Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6131 E. , 2025/1650 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6131 Karar No : 2025/1650 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) ... Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı -... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : 1- ... Belediye Başkanlığı 2- ... Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incele…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6131 E. , 2025/1650 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6131 Karar No : 2025/1650 TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) ... Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı -... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF : 1- ... Belediye Başkanlığı 2- ... Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Trabzon ili, Vakfıkebir ilçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmazına ilişkin olarak Vakfıkebir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle taşınmazı için verilmiş olan ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle iptal edilerek yapı tatil zaptı düzenlendiği, ... İdare Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasından açılan davada verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair karara yapılan itiraz üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi tarafından yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin karar kaldırılarak ... tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu karar üzerine davalı idare tarafından yeniden … tarih ve … sayılı yapı ruhsatının düzenlendiği, devam eden yargılamada ... İdare Mahkemesinin… tarih ve E: …, K:… sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu karar üzerine davalı idarenin … tarih ve … sayılı işlemi ile yapı ruhsatının iptaline karar verilerek yapı tatil zaptı düzenlenmek suretiyle inşaatın ikinci kez durdurulduğu, istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin E:..., K:... sayılı kararı ile Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile Vakfıkebir Belediyesince verilen yapı ruhsatının iptaline ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verildiği, bu kararın gereği olarak davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı işlemin de iptal edilmesi gerekirken bunun yapılmadığı, … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında açılan davada ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince yürütmenin durdurulmasına, ... İdare Mahkemesince de işlemin iptaline karar verildiği, davalı idare tarafından davacı şirkete 19/04/2019 tarihinde yapı ruhsatının verildiği, ... İdare Mahkemesinin E:..., K:... sayılı dosyasında iptaline karar verilen işlem nedeniyle taşınmazındaki inşaatın 23/02/2018-19/04/2019 tarihleri arasında hukuka aykırı olarak durdurulduğundan bahisle inşaat maliyet farkı, ticari kazanç kaybı ve kira kaybı nedeniyle oluşan maddi zararlarına karşılık ıslah edilmek suretiyle talep edilen 1.975.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Mahkemelerince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; gecikme nedeniyle yapılamayan yapı bedelinin 13.027.054,24-TL x %25,87 = 3.370.098,93-TL olarak hesaplandığı, inşaatın yapımının gecikmesi nedeniyle yapım maliyeti bedelindeki artışın, TÜİK endeks oranları kullanılarak bulunacağı, ilk ruhsat tarihinin 12/10/2015 olduğu, ilk 2 ruhsatla birlikte toplam 15 ay çalışıldığından, bu 15 ayın ilk ruhsat başlangıcına eklenmesi ile 12/01/2017 tarihinin bulunacağı, bu tarih inşaatın durdurulma tarihi olarak kabul edilerek, durdurma müddeti olan 14 ayın bu tarihe eklenerek 12/04/2018 tarihine ulaşılacağı, yapı ruhsatlarında her hangi bir aksama olmadan inşaatın devam etmesi halinde 12/10/2015 tarihinden 12/04/2018 tarihine kadar (15 ay+14 ay toplamı olan) 29 ay olduğu, bu durumda 12/04/2018 tarihindeki TÜİK katsayısı ile 12/01/2017 