14. Ceza Dairesi 2012/2977 E. , 2013/13921 K. Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık ...'ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.04.2010 gün ve 2007/40 Esas, 2010/71 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın mikta…
**14. Ceza Dairesi 2012/2977 E. , 2013/13921 K.** **"İçtihat Metni"** Nitelikli cinsel saldırı suçundan sanık ...'ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 14.04.2010 gün ve 2007/40 Esas, 2010/71 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Hükmolunan cezanın miktarına göre sanık ... müdafiin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi de gözetilerek CMUK.nın 318.maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verilmiş ve gerekçeli kararda yanlış olarak gösterilen suç tarihi yerinde düzeltilebilir hata olarak değerlendirilmiştir. Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 25.12.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Karşı Oy 1) Mağdure, kendisine zorla tecavüz edildiğini, sanık ise, kollukta rıza ile ilişkide bulunduklarını, kendisinden keçi istediğini, bu nedenle şikayetçi olduğunu beyan etmektedir. Rapora göre mağdurenin ifadelerine kuvvetli delillerle desteklenmesi halinde itibar edilebileceği bilgisi, Mağdure de sağ omuz üzerinde yeni oluşmuş çürük ve tırnak izlerinden bahsedilmekle birlikte, başkaca bir belirti bulunmaması, mevcut bulguların ilişki esnasında da meydana gelmesinin mümkün olması, mağdure olaydan sonra sanığın kim olduğunu öğrenmek için çoban ...’in çobanlık yaptığı ailenin yanına gittim, Yenice köyünde ikamet eden ... ve ... kardeşlerin yanına gittim, yine yenice köyünden ... isimli şahsın yanına gittim, oradan jandarmayı aradım beyanları karşısında mağdurenin ifadesinde adı geçen bu tanıkların da tespit edilip dinlenerek, mağdurenin kendilerine bir şey anlatıp anlatmadıkları, görünüm ve halinin nasıl olduğu konusunda bilgilerine başvurularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinden eksik soruşturma ile hüküm kurulması, 2)Mağdurenin adli tıp raporunda, şizofreni hastası olduğu, mukavemete muktedir olmadığı, beyanlarına kuvvetli delillerle desteklendiği takdirde itibar edilebileceği, hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılabileceği denilmesine karşın, mağdure ile birlikte uzun süre o bölgede bulunan ve çobanlık yapan tanık ..., mağdurenin dengesinin bozuk olduğunu, kendisi ile bayağı bir sohbet ettikten sonra bunun anlaşılacağını, ilk etapta makul, mantıklı konuşmalar yaptığını ancak sohbet uzayınca tersi şeyler söylediğini ifade ettiği, mağdureyi 2-3 yıldır tanıyan tanık Muharrem Kırbaş’ın ise mağdurenin akli dengesinin gelip gittiğini, yine çobanlık yaptığı bölgeden mağdureyi 5-6 yıldır tanıyan tanık ...’in de uzaktan selamlaştıklarını, mağdurenin akli dengesinin yerinde olup olmadığını bilmediğini, tanık ... ise 10 yıldır mağdureyi tanıdığını, kozalak toplayıp geçimini sağladığını, hareketlerinde giyiminde kuşamında hiçbir anormallik olmadığını, deli olduğunu bu olaydan sonra öğrendiğini ve inanamadığını, akıl hastası olduğu önceden konusunda hiçbir şüphe duymadığını ifade ettiği, sanığın da mağdure ile ilk defa o gün karşılaşıp bir saat kadar bir arada bulundukları da gözetilerek, sosyal hayat içinde diğer insanlar gibi geçimini kendi sağlayan, kendi öz bakımını gerçekleştiren, şizofreni olması nedeniyle bu durumunun bazan dışardan bilinebilmesi zor olan, bu durum karşısında, sanığın mağdurenin akıl hastası olduğunu bilerek eylemini gerçekleştirdiği hususunun şüphede kaldığı anlaşıldığı halde sanığın bu durumu bildiği tartışılmadan kesin olarak bildiği kabulü ile TCK 103/3 maddesi uyarınca artırım yapılmasının dosya içeriğine uygun olmaması, nedenlerine bağlı olarak yerel mahkeme kararının bozulması kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.