Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2572 E. , 2024/1954 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2572 Karar No : 2024/1954 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı temyiz istemi…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2572 E. , 2024/1954 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/2572 Karar No : 2024/1954 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. ... Hukuk Müşaviri Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar yakını ...'ın Kandıra 1 Nolu F tipi Cezaevi'nde hükümlü iken rahatsızlanarak kaldırıldığı Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 12/01/2015 tarihinde hayatını kaybetmiş olmasında tedavisinin gereği gibi yapılmadığı ve hayatı risk altında bulunmasına karşın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 2., 3. ve 6. fıkraları uyarınca cezasının infazının ertelenmediğinden davalı idarelerin hizmet kusuru olduğundan bahisle her bir davacı için 3.000,00 TL olmak üzere şimdilik 9.000,00 TL maddi ve her bir davacı için 100.000,00 TL olmak üzere 300.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 309.000,00 TL tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Anılan kararın davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacılar vekiline 30/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, karara karşı yapılan temyiz başvurusuna dair dilekçenin ise 30/01/2020 tarihinde verildiğinin görüldüğü, buna göre, istinaf başvurusunun reddine dair verilen ve davacılar vekiline 30/12/2019 tarihinde tebliğ edilen karara karşı 30(otuz) gün içinde olmak üzere en geç 29/01/2020 tarihine kadar temyiz başvurusunda bulunulması gerekirken, bu süre geçtikten sonra 30/01/2020 tarihinde verilen dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, süre aşımı nedeniyle temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI :Davacılar vekili tarafından, dosyadaki tebliğ mazbatasından görüleceği üzere Bölge İdare Mahkemesi kararının 30/12/2019 tarihinde büroda stajyer avukat Yağmur Kavak tarafından tebliğ alındığı, davanın avukatı olarak o tarihte yılbaşı dönemi sebebiyle çalışmaya ara vermiş olduğu ve büroda bulunmadığı, yılbaşı sonrasında 2 Ocak Perşembe günü büroya geldiğinde kararı dosyada gördüğü ve kararın yeni geldiği düşüncesiyle Ocak ayı sona ermeden temyiz başvurusunu süresinde yaptığını zannederek 30/01/2020 tarihinde Mahkemeye sunduğu, Yargıtay ve Danıştay kararlarında tebligatın daimi çalışan ve işçiye ya da bizzat avukatın kendisine yapılması gerektiğinin belirtildiği, büroda stajyerlerin çalışan statüsünde olmadığı, bu nedenle stajyer avukata yapılan tebligatın geçerli olmayıp öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava, davacılar yakını ...'ın Kandıra 1 Nolu F tipi Cezaevi'nde hükümlü iken rahatsızlanarak kaldırıldığı Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 12/01/2015 tarihinde hayatını kaybetmiş olmasında tedavisinin gereği gibi yapılmadığı ve hayatı risk altında bulunmasına rağmen 5275 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 2., 3. ve 6. fıkraları uyarınca cezasının infazının ertelenmediğinden davalı idarelerin hizmet kusuru olduğundan bahisle her bir davacı için 3.000,00 TL olmak üzere şimdilik 9.000,00 TL maddi ve her bir davacı için 100.000,00 TL olmak üzere 300.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 309.000,00 TL tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin ilk cümlesinde; “Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır", "Belli bir yerde veya evde meslek ve sanat icrası” başlıklı 17. maddesinde; ''Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır'' kuralı yer almaktadır. Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Meslek ve sanat erbabına tebligat” başlıklı 26. maddesinde de; ''Belirli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenlere, o yerde de tebligat yapılabilir. Muhatabın işyerinde bulunmaması hâlinde tebliğ, aynı yerde sürekli olarak çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Muhatap, meslek veya sanatını konutunda icra ediyorsa, kendisi bulunmadığı takdirde memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Bunlardan hiç birinin bulunmaması durumunda tebliğ, aynı konutta sürekli olarak oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır'' şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Mevcut düzenlemeler dikkate alındığında belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde bunlara yapılacak tebliğ, o kişinin aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılmalıdır. Bir başka deyişle muhatabın daimi çalışanı şeklinde yapılan tebligatın geçerli olabilmesi için, muhatap adına tebligat yapılan kişinin gerçekte muhatabın daimi çalışanı olması ve muhatabın bulunamaması halinde ise yukarıda mevzuatta belirtilen şekli işlemlerin yerine getirilerek tebligatın yapılması gereklidir. Aksi takdirde yapılan tebligat usulsüzdür. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 4667 sayılı Kanunla değişik 23. maddesinde stajın yapılması ve stajyerin ödevleri düzenlenmiş ve maddenin ikinci fıkrasında “Stajyer, avukatla birlikte duruşmalara girmek, avukatın mahkemeler ve idari makamlardaki işlerini yapmak, dava dosyaları ve yazışmaları düzenlemek, baroca düzenlenen eğitim çalışmalarına katılmak, baro yönetim kurulunca verilen ve yönetmelikte gösterilecek diğer ödevleri yerine getirmekle yükümlüdür. Stajyerler, meslek kurallarına ve yönetmeliklerde belirlenen esaslara uymak zorundadırlar.