DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/85 E. , 2024/961 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/85 Karar No : 2024/961 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/85 E. , 2024/961 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/85 Karar No : 2024/961 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimleri reddedilmek suretiyle yeniden düzenlenen beyan tablosuna göre 2010 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile vergilerin üç katı tutarında kesilen ve Temmuz ila Aralık dönemleri için tekerrür hükümleri uygulanarak artırılan vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Danıştay Üçüncü Dairesince, davanın konusu yanlış nitelendirilmek suretiyle davacının yasal kayıtlarına aldığı faturaların bir kısmının gerçek bir emtia teslimi veya hizmet ifasına dayalı olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılarak hüküm kurulmasının yargılama hukukuna uygun düşmediği gerekçesiyle verilen bozma kararına uyan ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Davacı tarafından 2010 takvim yılına ilişkin tasdikli yevmiye defteri, envanter defteri ve defter-i kebirin zayi olduğuna dair ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bulunduğu belirtilmiş ve anılan kararın 07/08/2014 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, davacının tasdikli defterlerinin zayi olduğu görüldüğünden, defter ve belgelerinin ibraz edilmediğinden bahisle yapılan tarhiyatlar ile kesilen cezalarda hukuka uygunluk bulunmamıştır. Vergi Mahkemesi belirtilen gerekçeyle davaya konu vergi ve cezaları kaldırmıştır. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 10/11/2022 tarih ve E:2021/3114, K:2022/4407 sayılı kararı: ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında aşağıda değinilen hususlara yer verilmiştir: i. Söz konusu şirket ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ... arasında yapılan 15/01/2013 tarihli mali müşavirlik muhasebe hizmetleri, defter tutma hizmetleri gibi unsurları kapsayan sözleşme gereği devir-teslim tutanağı düzenlenerek şirket sahibi olan ...'un 11/05/2013 tarihinde teslim aldığı defter ve faturaların, yeni muhasebeciye mesai saati içinde teslim edilememesi nedeniyle ... plakalı aracının içinde kaldığı, park halindeyken 11/05/2013 tarihinde sağ ön camının kırılması suretiyle araçtaki teyp ve kişisel eşyalar ile birlikte çanta içerisindeki şirkete ait 2008 ila 2012 yıllarına ait envanter ve yevmiye defterleri ile defter-i kebirin ve aynı yıllara ait alış-satış faturaları ile irsaliyelerin çalındığından bahisle zayi belgesi verilmesi talep edilmiştir. ii. İstanbul Ticaret Odası kayıtları ve vergi kayıtları getirtilerek davacı şirket hakkında herhangi bir vergi incelemesinin yapılmadığı belirlenmiştir. iii. 12/05/2013 tarihli olay yeri inceleme, görgü ve tespit tutanağı ile ... plakalı aracın camının tamamen kırıldığı, teyp ve radyosunun yerinde olmadığı saptanmıştır. iv. ...'un 12/05/2013 tarihli ifade tutanağı ile de araç içinde bulunan hesap makinesi, teyp, radyo ve çanta ile içindeki anılan şirkete ait 2008 ila 2012 yılları yevmiye ve envanter defterleri ile defter-i kebirin ve bu yıllara ait alış-satış faturalarının çalındığı beyan edilmiştir. v. 07/04/2014 tarihli bilirkişi raporunda, hırsızların aracın sağ ön camını kırarak girdikleri otomobilden teyp, radyo, hesap makinesi ve deri ceket gibi ekonomik değeri olan eşyaları çalmalarının inandırıcı olduğu, ancak ekonomik değeri olmayan ticari defterlerini çalmalarının inandırıcı olmadığı bildirilmişse de, olayın cereyan ettiği yer ve şartlar itibarıyla ele alınması gerektiğine yer verilmiştir. vi. Olayda, Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince her tacirin saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeler, yangın, su baskını gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle kanuni saklama süresi içinde ziyaa uğrarsa tacirin öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde hasımsız dava açması zorunluluğu yerine getirilmiştir. vii. ... Limited Şirketinin 01/12/1989 tarihinde tescil ve ilan ile tüzel kişilik kazandığı, müdür olarak on yıllık süre için ...'un seçildiği, şirkete ait ticari defterlerin tasdik yönünden bir eksiğinin bulunmadığı, hırsızlık vakasına ilişkin beyanlarda herhangi bir şüphe duyulmasını gerektirecek bir verinin bulunmadığı, arabanın ön camı kırılarak ekonomik değeri olan eşyalarla birlikte içinde ticari defter ve faturaların bulunduğu kilitli çantanın da çalındığı, bu şekilde yapılan hırsızlık sebebiyle ticari defter ve faturaların zayi olmasının hayatın olağan akışı içinde olduğu kanaatine varıldığına yer verilerek 2008 ila 2012 yıllarına ait yevmiye ve envanter defterleri ile defter-i kebir ve ... teslim tarihli A ... ila ... Sıra Numaralı faturalar ve ... teslim tarihli ... ila ... Sıra Numaralı faturaların zayi olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle zayi belgesi verilmesine hükmedilmiştir. Vergi Usul Kanunu'nun 13. maddesinde mücbir sebep halinin mutlak surette zayi belgesi ile ispatlanması gerektiği yönünde bir hüküm bulunmadığı gibi bu konuda Türk Ticaret Kanunu hükümlerine atıf da yapılmamıştır. Bu nedenle, yargı yerlerince dava dosyasına sunulan zayi belgesi ve/veya diğer deliller göz önüne alınarak defter ve belgelerin mücbir sebep nedeniyle vergi idaresine ibraz edilip edilemediğinin her uyuşmazlıkta ayrı ayrı değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir. Mükellefler, defter ve belgelerin zayi olduğu hususunu ticaret mahkemesinden alacakları zayi belgesi ile ispat edebilecekleri gibi diğer resmî makamlardan alacakları hukuken geçerli başka belgelerle de ispat edebileceklerdir. Diğer bir ifadeyle zayi belgesinin varlığı tek başına defter ve belgelerin zayi olduğu sonucu doğurmayacağı gibi yokluğu da defter ve belgelerin zayi olmadığı sonucuna götürmeyecektir. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda zayi belgesi verilmesi istemlerinin çekişmesiz yargı işi olduğu ve verilen kararların kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıkça belirtilmiştir. Davacı tarafından incelemeye ibraz edilemeyen defter ve belgelerin davacıya ait araçtan çalındığı iddia edilmekle birlikte 2008 ila 2012 yıllarına ait yasal defter ve belgelerin araçta saklanması veya bulundurulmasını gerektiren herhangi bir meşru sebep vergi incelemesi esnasında veya dava aşamasında ortaya konulmamıştır. Bu nedenle, davacının beş yıla ilişkin tüm yasal defter ve belgelerinin binek otomobilde bir çanta içinde bulunduğu ve söz konusu defter ve belgelerin araçtan hırsızlık eylemi neticesinde çalındığı yönündeki iddiası, hayatın olağan akışı ve mutad ticari icaplara uygun düşmemiştir. Öte yandan davacı tarafından defter ve belgelerin zayi olduğuna ilişkin maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyen Asliye Ticaret Mahkemesi kararı dışında söz konusu iddianın gerçekliğini ortaya koyabilecek başka bir delil de sunulmamıştır. Bu durumda, olayda normal ve mutad olmayan duruma ilişkin ispat külfetinin davacı tarafından yerine getirildiğinden söz edilemeyeceğinden ve mücbir sebebin varlığının kabulüne imkan bulunmadığından, katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi suretiyle yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyata karşı açılan davanın kabulü yolundaki Vergi Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. Daire bu gerekçeyle temyize konu kararı bozmuş; davalı idarenin karar düzeltme istemini ise hukuki yararı bulunmadığından incelenmeksizin reddetmiştir. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında "...şirkete ait ticari defterlerin tasdik yönünden bir eksiğinin bulunmadığı, hırsızlık vakasına ilişkin beyan hakkında şüphe duyulmasına ilişkin bir verinin bulunmadığı, arabanın ön camı kırılıp girilerek ekonomik değeri olan eşyalarla birlikte içinde ticari defter ve faturaların bulunduğu kilitli çantanın da çalındığı, bu şekilde yapılan hırsızlık sebebiyle ticari defter ve faturaların zayi olmasının hayatın olağan akışı içinde olduğu kanaatine varıldığı..." açıkça belirtilmiştir. Öte yandan Anayasa'nın "Mahkemelerin Bağımsızlığı" başlıklı 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükmüne yer verilmiştir. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin anılan kararı ile bilirkişi raporu alınmak suretiyle olayın oluş şekli, cereyan ettiği yer ve şartlar, Yargıtay Genel Kurulu kararlarına göre değerlendirilmek suretiyle hırsızlık sebebiyle defter ve belgelerin zayi olmasının hayatın olağan akışı içerisinde olduğu, beyan hakkında şüphe duyulmasına yönelik bir veri olmadığına karar verilmiştir. Söz konusu karar, tarafların/ilgililerin itiraz etmemesi üzerine 07/08/2014 tarihinde kesinleşmiştir. Ayrıca hırsızlık olayı neticesinde defter ve belgelerin zayi olmasının hayatın olağan akışı içerisinde gerçekleştiği kanaati hasıl olmuştur. Vergi Mahkemesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak belirtilen gerekçeyle ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Israr kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderdiği ... tarih ve ... sayılı yazıda, davacı şirketin 31/07/2012 tarihine kadar Ümraniye Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefiyken, anılan tarihte Üsküdar Vergi Dairesi Müdürlüğüne nakil olarak geldiği belirtilmiştir. Yine aynı yazı ve eki tebliğ alındıları incelendiğinde, davacıya gönderilen ... tarih ve ... sayılı ile ... tarih ve ... sayılı defter/belge ibrazının istenmesine dair yazıların, 28/03/2013 ve 03/09/2013 tarihlerinde mükellefe tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatların dayanağı vergi inceleme raporunda, Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Başkanlığı Anadolu Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı gereğince mükellefin incelenmesinin istendiği ve ... tarih ve ... sayılı defter/belge ibrazının istenmesine dair yazının 03/09/2013 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içerisinde defter ve belgelerin ibraz edilmediği belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı şirket temsilcisinin aracında hırsızlık olayı yaşandığı iddiasıyla Doğancılar Polis Merkezi Amirliğine başvurduğu 12/05/2013 tarihinden önce, 15/02/2013 tarihinde davacı şirket hakkında vergi incelemesinin başlatıldığı, ayrıca ... tarih ve ... sayılı defter/belge ibrazının istenmesine dair yazının 28/03/2013 tarihinde davacı şirket temsilcisine tebliğ edildiği hususları da dikkate alındığında, Danıştay Üçüncü Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir. Diğer taraftan yeniden verilecek kararda, 2010 yılının Temmuz ila Aralık dönemleri için kesilen vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükümleri uygulanarak artırılmasının hukuka uygunluğunun da incelenmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.