sonucu 41.000 TL ödendiğini, kazada vefat eden ... ve ... mirasçılarının müvekkili şirkete Destekten Yolsun Kalma tazminat talebiyle Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/558 Esas sayılı davayı ikame ettiklerini, bu dava sonucu ibraname mukabili mirasçılar vekili ... ...'a sulhen, ...'a destekten yoksun kalma tazminatı olarak 400.800 TL, ...'a destekten yoksun kalma tazminatı olarak 65.700 TL ödendiğini, sigortalı aracı kullanan sürücünün olay yerinden kaçtığından alkollü ve ağır kusurlu olduğundan Trafik Poliçesi Genel Şartları B.4 b, f maddesi gereği ve yerleşmiş Yargıtay içtihatları gereği müvekkili şirketin, ödenen bedeli sigortalısına rücu etme hakkına sahip olduğunu, iş bu davada Karayolları Trafik Kanunu 95. madde, TTK 1481. madde ve Trafik Poliçesi Genel Şartların B.4 maddesi, BK 73. maddeye dayandıklarını belirterek, üçüncü kişiye ödemiş oldukları tazminatın sigortalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; huzurda görülen dava her ne kadar müvekkili şirkete de yönlendirilmiş ise de, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, ödemenin yapıldığı tarih itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, işveren olarak görülen müvekkili şirketin meydana gelen kazada sorumluluğu ve kusuru bulunmadığından davanın husumet yönüyle reddi gerektiğini, davacının rücu hakkının bulunmadığını, Sigorta tarafından ödenen bedellerin hangi şartlarda rücu edebileceğinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B4. maddesinde tek tek sayıldığını, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğini, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebileceğini, müvekkili şirketin meydana gelen kazada ve iddia edilen rücu sebebiyle hiçbir kusuru bulunmamakla sorumluluk şartlarının da oluşmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı tarafın sigorta sözleşmesi gereğince ödemesi gereken miktarı poliçe limiti çerçevesinde ödediği, davacının ZMSS kapsamında yaptığı ödemeyi sigortalısı olan davalıya rücu edebileceği, davalı tarafın kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, bu durumun ceza mahkemesi kararı ile de aşikar olduğu, bunun yanında davalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesinin Trafik Poliçesi Genel Şartları B.4 b, f maddesi gereği rücu şartlarının oluşmasına sebebiyet verdiği, dolayısıyla davalı tarafın kendisine rücu edilen tazminatı ödemek zorunda olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile, 507.500,00TL tazminatın her bir ödeme için ödeme tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kusura ve bekletici meseleye ilişkin talepleri ve zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verildiğini, dava açıldığı tarih itibariyle zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, müvekkilinin işveren olarak kazanın meydana gelmesinde sorumluluğunun ve kusurunun bulunmadığını, diğer araç sürücüsü ve müteveffanın kazadaki kusurlarının işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını, diğer araç sürücüsünün ağır kusuru ile meydana gelen kazada müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ZMMS genel şartlarının B/4. maddesindeki rücu koşullarının somut olayda gerçekleşmediğini, olay yeri terkin haklı sebebe dayandığını, sigortalı araç sürücüsünün can güvenliği sebebiyle olay yerinden ayrılarak polise müracaat edip kazayı bildirdiğini, kaza yerinden ayrılmasının korku ve can güvenliği endişesinden kaynaklandığını, olay yerinde 112’yi dahi ilk olarak sigortalı araç sürücüsünün aradığını, olay yerinin kaçma amaçlı olarak terk edilmediğini bu sebeple rücu koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, davacı Sigorta Şirketi tarafından zarar gören (3. kişi) hak sahibine ödenen tazminatın, ZMMS poliçesi kapsamında kendi sigortalısından, sürücünün olay yerini terk ettiği iddiasına dayalı olarak rücuen tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Olay tarihi 03/06/2020 günü davalı şirkete ait, davacı şirket tarafından sigortalı ... plakalı araç dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki Ankara - İstanbul Otoyolu 41. km'sinde seyir halinde iken, dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca arkadan çarpması sonucu ...'in direksiyon hakimiyetini kaybederek trafik kazasının meydana geldiği, ...'in hakimiyetindeki ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...'un olay yerinde vefat ettiği, ...'un kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, araçta bulunan diğer kişiler ..., ..., ...'in ise yaralandığı, dosyada mevcut kaza tutanağına göre davalı şirkete ait araç sürücüsü olan ...’ın kaza sonrasında olay yerini terk ettiği, davacı sigorta şirketi tarafından verilen dava dilekçesinde, dava konusu kazadan kaynaklı olarak ...’un ölümü sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı olarak ödenen 400.800 TL’nin ödeme tarihi olan 25/01/2021 tarihinden, ...’un ölümü sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı olarak ödenen 65.700 TL’nin ödeme tarihi olan 22/01/ 2021 tarihinden, araç hasar bedeli olarak ödenen 41.000 TL’nin ödeme tarihi olan 14/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ZMMS Genel Şartlar B/4. maddesi uyarınca olay yeri terk, alkol ve ağır kusur sebebine dayalı olarak, sigortalısı (akidi) olan davalıdan rücuen tahsili için 25/01/2023 tarihli dilekçe ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. KTK'nın 95. maddesinde, sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği öngörülmüş olduğundan, Sigorta Sözleşmesinin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalı, sigorta poliçesinin ve sigorta genel şartlarının kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesine dayalı rücu davalarında, tarafların yükümlülüklerinin belirlenmesinde, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme ilişkisi olması nedeniyle, poliçe ve poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte bulunan sigorta genel şartları nazara alınır. Somut olayda, davacı ile davalı arasında tanzim edilen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası 01/06/2015 tarihinden sonra tanzim edildiğinden rücu şartlarının belirlenmesinde 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir. Sigorta Genel Şartları'ndan sigortanın, sigortalıya rücu hakkı, "B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f) Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde Sigorta Şirketi yapılan ödemenin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Davacı ile davalı araç maliki arasında akdi bir ilişki olup, davalının sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı trafik sigorta sözleşmesine aykırılık olarak gösterilmektedir. Bir başka ifade ile uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmamaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 95. maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin Kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ). Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2. maddesine dayalı olarak görülen rücu davası (menfi tespit) yönünden hüküm ifade etmez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.12.2023 tarih ve 2022/4-1129 Esas, 2023/1234 Karar sayılı ilamı). Poliçe tanzim tarihinde yürürlükte bulunan ZMMS Genel Şartları B.4-f maddesinde; "Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde.” denilerek, rücu sebepleri düzenlemiştir. Talebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4-maddesi olup ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı, “sigorta ettiren” yani davacı olduğundan davacının taraf sıfatının bulunduğu açıktır. Kaza, ödeme ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 73. maddesi ile "birlikte sorumluların" rücu isteminde zamanaşımı süresi özel olarak belirlenmiş olup, TBK'nın 73/1. maddesinde zamanaşımı süresi ve sürenin başlamasının esasları; "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklinde düzenlenmiştir. Yine, KTK’nın 109/4. maddesi ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları C.8. maddesi 4. fıkrasında da rücu zamanaşımı süresi; "Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar." şeklinde ve TBK’nın 73. maddedeki düzenleme ile aynı yönde olacak şekilde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 153. maddesinde zamanaşımının durması, 154. maddesinde ise zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir (Mülga 818 sayılı Borçlar Yasası'nın 132 ve devamı maddeleri). Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hâkimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin yanması ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zamanaşımını kesen sebepler TBK'nın 154.maddesinde gösterilmiştir. TBK'nın 154.maddesinde “Zamanaşımının Kesilmesi” başlığında; “Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir; 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse, 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa,” şeklinde düzenleme mevcuttur. İlgili maddeye göre zamanaşımı, borçlunun bir fiili ile, alacaklının bir fiili ile, yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle veya yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Alacaklının fiilleri ise dava açması, defî dava zamanında mahkemeye müracaat etmesi, hakeme başvurması, icra takibine başvurması veya iflas masasına başvurması şeklinde gerçekleşmektedir. Alacaklının icra takibinde bulunması zamanaşımının kesilmesi için yeterlidir. Ayrıca icra takibi açıldıktan sonra icra takibinin devamını sağlayıcı nitelikte bulunan her işlem ile zamanaşımı yeniden kesilir, süre tekrar işlemeye başlar. Somut olayda; dava dilekçesinin davalı tarafa 24/02/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafın cevap süresi içerisinde başvurusu üzerine ilk derece mahkemesi tarafından 06/03/2023 tarihli ara kararı ile cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlamak kaydı ile cevap dilekçesi sunmak üzere iki haftalık ek süre verildiği ve davalı tarafın da bu süre içerisinde verdiği 24/03/2023 tarihli cevap dilekçesi ile zamanaşımı defi ileri sürdüğü ancak; yerel mahkemece 14/06/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında davalının zamanaşımı itirazında bulunmadığı yönünde saptama yapılarak bu konuda herhangi bir karar verilmediği anlaşılmış olup, davacı sigorta şirketinin rücu istemi ile açtığı davada üç ayrı alacak kalemi yönünden dava dışı kişilere ödediği tutarı sigortalısından rücuen talep ettiği gözetilerek, her bir alacak kalemi yönünden ödeme tarihleri belirlenip, zamanaşımını durduran ve kesen sebepler de nazara alınarak yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davalı tarafın zamanaşımı defi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi tarafından zamanaşımı defi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. 2-Kabule göre de; davacı sigorta şirketi tarafından dava konusu edilen 03/06/2020 tarihli kaza nedeniyle hayatını kaybeden ... ve ... ile ilgili olarak ayrı kalemler halinde dava dışı kişilere destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi ve ayrıca dava dışı ... Sigorta A.Ş.’ye hasar rücu ödemesi yapıldığı, üç ayrı kalem halindeki ödemenin davacı tarafından farklı tarihlerde gerçekleştirildiği gözetilerek faiz başlangıç tarihinin her bir tutar için ödeme tarihlerine göre ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında infaz kabiliyeti olmayacak şekilde hüküm tesis edilmesi isabetli değildir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesinde; mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği hususu düzenlenmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği vicdani kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 23/10/2024 tarihli, 2023/88 Esas - 2024/1107 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden davalı tarafça yatırılan "istinaf karar harcının" istek halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Beykoz İcra Dairesi'nin 2025/299 Esas sayılı dosyasına depo edilen 1.426.559,91 TL bedelli teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19/02/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan V. Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.