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 26. maddesinde “Stajyerlerin yapabileceği işler” düzenlenmiş; bunlar “Stajyerler, avukat yanında staja başladıktan sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve onun gözetimi ve sorumluluğu altında, sulh hukuk mahkemeleri, sulh ceza mahkemeleri ile icra mahkemelerinde avukatın takip ettiği dava ve işlerle ilgili duruşmalara girebilir ve icra müdürlüklerindeki işleri yürütebilirler.” şeklinde sıralanmış ve bu yetkinin staj bitim belgesinin verilmesi veya staj listesinden silinme ile sona ereceği maddenin son fıkrasında belirtilmiştir. İşlerin stajyer veya sekreterle takibi, dava dosyalarının incelenmesi ve dosyadan örnek alma ise, aynı Kanunun 46.maddesinde; avukatın, işlerini kendi sorumluluğu altındaki stajyeri veya yanında çalışan sekreteri eliyle de takip ettirebileceği; avukat veya stajyerin, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebileceği, bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesinin zorunlu olduğu, vekâletname ibraz etmeyen avukata ise dosyadaki kağıt veya belgelerin örneği veya fotokopisinin verilmeyeceği, şeklinde düzenlenmiştir. Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Avukat katiplerine ve stajyerlerine tebligat” başlıklı 37. maddesi “Celse esnasında kazai merci tarafından sıfatları tesbit edilen avukat katiplerine ve stajyerlerine mütaakip celse gün ve saatinin bildirilmesi avukata tebliğ hükmündedir.” düzenlemesini içermektedir. Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Staj Yönetmeliği'nin 19. maddesinde ise stajyerin yapabileceği işler düzenlenmiş; maddede aynen; “Stajyer, avukat yanında staja başladıktan sonra, avukatın yazılı oluru ile onun gözetim ve sorumluluğu altında, sulh hukuk, sulh ceza mahkemeleri ile icra mahkemelerinde avukatın takip ettiği dava ve işlerle ilgili duruşmalara girebilir ve icra müdürlüklerindeki işleri yürütebilir. Bu yetki, staj bitim belgesinin verilmesi veya staj listesinden adının silinmesi ile sona erer. Stajyer, yanında staj yaptığı avukatın yazılı oluru ile dava dosyalarından fotokopi ve benzeri yollarla örnek alabilir. Stajyer ayrıca vekaletname veya yazılı olur olmaksızın, dava ve takip dosyalarını inceleyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 20.maddesinde de, yanında staj yapılan avukatın, ilk üç ayın bitiminde ve staj süresinin sonunda birer rapor vereceği, son raporun kesin rapor olup, raporlarda stajyerin staja devamı, mesleki ilgisi, meslek ilke ve kurallarına yatkınlığı, katıldığı duruşmalar, yetki belgesi ile yürüttüğü işler, yaptığı araştırmalar ile uygulamalar ve benzeri çalışmaların değerlendirileceği, belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, avukat stajyerinin ancak avukatın yazılı oluru ile onun gözetimi ve sorumluluğu altında, sulh hukuk, sulh ceza mahkemeleri ve icra mahkemelerinde avukatın takip ettiği dava ve işlerle ilgili duruşmalara girebileceği ve icra müdürlüklerindeki işleri yürütebileceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 15. maddesinde; “Avukatlık stajı bir yıldır. Stajın bu kısmında yer alan hükümler uyarınca ilk altı ayı mahkemelerde ve kalan altı ayı da en az beş yıl kıdemi olan (bu beş yıllık kıdem hesabına Kanunun 4 üncü maddesinde yazılı hizmette geçen süreler de dahildir.) bir avukat yanında yapılır…” denilmektedir. Dosyanın incelenmesinden; Bölge İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı "İstinaf Başvurusu Ret" kararının, davacı vekili yanında stajını yapan stajyer Avukat Y.K'ye 30/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, 30/01/2020 tarihinde kayıtlara giren temyiz dilekçesi ile de Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz edildiği, Bölge İdare Mahkemesince temyiz isteminin süresinde olmadığından bahisle temyiz isteminin süreaşımı nedeniyle reddine karar verildiği görülmektedir. Uyuşmazlık konusu olaya ilişkin tebliğ alındısı üzerinde "Yazılı adrese gidildi. Muhatap o an adreste bulunmayıp (iş takibinde olduğundan) tebliğ evrakı iş yerinde daimi çalışan ...imzasına" şeklinde matbu yazıya ve devamında stajyerin ismine ve imzasına yer verildiği görülmektedir. Avukat ile stajyeri arasındaki ilişki 1136 sayılı Avukatlık Kanununda doğrudan düzenlendiği, avukatlık stajının kanuni bir zorunluluk olduğu, mesleki bilgi ve tecrübeyi kazanmak amacıyla yapıldığı dikkate alındığında, stajyer ile avukat arasındaki ilişki iş akdi ya da hizmet akdine dayalı olmadığı görülmekte olup, avukat stajyerinin, Tebligat Kanunu'nu 17. maddesinde sayılan daimi çalışan veya müstahdem sıfatını taşımadığı ortadadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07/02/2019 tarih ve E:2017/2-1287, K:2019/90 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Ne var ki, Tebligat Kanununun 32. maddesinde yer alan " tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmus ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur" hükmü gereğince davacılar vekilinin tebliğden haberdar olduğunu beyan ettiği 02/01/2020 tarihi itibarıyla 30/01/2020 tarihinde yapılan temyiz istemi süresindedir. Bu durumda dosyada stajyer avukata tebliğe ilişkin avukatın yazılı bir oluru bulunmadığı da dikkate alındığında 30/11/2019 tarihinde stajyer avukat Y.K'ye yapılan tebliğin usulsüz olduğu görüldüğünden, davacılar vekilince verilen ve 30/01/2020 tarihinde Bölge İdare Mahkemesi kayıtlarına giren temyiz dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edilerek dosyanın tekemmülünün sağlanmasından sonra işin esasına girilerek karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davacıların temyiz başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.