14. Ceza Dairesi 2012/2141 E. , 2012/3183 K. "" Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda; İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.10.2010 tarihli ve 2010/6961 soruşturma, 2010/3226 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Yalova Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 01.04.2011 tarihli ve 2010/2019 değişik iş sayılı kararının, dosya kapsamına göre İnegöl Cumh…
**14. Ceza Dairesi 2012/2141 E. , 2012/3183 K.** **"İçtihat Metni"** Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda; İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.10.2010 tarihli ve 2010/6961 soruşturma, 2010/3226 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Yalova Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 01.04.2011 tarihli ve 2010/2019 değişik iş sayılı kararının, dosya kapsamına göre İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdurun rızası bulunduğundan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, suç tarihi olan 28-29.09.2010 tarihinde 08.08.1994 doğumlu olup 18 yaşından küçük mağdurun velisinin rızası olmadan bir yere gitme ve bir yerde kalma özgürlüğüne mutlak olarak olarak sahip olmadığından hürriyetinin kısıtlanması hukuka aykırı olup çocuğun rızası ile bu fiil hukuka uygun hale gelmeyeceği halde, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 12.12.2011 gün ve 63527 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla gereği düşünüldü: Suç tarihinde 16 yaşını doldurmuş bulunan mağdurenin Cumhuriyet Savcılığında müdafii huzurunda vermiş olduğu ifadesinde; sanık ile olay tarihinde önceye dayalı arkadaşlıkları nedeni ile buluştukları ve kendi rızası ile sanık ile kaçtıklarını ve bu nedenle sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etttiği ve olayın akabinde Devlet Hastanesinden alınan adli raporunda mağdurede darp ve cebir izine rastlanmadığının belirlendiği anlaşılmaktadır. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2008 tarih ve 2007/5-253, 2008/52 sayılı Kararı uyarınca; 4721 sayılı Medeni Kanunun 13. maddesinde, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin ayırt etme gücüne sahip olduğu vurgulandıktan sonra aynı Kanunun 16. maddesinde, ayırt etme gücüne sahip küçüklerin, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri ancak karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rızanın gerekli olmadığı hükme bağlanmıştır.