1. Hukuk Dairesi 2009/3288 E. , 2009/4449 K. "" MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2008 Taraflar arasındaki davadan dolayı Kocaeli 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.4.2008 gün ve 415-136 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 12.1.2009 gün ve 12537-65 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, çekişme konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kal…
**1. Hukuk Dairesi 2009/3288 E. , 2009/4449 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2008 Taraflar arasındaki davadan dolayı Kocaeli 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.4.2008 gün ve 415-136 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 12.1.2009 gün ve 12537-65 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, çekişme konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre; çekişme konusu taşınmazın kadastro tespitinin 06.08.1980 tarihinde yapıldığı, 31.03.1981 de kesinleştiği ve davanın 06.12.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her nekadar, nizalı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında ve kamu malı niteliğinde özel mülkiyete konu olamayacak (Anayasanın 43, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 16/C maddesi gereğince) yerlerden olduğu keşfen saptanmış ise de; 25.2.2009 tarihinde kabul edilip 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen "Bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesinin " Bu kanunun 12. maddesinin 3. fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 31.03.1981 tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında, 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir. Bilindiği üzere, hak düşürücü süre olumsuz dava şartlarından olup kamu düzeni ile ilgilidir. Mahkemece davanın her aşamasında res'en gözetilmesi gerekli bir kuraldır. Hemen belirtmek gerekir ki; sonradan çıkan yasa ve İçtihadı Birleştirme Kararları kazanılmış hakkın (usuli müktesep hakkın) istisnasını teşkil eder. Bu durumda 14.03.2009 tarihinde yürürlüğü giren 5841 Sayılı Yasa’nın eldeki davada gözetilmesi gerekeceği ve somut olayda uygulanacağı tartışmasızdır.