Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından bu kararda incelenen şikâyet haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, bu şikâyet yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile -Konya Adliyesinde hâkim olarak görev yapmakta olan- başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına sonrasında ise meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine Konya Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ifadesi 19/7/2016 tarihinde Başsavcılıkta alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile herhangi bir bağlantısının olmadığını belirterek suçlamaları kabul etmemiştir. Başsavcılık başvurucuyu terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 19/7/2016 tarihinde Konya Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Konya Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte başvurucunun sorgusunu yapmıştır. Başvurucu sorgudaki ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile hayatının hiçbir döneminde herhangi bir şekilde bağlantısının olmadığını, sadece çocuklarından birisinin örgütle bağlantılı bir okulda 2009-2011 yıllarında eğitim gördüğünü, bunun dışında başkaca bir irtibatının söz konusu olmadığını, çocuğunu okula göndermesinin ise terör örgütü üyeliği suçlamasına konu edilemeyeceğini, kaldı ki kendisi gibi birçok kişinin çocuklarını bu yapının okullarına göndermesine rağmen haklarında herhangi bir soruşturma açılmadığını ifade ederek suçlamaları kabul etmemiştir. Konya Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... Şüpheli Ö.nün üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin üyesi olduğu iddia edilen FETÖ örgütünün Milli Güvenlik Kurulu tarafından terör örgütü olarak tespit edilmesi, FETÖ terör örgütünün mensubu olduğu belirtilen TSK'da görevli bir kısım askeri unsurların mevcut anayasal düzeni değiştirmeye ve T. Hükumetini ortadan kaldırmaya yönelik silahlı darbe girişimi, şüphelinin üyesi oldugu iddia edilen örgütün çok gizli ve sistematik bir şekilde bir çok kamu kurumunda örgütlenmesi, şüpheli ile ilgili olarak iddia edilen suçlamaya bağlı tüm delillerin henüz tam olarak toplanmamış oluşu, şüpheli ile ilgili olarak HSYK tarafından yürütülen araştırma ve soruşturma kapsamında şüphelinin adı geçen örgüte üye olduğu yönünde tespitinin yapılarak şüphelinin bu iddiaya bağlı olarak meslekten açığa alınmış olması ve soruşturma izni verilmesi yönündeki 16/07/2016 tarih ve 2016/345 karar nolu HSYK Dairesi kararı ile 16/07/2016 tarih ve 2016/7900 dosya-20l6/9052 karar sayılı HSYK Dairesi kararları, olayla ilgili olarak düzenlenen tutanaklar, şüphelinin beyanı, görgü tespit, arama ve yakalama tutanakları, mevcut dosya kapsamı göz önüne alınarak kuvvetli suç şüphesinin varlığına ilişkin tutuklama sebebinin varlığı, atılı suçun CMK'nın100/ maddesinde sayılmış katalog suçlardan olması ve iş bu suçun adı geçen maddenin amir hükmü gereğince bir özel tutuklama sebebinin varlığına kanuni karine olarak kabul etmesinden kaynaklanan özel tutuklama sebeplerinin varlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bulunan Fetullahçı Terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen Türkiye Cumhuriyeti anayasal düzenini cebren değiştirmeye teşebbüs etmek, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ve meclisini ortadan kaldınnaya teşebbüs etmek suçları nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturmaya başlanmış olup aynı örgüt yapılanması içerisinde şüphelinin de üye olarak yer aldığının belirlenmesi iddiası, eylemin temadi ettiğinin iddia olunması, bu haliyle açıga alınma kararı da birlikte değerlendirildiğinde adli kontrol tedbirinin uygulanması suretiyle serbest bırakılması halinde haklarındaki delilleri karartma ihtimalinin görülmesi, ayrıca şüphelinin tutuklama yerine adli kontrol yükümlülüğü altına konulmasının bu kurumun şüphelinin ihtiyarına bağlı olarak işlemesi, şüphelinin dilediğinde bu kurumun kurallarına riayet etmeme iktidarının bulunup bu kurallara riayet edeceği yönünde vicdani kanaatin oluşmaması nedeniyle şüpheli hakkında adli kontrol altına alma tedbirinin yeterli görülmemesi, şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun ihtiva ettiği cezanın alt ve üst sınırları gözetilerek tutuklama tedbirine müracaat etmede ölçüsüzlük görülmediğinden, şüpheli ve müdafinin serbest bırakılma taleplerinin reddi ile, şüpheli Ö.nün, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı, 2802 sayılı Kanun'un maddesi atfıyla CMK'nın 100 ve devanmı maddeleri gereğince tutuklanmasına ... karar verildi." Başvurucunun tutuklama kararına 25/7/2016 tarihinde yaptığı itiraz Konya Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 27/7/2016 tarihinde benzer gerekçelerle kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 28/7/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 24/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başsavcılık yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 3/5/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheli Ö. hakkında yürütülen soruşturmada, soruşturmanın geldiği aşama, mevcut delil durumuve tutuklama tedbiri ile ulaşılmak istenenamacın adli kontrol hükümleri ile yerine getirilebileceği kanaatine varıldığından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının tahliye talebinin kabulü ile şüphelinin başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu değil ise derhal salıverilmesine, ancak şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği, atılı suçun katalog suçlardan olması da nazara alındığında şüpheli ... hakkında CMK'nın 109/ maddesi gereğince adli kontrol altına alınmasına, CMK'nın 109/3-a. maddesi gereğince şüphelinin yurt dışına çıkışının yasaklanmasına... karar verildi." Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 5/9/2018 tarihinde yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını yeniden Başsavcılığa göndermiştir. UYAP'ta yapılan incelemeye göre başvurucu hakkındaki soruşturma bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla derdesttir. Anayasa Mahkemesi tarafından başvurucu hakkındaki soruşturmayı yürüten Başsavcılığa yazılan müzekkere cevabında şu hususlara yer verilmiştir:i. Başvurucu adına kayıtlı ... 74 No.lu GSM hattının arama kaydına ilişkin 10/3/2017 tarihli analiz raporunda başvurucunun;- 1/6/2014 ile 21/7/2016 tarihleri arasında FETÖ/PDY ile irtibatlı kuruluşlardan olan Kimse Yok Mu Derneğinden çok sayıda mesaj aldığı belirtilmiştir.- 1/6/2014 ile 21/7/2016 tarihleri arasında gerçekleştirdiği üç adet uluslararası görüşmenin bilgilerine yer verilmiştir. - En çok görüşme gerçekleştirdiği kişiler arasından haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen kişilerin bilgilerine yer verilmiştir. ii. Başvurucu adına kayıtlı ... 74 No.lu GSM hattının arama kaydına ilişkin 4/2/2019 tarihli analiz raporunda başvurucunun;- Haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen kişilerle gerçekleştirdiği görüşme bilgilerine yer verilmiş ancak herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.- 15/7/2016 ile 16/7/2016 tarihlerinde görüştüğü kişilerin bilgilerine yer verilmiş ancak herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.- Zaman gazetesi, Sızıntı dergisi, Yağmur dergisi ve Sabah Dershanesi ile herhangi bir irtibatının tespit edilemediği belirtilmiştir.- FETÖ/PDY ile irtibatlı kuruluşlardan olan Kimse Yok Mu Derneğinden çok sayıda mesaj aldığı belirtilmiştir.-Kakao Talk isimli program ile herhangi bir irtibatının tespit edilemediği belirtilmiştir.iii. Konya Emniyet Müdürlüğü (Emniyet) tarafından düzenlenen 27/2/2019 tarihli HTS kayıtları analiz raporunda, başvurucunun örgütün sivil yargı imamları ile herhangi bir irtibatının tespit edilemediği belirtilmiştir.iv. Savcılığın, Demirören TV Digital Platform İşletmeciliğine yazdığı müzekkereye istinaden gönderilen 26/11/2019 tarihli cevap yazısında, başvurucunun platform aboneliğinin bulunmadığı belirtilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-