tarihi arasındaki TÜİK katsayısı arasındaki farkın inşaatın yapımındaki gecikmesi farkı olacağı, bu durumda 14 aydaki artışın 24.795,17/20.669,18 =1,1996 olduğu, fark oranının:1,1996 -1,000 =0,1996 (%19,96) olduğu, 14 ay için oluşan maliyet fiyat farkı: 3.370.098,93-TL x %19,96 = 672.671,75-TL olarak hesap edildiği, gecikmenin olduğu 14 ay sonra, binanın yapım oranının: %27,78+%25,92 = %53,70, kalan kısmın ise %46,30 olduğu, binanın yapımına devam edilseydi binanın imalatlarının ancak yarısından az fazlasının yapılmış ve kaba inşaattan biraz ilerde bir seviyede olacağı, eksik ve noksan olabilecek bir binada bir ticari kazanç ve kira olmasının mümkün olmadığı, imar değişikliği nedeniyle ticari kazancın fazlası ile verildiği sonucuna varıldığı, 14/02/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda; projedeki toplam inşaat alanı 9.450,00 m² olduğu, yapı ruhsatında ise toplam yapı alanının 9.424,00 m² olduğu, bina alanı hesaplamalarında ruhsattaki alanın esas alınacağı, dava konusu yapının 4. sınıf C grubuna girdiği, fark hesaplamalarının 2018 yılı ile 2019 yılına göre yapılması gerektiği, 2018 yılı 4. sınıf C grubu yapı bedelinin 1.308,00 TL/m², 2019 yılı 4. sınf C grubu yapı bedelinin 1.630,00 TL/m² olduğu, 13 ay 26 gün olan gecikmenin, 23/02/2018 tarihinden 31/12/2018 tarihine kadar 2018 yılı yapı bedelinin, 01/01/2019 tarihinden 3. ruhsat tarihi olan 19/04/2019 tarihine kadar olan 2019 yılı yapı bedelinin uygulanacağı, bu nedenle 2018 yılı yapı bedeli ile 2019 yılı yapı bedelleri dikkate alınarak yapılan hesaplamada 23/02/2018-19/04/2019 tarihleri aralığının toplam gün sayısının 388 gün olduğu (2018 yılında 310 gün, 2019 yılında 78 gün olduğu), buna göre: 2018 yılındaki oranın: 310 gün/365 gün = % 84,93, 2019 yılındaki oranın: 78 gün/365gün = % 21,37 olduğu, yapı bedelinin 1.308,00-TL/m² x9.424,00 m² x%84,93+1.630,00 TL/m² x9.424,00 m² x %21,37 = 13.751.645,93-TL bulunacağı, gecikme nedeniyle yapılamayan yapı bedelinin 13.751.645,93-TL x %23,73 = 3.263.265,58-TL bulunacağı, inşaatın yapımının gecikmesi nedeniyle yapım maliyeti bedelindeki artışın TÜİK endeks oranları kullanılarak bulunacağı, gecikmenin başladığı 23/02/2018 tarihi ile sona erdiği 19/04/2019 tarihi arasındaki TÜİK katsayısı arasındaki farkın inşaatın yapımındaki gecikme farkı olacağı, fark oranının: 1,3555 -1,000 =0,3555 (%35,55) olduğu, 13 ay 26 gün için oluşan maliyet fiyat farkının: 3.263.265,58-TL x %35,55 = 1.160.090,91-TL olarak hesaplandığı, 17/03/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; yapının tamamının yapım süresinin 59 ay olacağı, ancak fazla ekip konularak yapım süresinin 4,5 yıla (yaklaşık 54 aya ) indirilebileceği, ancak aynı konuda aynı işyeri için açılan bir başka davada, bu dosyadaki keşif tarihi olan 27/11/2019 tarihinden sonra (2019/9 talimat dosyası için) 06/02/2020 tarihinden 2 ay 9 gün sonra yapılan keşif neticesinde, yeniden işin ne kadar zamanda yapılabileceğinin hesaplandığı, bu hesaplamada yapım süresinin daha da uzayabileceği kanaatine varıldığı, bu nedenle yapılan imalat ile yapılacak olanların kıyaslaması neticesinde bulunan 59 aylık bitirme süresinin kısaltılamayacağı ve 54 ayda bitirilmesinin mümkün olamayacağı, bu nedenle hesaplamanın 59 aya göre yapıldığı yönünde görüş ve değerlendirmelere yer verildiği, inşatın kukuka aykırı olarak defaten durdurulduğu, son olarak davalı idare tarafından tesis edilen ... tarih ... sayılı ve "ruhsat iptali ve yapı tatil zaptı" konulu işlemin ... İdare Mahkemesinin E: ..., K:... sayılı kararıyla iptaline karar verilmesi nedeniyle bahse konu inşaatın 23/02/2018-19/04/2019 tarihleri arasında hukuka aykırı olarak durdurulması nedeni ile imalat maliyet farkı, ticari kazanç kaybı, kira kaybı gibi oluşan 1.160.090,91-TL maddi zararın ödenmesi gerektiği, fazlaya ilişkin kısmın reddinin gerektiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat isteminin 1.160.090,91-TL'lik kısmının kabulüne, geriye kalan 814.909,09-TL'lik kısmının ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca taraflarca yapılan istinaf başvurularının gerekçeli reddine karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından; bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığı, bu hata nedeniyle imalat maliyet farkının eksik hesaplandığı, inşaatın gecikmesinden kaynaklı kira kaybının esasen fiilen gerçekleştiği, ancak kira kaybına yönelik bir hesaplama yapılmadığı, raporda binanın halihazır durumu itibariyle kira kaybı oluşmayacağı tespitine katılmanın mümkün olmadığı, yasal faizin dava tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği belirtilerek temyize konu kararın davanın kısmen reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. 2- Davalı idare tarafından; yargı organları tarafından verilen kararların uygulanmasından başka bir işlem yapılmadığı, zaten mahkeme kararlarını uygulamak zorunda oldukları, bilirkişi heyetinin hatalı oluşturulduğu ve tek kişiden oluştuğu, 09/03/2018 tarihli yazı ile davacı şirkete imar planı değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihte bina seviyesi olan 3 BK+ZK+ 8 NK için yeni yapı ruhsatı verileceğinin bildirilmiş olması nedeniyle bu katlar yönünden gecikmenin idarelerinden kaynaklanmadığı, davacının zaten fazladan 40 daire sahibi olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : 1- Davacı tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddinin gerektiği savunulmaktadır. 2- Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu İdari Dava Dairesi kararının ticari kazanç kaybı ve kira kaybının tazmini istemine ilişkin kısmının onanmasına, inşaat maliyet farkının tazmini istemine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Vakfıkebir Belediye Meclisi'nin … tarih ve … sayılı kararıyla kabul edilen 1/100 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile parsel bazında değişiklik yapılarak uyuşmazlığa konu ... ada, ... sayılı parselin A-4 olan yapılaşma koşulu BL-14 olarak değiştirilmiştir. Davalı Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından, söz konusu taşınmaza ilişkin ilk olarak … tarih ve … sayılı ve daha sonra … tarih ve … sayılı yapı ruhsatları düzenlenmiştir. Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile, uygulama imar planı değişikliğine ilişkin Vakfıkebir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararının iptal edilmesine karar verilmiştir. Bu karar üzerine, … tarih ve … sayılı Vakfıkebir Belediye Encümeni kararıyla davacıya verilen anılan yapı ruhsatları iptal edilmiştir. 01/12/2016 tarihli yapı tatil zaptı ile; ... ada, ... sayılı parseldeki inşaatta yapılan incelemede; 1, 2, 3. bodrum kat, zemin kat, 1, 2, 3, 4, 5, 6. normal katların taban tabliyelerinin döküldüğü, 1, 2, 3. bodrum katların, zemin kat ile 1 ve 2. normal katların tuğlalarının örüldüğü, 6. normal katın kolon ve tavan kirişlerine ait kalıp işçiliğinin yapıldığı tespit edilmiş ve yapı mühürlenmiştir. Davacı tarafından, Trabzon Büyükşehir Belediyesinin … tarih ve … sayılı kararı ile ruhsatların iptaline yönelik Vakfıkebir Belediyesinin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada; 29/03/2017 tarihli kararla yürütülmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiş, bu karara yapılan itiraz ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve YD İtiraz No:... sayılı kararı ile kabul edilerek dava konusu işlemlerin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, bu karar üzerine Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından yeniden … tarih ve … sayılı yapı ruhsatı düzenlenmiş ve mühür kaldırılarak davacı tarafından inşaata devam edilmiştir Devam eden yargılamada ... İdare Mahkemesinin… tarih ve E: …, K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmesi üzerine Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından … tarih ve … sayılı işlem ile verilen yapı ruhsatının iptaline karar verilmiştir. 14/07/2017 tarihli yapı tatil zaptı ile; ... ada, ... sayılı parseldeki inşaatta yapılan incelemede; 1, 2, 3. bodrum katları, zemin katı, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8. normal katların taban tabliyelerinin döküldüğü, 1, 2, 3. bodrum katları, zemin katı ile 1, 2 ve 3. normal katların tuğlalarının örüldüğü, 8. normal katın beton döküldükten sonra kalıbının sökülmediği tespit edilmiş ve yapı ikinci kez mühürlenmiştir. Davacı tarafından, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile İdare Mahkemesince verilen davanın reddi yönündeki karar kaldırılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiş ve bu karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Vakfıkebir Belediye Meclisi'nin … tarih ve … sayılı kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ... ada, ... sayılı parselin yapılaşma koşulu ayrık nizam 4 kat olarak planlanmıştır. Davacı tarafından, Trabzon ili, Vakfıkebir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapı için düzenlenen 14/07/2017 tarihli yapı tatil tutanağı ile aynı yapı için verilen 06/06/2017 tarihli yapı ruhsatının iptal edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Davalı Vakfıkebir Belediye Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla; Vakfıkebir Belediye Meclisi'nin … tarih ve … sayılı kararıyla yapılan uygulama imar planı değişikliği ile ... ada, ... sayılı parselin yapılaşma koşulu ayrık nizam 4 kat olarak planlandığı belirtilerek yapı tatil tutanağının düzenlendiği tarihte belirlenen bina seviyesi olan 3 bodrum + zemin + 8 normal kat kazanılmış hak teşkil ettiğinden yeniden ruhsat düzenlenmesinin talep edilmesi halinde belediyelerince mührün kaldırılarak binanın 3 bodrum + zemin + 8 normal kat olarak yeniden ruhsatlandırılacağı ve akabinde inşaat faliyetine devam edilebileceği hususu davacıya bildirilmiştir. Trabzon İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı üzerine, davalı Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından yeniden söz konusu taşınmaza ilişkin … tarih ve … sayılı yapı ruhsatı düzenlenmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, ticari kazanç kaybı ve kira kaybının tazmini istemine ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır. Kararın; inşaat maliyet farkının tazmini istemine ilişkin kısmına gelince; Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Anayasanın 125. madesinin son fıkrasına göre, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilerek, idarenin hukuki sorumluluğunun kaynağı ve çerçevesi çizilmiştir. İdare hukukunda, idarenin hukuki sorumluğunun kabul edilebilmesi için, kusursuz sorumluluk halleri dışında, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin kusurlu şekilde işletilmiş olması gerekmektedir. Hizmet kusuru ise, iradi bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanabilir. Uyuşmazlıkta; Trabzon ili, Vakfıkebir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel numaralı taşınmazın A-4 yapılaşma koşullarının Bl-14 nizam yapılaşma olarak değişikliğini öngören plan değişikliği teklifi üzerine Vakfıkebir Belediye Meclisi'nin … tarih ve … sayılı kararıyla kabul edilen plan kararının, iptal edilmesine ilişkin Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararının ve bu karar doğrultusunda yapı ruhsatının iptaline ilişkin Vakfıkebir Belediyesinin … tarih ve … sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin… tarih ve E: …, K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmesi üzerine Vakfıkebir Belediye Başkanlığı tarafından … tarih ve … sayılı işlem ile yapı ruhsatının iptaline karar verildiği, 14/07/2017 tarihli yapı tatil zaptı ile yapının ikinci kez mühürlendiği, davacı tarafından, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile İdare Mahkemesince verilen davanın