8. Hukuk Dairesi 2022/6374 E. , 2023/3771 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/328 E., 2022/1282 K. KARAR : Davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/77 E., 2020/171 K. Taraflar arasındaki kullanım kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafında…
**8. Hukuk Dairesi 2022/6374 E. , 2023/3771 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/328 E., 2022/1282 K. KARAR : Davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/77 E., 2020/171 K. Taraflar arasındaki kullanım kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, ... ili Sultanbeyli ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 7555 ada 2 parsel ... 205,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın kullanıcısının tespit edilemediği şerhi yazılarak arsa vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın 1990 tarihinde taşınmazın zilyedi olan Fahri ...'den satın alındığını, satın alınmasından hemen sonra müvekkilinin ilgili belediyeye müracaat ederek emlak vergisine esas beyanını verdiğini, vergilerini düzenli olarak ödediğini ve taşınmazın fiili kullanımında bulunduğunu, 18 no lu özel parselasyon numarasına sahip yer olduğunu ileri sürerek, davacı adına kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. 3. Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın geldisi olan 709 parsel ... taşınmazın 1967 tarihinde yapılan kadastro tespiti sonucunda, tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tespit ve tescil edildikten sonra, 1744 ... 6831 ... Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'un (1744 ... Kanun) gereği 1981 yılında kadastro çalışması yapılarak taşınmazın 2/B vasfı ile orman dışına çıkartıldığını, taşınmazın 1985 tarihinde kayıt malikleri tarafından müvekkiline satış vaadi sözleşmesi ile satıldığını ve tapu kaydına müvekkilinin malik lehdar olarak adının yazıldığını ancak, ... Kadastro Mahkemesinin 2008 yılında Yargıtay onamasından geçerek kesinleşen kararı ile şahıslar adına olan tapu kaydının iptaline ve Hazine adına orman olarak tapuya tesciline karar verildiğini, taşınmazın 2008 yılına kadar hukuken müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, emlak vergilerinin 1985 tarihinden önce tapu malikleri tarafından, 1985 tarihinden 2018 tarihine kadar müvekkili tarafından ödendiğini ve taşınmaz üzerinde müvekkilinin zilyetliğinin kesilmediğini ileri sürerek, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine müvekkili lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 ... Kanun) 119 ve devamı maddelerinde yazılı şekilde düzenlenmediğini, delillerin tebliğ edilmediğini, taşınmazın 2/B vasfında olması nedeniyle Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek, davanın müvekkili İdare yönünden husumet yokluğu nedeniyle, aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz arsa vasfında olup davacı ... tarafından taşınmazın zemininin düzenlenerek komşu parsel ile sınırının beton kazık ile belirlendiği, davacı ...'ın bilgisi dahilinde taşınmaz üzerinde komşu parsel kullanıcısının çardak tarzı yapıyı kullandığı, davacı ...'ın 18 nolu özel parsel ... taşınmazı 1990 yılında satın alıp, bu kaydı Belediyeye sunarak bu tarihten itibaren Sultanbeyli Belediyesine emlak vergisini ödediği, emlak vergi kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, özel parselasyon planlarının kullanıcı tesbitinde uygulanabileceği, taşınmazda fiili kullanıcının ... olduğu, davacı ... satış vaadi sözleşmesi ile 709 nolu parseli satın aldığını, emlak vergisi de ödediğini, bu kapsamda taşınmazda kullanıcı olarak tespit edilmesini talep etmiş ise de Sultanbeyli Belediyesinin yazısından da anlaşıldığı gibi ...'ın emlak kaydının 1573 nolu parsel bakımından oluşturulduğu, bu parselin 709 parselde tapu malikleri adına tescil edilen 18.373,44 m2 lik kısım olduğu, 709 parselin tamamı için oluşmadığı, ayrıca yukarıda açıklandığı gibi 709 nolu parselin fiilen bir çok parsele ayrılıp, bu parsellerin bir çoğunun bina yapılmak ve arsa olarak çeşitli kişilerin zilyetliğinde bulunduğu, fiilen dava konusu taşınmazda ...'ın kullanımının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, dava konusu 7555 ada 2 parsel ... taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine yazılan "iş bu parselin kullanıcısı tespit edilememiştir." açıklamasının iptali ile yerine "Taşınmaz 1990 yılından beri ... oğlu ...'ın kullanımındadır" açıklamasının yazılmasına, yukarıda yapılan düzeltme ve diğer hususlarda kadastro tutanağında yazılı kayıtlar ile tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde; cevap dilekçesi ve diğer beyanlarda da belirttikleri üzere haksız ve mesnetsiz açılan davanın tümden reddi gerektiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) Ek-4 üncü maddesi ile 6831 ... Kanun'un 20.6.1973 tarihli kanunla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun'un 11 nci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlandığını, bu maddenin amacının kadastro sırasında taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesi olduğunu, diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişilerin, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen zilyet olarak kullanan kişiler olduğu, somut olayda, dava konusu taşınmazın kullanım kadastrosu