17. Hukuk Dairesi 2016/16906 E. , 2019/8323 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalının, 27/09/2008 tarihinde, idaresindeki trafik sigortasız araçla karıştığı çift taraflı trafik kazasında, karşı motosiklet sürücüsünün yaralandığını ve malul kaldığını…
**17. Hukuk Dairesi 2016/16906 E. , 2019/8323 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yargılaması sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalının, 27/09/2008 tarihinde, idaresindeki trafik sigortasız araçla karıştığı çift taraflı trafik kazasında, karşı motosiklet sürücüsünün yaralandığını ve malul kaldığını, davacı kurum tarafından 11.303,00 TL ödeme yapıldığını, Bursa 3. İcra Md.nün 2014/4082 sayılı takip dosyası ile yapılan takibe davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı süresinde cevap vermemiş, sonrasında vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davalının Bursa 3. İcra Md.nün 2014/4082 E sayılı icra takibine yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 11.303,00 TL asıl alacak, 52,95 TL işlemiş faiz ile birlikte toplam 11.355,95 TL üzerinden takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kaza yapan aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının bulunmaması sebebiyle üçüncü kişiye ödeme yapan davacı ...'nın aracın sürücüsünden ödediği tazminatı itirazın iptali şeklinde rücuen tahsili isteminden ibarettir. 1-10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevap verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK.’nun 381.-389.maddelerinde (6100 sayılı HMK m. 294-297), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir.