8. Hukuk Dairesi 2018/2408 E. , 2018/12575 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Meni ve Kal Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, müvekkilinin 207 ve 208 parsel sayılı taşınmazın maliki bulunduğunu, davalıların ise 446, 209 ve 210 parsel sayılı taş…
**8. Hukuk Dairesi 2018/2408 E. , 2018/12575 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Meni ve Kal Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, müvekkilinin 207 ve 208 parsel sayılı taşınmazın maliki bulunduğunu, davalıların ise 446, 209 ve 210 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, davalıların müvekkiline ait olan taşınmazların kuzeyinden başlamak üzere güney istikametine doğru taşınmazlarının ortasından geçecek şekilde su arkı açarak taşınmazlarına su geçirdiğini, yapılan bu su arkının taşınmazını ikiye böldüğü gibi kullanım hakkını kısıtladığını, ekmiş olduğu ürünlerinin olumsuz etkilendiğini belirterek davalıların taşınmazına yapmış olduğu müdahalenin menine ve su arklarının kaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, su arkının uzun zamandır olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece, davanın kabulü ile 205, 207 ve 208 parsel sayılı taşınmazdan, fen bilirkişisi ...'ın 16/05/2014 havale tarihli krokili raporda kırmızı kalem ile boyalı olarak gösterdiği su arkından su geçirilerek yapılan müdahalenin menine, su arkının kal'ine karar verilmiş olup; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava, elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir. Çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevler de yükleyen bir ayni haktır. 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanunun 737. maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır. Bunun için de zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur. Bu durumda, öncelikle davalıların temyiz dilekçelerinde bahsettiği geçit hakkı dosyasının bekletici mesele yapılması gerekir. Daha sonra geçit hakkı dosyasının sonucuna göre gerekiyorsa, taşınmaz başında ... ve fen bilirkişiler marifetiyle yeniden keşif yapılarak davacının ve davalıların suya ihtiyaçlarının bilimsel verilere uygun olarak tespiti, dava konusu sulama arkının davacının taşınmazlarına zarar verip vermediği, vermekte ise hak ve nesafet ölçüleri gereğince zararın giderilmesi için alınacak önlemleri gösteren bilimsel verilere dayalı denetim ve infaza elverişli ayrıntılı rapor alınmalı, infazı sağlamaya yarar kroki düzenlettirilmeli, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir. Kabule göre de, dava konusu olmayan 205 parsel lehine de hüküm tesisi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMKnın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnın 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMKnın 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 14.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.