çalışmaları sırasında davacının ekonomik amaca uygun zilyetliğinde olmadığı, taşınmazın boş arsa olup kullanılmadığı, taşınmazın sınırında bulunan çardakın ekonomik amaca uygun kullanım olarak kabul edilemeyeceği, zilyetlik olgusu davacı tarafça ispat edilemediğine göre, davacı tarafın zilyetliğe dayalı talebinin yerinde olmadığı nazara alınarak yerel mahkemece asıl davanın da reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle istinaf eden davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin kabulüyle, asıl dosya yönünden kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, taşınmazın tespit gibi Hazine adına tesciline, birleşen davaya ilişkin hükmün aynen muhafazasına dair hüküm kurulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1. Taşınmaz üzerinde çardak bulunduğu istinaf mahkemesince kabul edilmesine rağmen ekonomik amaca uygun görülmemesinin geçerli bir gerekçe olamayacağını, mevcut fiziki yapının zilyetlik anlamında ekonomik yarara hizmet edebilmesi için illaki kira vs. para karşılığı kullandırma koşulu bulunmayıp kişinin bizzat yahut emaneten başkasına kullandırması da zilyetlik amacına uygun bir kullanım olacağını, 2. İstinaf mahkemesince, görev alanına giren 2/B vasıflı taşınmazların zilyetlik tespitlerine ilişkin davaların tümüne aynı matbu gerekçeyle red kararı verdiğini, içerisinde ikamet edilen konutlar haricinde hiç bir davayı kabul etmediğini, bu durumun öncelikle 6292 ... Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 ... Kanun) 2/B vasıflı taşınmazların satışına ilişkin yasayla çeliştiğini, yine dayanak 6831 ... Kanun bakımından da bu şekilde bir koşul öngörülmediğini, 3. Mevzuatta yer almayan bir koşulu davaya uygulayıp matbu gerekçelerle tümden büyün davaların reddine karar verilmesi öncelikle adalet duygusunun zedelenmesine neden olduğunu, yıllardır aynı koşullardaki tüm taşınmazlara ilişkin davalarda davanın kabulüne karar verildiğini ve ilgili davaların yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, 4. İlk Derece Mahkemesinin karar gerekçesinde de tekrar edildiği ve dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere iş bu davaya konu taşınmazın sınırları beton direklerle dış alemden soyutlandığını, içerisinde kadastro tarihinden çok evvelki tarihte olmak üzere çardak inşasının yapıldığını, yine kadastro tarihinden çok uzun zaman evvelinden zeminde hafriyat çalışması yapılarak eğimi önlemek amacıyla setler kurulduğunu, bu çalışmaların tamamı asli zilyetlik koşullarını sağladığını, beton direklerle taşınmazı dış alemden soyutlayarak taşınmazın sahipli olduğunu yansıttığını, zilyetlik belgelerinin de dava konusu taşınmaz ile birebir uyumlu olduğunun teknik bilirkişi raporuyla da sabit olduğunu açıklayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacıların kullanım haklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 ... Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kanun'un Ek-4 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda (IV.C.) bendinde yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; dava konusu taşınmazın malikinin Hazine olduğu tartışmasız olup davacının 3402 ... Kanun Ek-4 üncü maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında fiili kullanımın ait olup olmadığı belirlenmesine ilişkindir. Davacı, arsa niteliğiyle tespit edilen taşınmazın satın aldığı iddiasıyla ve satın aldığı tarihten itibaren emlak vergisini ödediğini öne sürerek ve bir kısım vergi kayıtlarını sunarak beyanlar hanesinde kullanıcı olarak adının yazılmasını istediğini; İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişinin aynı zamanda komşu taşınmazın kullanıcısı olup, dava konusu taşınmazın davacıya ait olarak bilindiğini, davacının izni ile dava konusu taşınmazın bir kısmını üzerine kulübe yapmak ve bahçe olarak kendilerinin kullandığını, davacı tarafından taşınmazın fazla toprağının alınarak düzeltme yapıldığının sınırlarını belli etmek için beton direk dikildiğini; davacı tanığının da yine yakın komşu taşınmazın kullanıcısı olup, babası ile davacının aynı zamanlarda taşınmazlarını aldıklarını, babasının evini yaptığını, davacının arsayı düzeltmesine rağmen inşaatı yapamadığını, bu haliyle kaldığını, üzerindeki beton direkleri davacı ile birlikte diktiklerini bildirmiştir. Fen bilirkişisi tarafından verilen raporda; 2013 tarihli yersel fotoğrafta komşu 3 parsel ile olan sınırında 2 adet beton direğin bulunduğu, kısmen ahşap çardağın bulunduğu ve eğimin azaltılması maksadıyla düzenlemenin (teraslama) yapıldığının, emlak vergi kayıtlarında aynı sokağın isminin geçtiği belirtilmiştir. Hal öyle olunca; dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunun bilindiği, komşularınca izin alınmak suretiyle bir kısmına çardak yapılarak kullanıldığı, davacının sınırlarını belirlemek amacıyla direk dikildiği, üzerinin fotoğraflardan da görüldüğü üzere davacı tarafından teras yapıldığı, taşınmazın niteliğinin de arsa olması karşısında davacının fiili kullanımının varlığını kabul etmek gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesince delillerin taktirinde yanılgıya düşerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan, davacı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ...'a iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,