12. Ceza Dairesi 2021/4205 E. , 2023/3422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/562 E., 2020/249 K. SUÇ : Taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2020 tarihli ve 2016/562 esas, 2020/249 karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan
**12. Ceza Dairesi 2021/4205 E. , 2023/3422 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/562 E., 2020/249 K. SUÇ : Taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2020 tarihli ve 2016/562 esas, 2020/249 karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin verilen hükmün, tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12/04/2021 tarihli ve 94660652-105-15-6687-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.06.2021 tarihli ve KYB-2021/54934 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.06.2021 tarihli ve KYB-2021/54934 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, olay günü As Çimanto Sanayi Anonim Şirketi'nde şef olarak çalışmakta olan sanığın, söz konusu şirkete ait işyerinde meydana gelen katılanın yaralanmasından ibaret olayda kusurlu bulunmasından dolayı Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/06/2020 tarihli kararı ile mahkumiyetine karar verildiği ve katılanın zararı giderilmediğinden dolayı da hükmün açıklanmasının geri bırakılmadığı anlaşılmakla; katılanın zararının giderilmesi amacıyla anılan şirkete karşı Bucak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/498 esas sayılı dosyasında açmış olduğu davayı müteakip henüz dava neticelenmeden tarafların anlaştığı ve 03/10/2018 tarihli "tazminat makbuzu, muvafakayname, ibraname ve sulhnamedir" başlıklı belgeden de anlaşılacağı üzere katılanın tüm zararının karşılandığı gözetilmeden, zarar giderilmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmayarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2020 tarihli ve 2016/562 esas, 2020/249 karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve" Katılanın olay nedeniyle almış olduğu yaralar ve yaraların geleceği üzerindeki etkileri, katılanın zararını giderdiğine dair herhangi bir beyanın bulunmaması sebebi ile şartları oluşmadığından" gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmamasına karar verildiği anlaşılmıştır. 2. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 5271 sayılı Kanun'un “Hükmün Açıklanması ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” kenar başlıklı 231 inci maddesinin altıncı ve sekizinci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: “... (6)Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez. 8)...Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez..." . 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.02.2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin objektif koşulların gerçekleşmiş olmasına karşın bu koşulların oluşmadığından bahisle bu kurumun uygulanmamasına ilişkin hukuka aykırılıkların, hâkimin takdir hakkına taalluk eden bir husus olmaması nedeniyle bu hususların kanun yararına bozma konusu yapılabileceği yönünde de bir kuşku bulunmamaktadır. 4. İncelenen dosya kapsamına göre; katılan ...'ın olay günü As Çimento fabrikasında kaynak ustası olarak çalışmakta iken, üzerinde bulunduğu platformdan yaklaşık 2,5 metre yüksekten düşerek vücudunda 3. derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, sanık ...'in katılanı olay günü görevlendiren atölye şefi olduğu, Mahkemece 02/12/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınarak sanık ...'in kazanın meydana gelmesinde asli kusurununu olduğunun kabul ve tespit edildiği, katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği, Mahkemece sanık hakkında 3.000,00 TL adli para cezasına mahkûmiyetine, "Katılanın olay nedeniyle almış olduğu yaralar ve yaraların geleceği üzerindeki etkileri, katılanın zararını giderdiğine dair herhangi bir beyanın bulunmaması sebebi ile şartları oluşmadığından" gerekçeleri ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmamasına karar verilmiş ise de; katılan ... tarafından Bucak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/498 esas sayılı dosyası ile zararlarının giderilmesi için çalıştığı şirket aleyhine açtığı davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın 18.12.2018 tarihinde kesinleştiği, ayrıca taraflar arasında 03.10.2018 tarihli "Tazminat Makbuzu, Muvafakatname, İbraname ve Sulhnamedir" başlıklı sözleşme akdedilerek 13.09.2018 tarihinde katılan ...'ın hesabına 170.978,14 TL ödenerek zararlarının giderildiği, sözleşmede katılanın ceza dosyasındaki şikayet hakkının saklı tutulduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; sanığın taksirli suçu neticesinde oluşan zararın giderildiği gibi sanığın adli sicil kaydına göre suç tarihi itibarıyla engel mahkûmiyeti olmadığı ve sanık hakkında takdiri indirim maddesi de uygulanmasına rağmen," Katılanın olay nedeniyle almış olduğu yaralar ve yaraların geleceği üzerindeki etkileri, katılanın zararını giderdiğine dair herhangi bir beyanın bulunmaması sebebi ile şartları oluşmadığından" şeklindeki hatalı gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2020 tarihli ve 2016/562 esas, 2020/249 karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2023 tarihinde karar verildi.