T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1710 KARAR NO : 2026/435 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28.03.2023 NUMARASI : 2020/548 E. - 2023/276 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.03.2026 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.03.2023 tarih 2020/548 E. - 2023/276 K. sayılı kararın Dair…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1710 KARAR NO : 2026/435 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28.03.2023 NUMARASI : 2020/548 E. - 2023/276 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11.03.2026 İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.03.2023 tarih 2020/548 E. - 2023/276 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, müvekkili ... ve ... mütevaffa ...'in yasal mirasçıları olduğunu, bu nedenle hayat sigortası poliçesi kapsamında vefat tazminatı kapsamındaki teminattan faydalanabileceklerini, müteveffa ..., vefat ettiği tarihte ...A.Ş.'nin hem müdürü hem de şirket sahibinin olduğunu, mütevaffa ... sahibi olduğu işbu şirketin ihtiyaçları kapsamında 250.000,00 TL bedelinde 36 ay vadeli ticari finansman teminatlı kredi kullandığını, bu kredi kapsamında müteveffa adına 20282976 Poliçe/Katılım Sertifika No ile Finansör uzun süreli grup hayat Sigortası Poliçesi tanzim oldunduğunu, kredi çekilmesi esnasında tanzim edilen hayat sigorta.poliçelerinin amacı kredi alanın olası ölümü halinde kredi kullandırtan bankanın alacağına daha çabuk ulaşması ve krediden doğan borcun yasal mirasçılara paylaştırılmaması olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından davaya konu hayat sigortaları genel şartlarına uyulmadığını, " hayat sigortası teminatından kaynaklanan vefat tazminatı talebi" ile arabuluculuk başvurusu yapıldığını, neticede arabuluculuk müzakereleri olumsuz sonuçlandığını, işbu davanın açılması zorunluluğunun hasıl olduğunu, davacıların murisi ... şirketin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 15.03.2019 tarihinde ... bankasından 250.000,00 TL bedelli 36 ay vadeli kredi kullandığını, bu kredilerini vefatına değin günü gününe gecikmeksizin ödediğini, ...'in vefatından sonra dahi davalı sigorta şirketinin üzerine düşen yükümlülükleri sağlamamasından kaynaklı bu taksitler müvekkilleri tarafından halen ödenmeye devam etmekte ve müvekkillerin bu nedenle hayatlarını idame ettirmekte zorlandığını, ... ile bağlı olarak çalışan davalı ... .. A.Ş.'nin kendi işbirliği içerisinde bulunduğu kurumun dahi zararlarını karşılamaktan imtina ederek bankaya olan sorumluluğunu müvekkillerine yüklemesi hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, davalı firma, hem müvekkilinin hem de bankanın doğan zararını teminat limiti ve sigorta süresi dahilinde olmasına rağmen karşılamadığını, işbu davayı açmak zaruri bir hal aldığını, davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacılar tarafından muris sigortalının müvekkili şirket nezdinde bulunan sigorta poliçesi kapsamında tazminat ödemesi için başvurulduğunu, bu başvurunun reddedildiğini, verilen ret cevabının hukuka aykırı olduğu iddia edildiğini, dava ikame edildiğini, işbu davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğundan davanın tüm talepler yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafça ikame edilen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, netice olarak beyan yükümlülüğünün ihlâlinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra öğrenilmesi durumunda TTK’nin 1439/2 maddesi gereğince sigorta ettiren kusuru kast derecesinde değilse ağır ya da hafif ihmâli ile sözleşme öncesi beyan yükümlülüğünü ihlâl etmişse ve ayrıca illiyet bağı mevcutsa ihmâlin derecesine göre sigorta tazminatından veya bedelinden indirim yapılacağı, buna karşılık sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise ve ayrıca illiyet bağı mevcutsa sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalkacağı, illiyet bağı yoksa sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini ödeyeceği, böylece uyuşmazlık hâlinde hâkim tarafından öncelikle sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü ihlâl edip etmediği, ihlâl etmişse bu ihlâlin sigortacı tarafından rizikonun gerçekleşmesinden önce mi yoksa sonra mı öğrenildiği, sonra öğrenilmiş ise sigorta ettirenin kusurunun derecesi ve bu ihlâlin sigorta tazminatının veya bedelinin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edip etmediği (illiyet bağı) araştırılarak sonucuna göre karar verileceği, (Yargıtay HGK'nun 04/11/2021 tarihli ve 2018/11-103 Esas, 2021/1352 Karar sayılı kararı) poliçe düzenlenmeden önce murisin imzalamış olduğu sağlık beyan ve talep formunda, kalp hastalığı... var mı?, yukarıda belirtilenler dışında tanı, ön tanı almış olduğunuz başka bir sağlık sorununuz var mı ?, şeklindeki sorulara "hayır" cevabı verildiği, ölüm nedeni olan kalp krizi ile sigorta sözleşmesinin akdedildiği tarihte mevcut olan hastalıklarından kalp rahatsızlığı arasında illiyet bağının bulunduğu, poliçe tanzimi sırasında murisin 2012 tarihinden süre gelen kalp hastalığını kasten başvuru formunda bildirmediği bu hali ile sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlediğinden davalı/sigortacının ödeme yapmamakta haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, müteveffanın vefatının akabinde, müvekkilinin tazminat talebini içeren belgeleri davalı şirkete gönderdiğini, ancak davalı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde ...'in mevcut sağlık durumunun eksik olarak beyan edildiği gerekçe gösterilerek tazminat talebini yerine getiremeyeceklerinin bildirildiğini, deyim yerinde ise, davalı sigorta şirketi hem müvekkilinin hem de bankanın doğan zararını teminat limiti ve sigorta süresi dahilinde olmasına rağmen kendi işbirliği içerisinde bulunduğu kurumun dahi zararlarını karşılamaktan imtina ederek bankaya olan sorumluluğunu müvekkiline yüklediğini, 22.02.2020 tarihinde vefat eden müteveffanın 20.02.2020 tarihinde nefes darlığı şikayeti ile hastaneye başvurduğunu, müteveffanın solunum yetmezliği şikayetinin ölümünden sadece birkaç gün önce vuku bulmaya başladığını ve buna bağlı olarak entübe olduğunun kayıtlara geçtiğini, bununla eş zamanlı olarak seyreden ve ülkemizde resmi olarak ilk tespit edilen Covid-19 vakasının ise 10 Mart 2020 tarihinde vukuu bulduğundan mütevaffanın vefat ettiği tarihte kendisine böyle bir tespit konulması da beklenemeyecek olup, müteveffanın KOAH hastalığından vefat etmediğinin sabit olduğunu, dosya muhteviyatına giren 16.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda müteveffanın ölümüne sebep olan rahatsızlığının temeldeki KOAH. hastalığından kaynaklandığı belirtilmiş iken 21.12.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda müteveffanın kalp damar hastalığına bağlı komplikasyon sonucunda vefat ettiği kanaatine ulaşıldığını, 21.12.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ile de müteveffanın KOAH hastalığından kaynaklı olarak değil Covid-19 virüsüne bağlı gelişmesi kuvvetle muhtemel bir komplikasyondan dolayı vefat ettiğinin sübuta erdiğini, tenakuza düşen iki rapor dahilinde; gerçek ölüm sebebi tespit edilmeden ve çelişkiler dahi giderilmeden karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, müteveffa ...'in poliçe tanzimi sırasında mevcut rahatsızlıklarını beyan etmediğinin ve mevcut rahatsızlıkları ile ölüm sebebi arasında illiyet bağı olduğunun kabulü halinde dahi, davalı sigorta şirketi tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebi ile müteveffanın eksik veya hatalı beyanda bulunmasının sonuçlarını bilerek kasti hareket etmesinin mümkün olmadığını, dolayısı ile her ne kadar, müteveffanın ölüm sebebi ile mevcut rahatsızlıkları arasında illiyet bağı bulunmasa da kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigorta şirketi tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sebebi ile müteveffanın eksik veya hatalı beyanda bulunmasının sonuçlarını bilerek kasti hareket etmesi mümkün olmadığından müteveffa yönünden ancak ihmali kusur atfı söz konusu olabileceği, bu durumda aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalı sigorta şirketinin dava dışı banka ve müteveffa yönünden kusur oranı tayin edilmesi gerekir iken davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, müteveffanın ölüm sebebinin .Covid-19 virüsü olduğunu, dosya muhteviyatına giren bilirkişi raporları arasında tenakuza düşüldüğünü ve işbu raporlar arasında çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğunu, bu meyanda, davalı sigorta şirketinin müteveffanın ölümünden dolayı kendisine başvurulduğu takdirde doğan zararları teminat kapsamında karşılamakla yükümlü olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, dava dışı ....A.Ş. ile dava dışı ....arasında imzalanan 15/03/2019 tarihli Genel Kredi sözleşmesi kapsamında adı geçen şirket tarafından kullanılan aynı tarihli, 250.000,00 TL bedelli taksitli ticari krediye kefil olan davacılar mirasbırakanı ile davalı arasında akdedilen hayat sigortasından kaynaklı ödenin tutarın poliçe kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Mahkemece iddia ve savunma karşısında sigorta ve doktor bilirkişisinden oluşan heyetten rapor alınmakla kazandırılan 16/05/2022 tarihli raporda vefat ile beyan edilmeyen hastalık arasında illiyet bağının bulunduğu yönünde kanaat bildirilmekle birlikte aksi yönde duruma yönelik alınacak prime dair ek araştırma istenildiği yönündeki değerlendirmenin ihtilafı aydınlatmadığı gibi uzman olmayanca rapor tanzim edildiği değerlendirmesi ile tevdi üzerine İstanbul ATK 1. İhtisas Dairesinin 21/12/2022 tarihli raporu kapsamında vefat ile bildirilmeyen önceki rahatsızlık arasında illiyet bağı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Sigorta poliçesinin davalı banka tarafından açılan krediye teminat olarak düzenlendiği, kredi borcu ödenmemiş ise sigorta bedelini talep hakkı öncelikle bankaya ait olup, ancak artan kısım varsa davacıların bunu istemesi mümkündür. Kredi borcunun poliçe teminatından daha düşük miktarda olduğu durumda kredi borcunun artan kısım için bankanın onayına da ihtiyaç bulunmamaktadır. Dain-i mürtehin tarafından verilen muvafakat davanın her aşamasında tamamlanabilen dava şartı olup, banka tarafından kredi borcunun kapatıldığı bildirilmesi halinde menfaati kalmayan bankanın davaya muvafakatinin aranmasına da gerek yoktur. ( Yargıtay 17. HD'nin 29/06/2020 tarih ve 2018/5516 E. - 2020/4069 K. )Somut olayda, davaya konu krediye ilişkin dava dışı ... .Şubesi lehine dain-i mürtehin kaydının olduğu, dava konusu 36 aylık kredinin son taksit ödeme tarihinin 15/03/2022 olduğu, dava dilekçesi ile ödemelere devam edildiği bildirilmekle mahkemece kredi borcunun sona erip ermediği yönünde bir araştırma yapılmadığı gibi taraflarca bu yönden bir beyanda da bulunulmadığı ayrıca dava dışı banka şubesinden muvafakat da sorulmadığı görülmüştür. İnceleme konusu dosya ile bağlantılğ İzmir 2. ATM'nin 2020/538 esas sayılı dosyasının Uyap sistemi üzerinden incelenmesinde ise yine borcun kapanıp kapanmadığı yönünde bir bilgi olmadığı gibi bu durumun bankadan da sorulmadığı gözetildiğinde alacağın halen mevcut olup olması halinde dava dışı bankadan yukarıda açıklanan gibi açık ve yazılı muvafakat alınması gerektiğinin kabulü ile, bu durumda mahkemece, daini mürtehin sıfatı bulunan banka şubesine borcun ödenip ödenmediği, ödenen kredi miktarının ne olduğu hususu sorularak borcun ödenmiş olması durumunda muvafakat gerekmemekte ise de, borcun devam etmesi halinde daini mürtehin konumundaki bankanın şartsız muvafakatı gerekeceği nazara alınarak, davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4-6 maddeleri uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/03/2023 tarihli, 2020/548 esas ve 2023/276 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.