(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/10525 E. , 2010/10446 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek ger…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2010/10525 E. , 2010/10446 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.11.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.03.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine, dava konusu 148 ada 12 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek tapu iptali ve kıyı olarak terkinini istemiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan inceleme ve araştırma sonucunda dava konusu taşınmazın toprak yapısı olarak kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Hükmü davacı vekili temyize getirmiştir. Bilindiği üzere 25.02.2009 tarihinde kabul edilerek 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Kanunun 2. maddesi ile, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin 3.fıkrasına ekleme yapılmıştır. Anılan hüküm, “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” şeklindedir. 5841 Sayılı Kanununun 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Kadastro Kanununa geçici 10. madde eklenmiştir. Bu madde ise “bu kanunun 12. maddesinin 3.fıkrası hükmü, devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır” kuralını getirmiştir. Anılan hükümler gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 27.04.1992 tarih ile davanın açıldığı 06.11.2007 tarihi Arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun değişik 12.maddesinde sözü edilen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren bu değişiklik nedeniyle davanın reddi gerekirken esastan reddi doğru değil ise de yukarıdaki gerekçe doğrultusunda sonucu itibari ile red kararı yerinde bulunduğundan hükmün onanması gerekmiştir. Diğer taraftan dava açıldığı tarihte 5841 sayılı Kanunun yürürlükte olmadığından ve davacı Hazine dava açmakla haklı bulunduğundan ve kararın gerekçesi düzeltilerek dava hak düşürücü süre nedeniyle reddedildiğinden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. Ancak bu yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/VII maddesi gereğince hükmün ve gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile temyize konu 2007/688 E-2009/200 K. sayılı gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 4.numaralı paragrafında yazılı "Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlı Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 310,00 TL.nin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine" sözcüklerinin çıkartılmasına ve hükmün 433/VII. maddesince DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.