reddi yönündeki karar kaldırılarak dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği, anılan yargı kararı uyarınca davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı işlemin de iptal edilmesi gerekirken bunun yapılmadığı, davacı tarafından, 14/07/2017 tarihli yapı tatil tutanağı ile 06/06/2017 tarihli yapı ruhsatının iptal edilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan işlemlerin iptaline karar verilmesi üzerine yeniden söz konusu taşınmaza ilişkin … tarih ve … sayılı yapı ruhsatının düzenlendiği, dolayısıyla ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı üzerine davalı idare tarafından … tarih ve … sayılı işlemin iptal edilmediği ve davalı idare tarafından inşaatın 23/02/2018-19/04/2019 tarihleri arasında durdurulduğu, dolayısıyla, davalı idarenin kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır. İdarenin hukuka aykırı işlemi ile nedensellik bağı kurulabilen gerçek maddi zararın tazmini gerektiği kuşkusuzdur. Hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde, tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde somut olarak ortaya konulabilmesi gerekmektedir. İdare yönünden tazmin borcunun doğabilmesi için, sadece zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, kesin ve belirlenebilir nitelikte, yani gerçek zarar olması gerekir. Tazminat davaları ile, uğranılan gerçek zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Belli şartların gerçekleşmesi durumunda ileride elde edilmesi muhtemel gelirlerin gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zarar olarak kabulü mümkün değildir. Gerçek maddi zararın tazmininin gerektiği hususu dikkate alındığında, davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğuna hükmedilebilmesi için gerekli olan diğer koşullardan olan davacıların zararının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulması gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu taşınmazda inşaat maliyet farkından kaynaklanan zararın gerçek zarar olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Dolayısıyla, uyuşmazlıkta taşınmazda inşaat maliyet farkından kaynaklanan bir zararın bulunup bulunmadığının yani davacıya ödenmesi gereken gerçek bir zarar miktarının oluşup oluşmadığı tespit edilmesi gerekmektedir. Ülkemizde süregelen enflasyonun bulunduğu, paranın satın alma değerinin enflasyon nedeniyle azaldığı hususu yaşanan bir gerçekliktir. Enflasyonist ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak için bir çaba ve girişimlerde bulunması, örneğin mevduat faizinde, altın döviz yatırımlarında değerlendirmesi hususunun, hayatın olağan akışına uygun düşen bir karine olarak kabul edilmesi zorunludur. Enflasyonist ortamda yaşayan makul bir insanın parasını atıl biçimde elde tutmayacağı, gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceği, insan yapısının ve menfaatlerini koruma içgüdüsünün de doğal bir sonucudur. Enflasyonist ekonominin olumsuz etki ve sonuçlarının herkes tarafından kolaylıkla öngörülebileceği ve bilinebileceği hususu da açıktır. Davacının, inşaatın yapımı için ayırdığı sermayeyi yatırım araçlarında değerlendirilmesi hayatın olağan akışı gereği olduğu gibi, şirket olan davacı için basiretli tacir olmanın da gereği olduğu ve davacı şirket tarafından inşaatın yapımı için ayrılan paranın enflasyondan korunmak amacıyla yatırım araçlarında değerlendirilmesi gerektiği de açıktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02/10/2024 tarih ve E:2023/7-1069, K:2024/496 sayılı kararında; “27. Bilindiği gibi ülkemizde yaşanan enflasyon uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyretmiş ve paramızın değeri (alım gücü) de bununla ters orantılı olarak devamlı düşmüştür. Belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hâl böyle olunca alıcının akit tarihinde verdiği paranın aynı miktarda iadesine karar verilmesi, gerçek hayatta büyük sarsıntılara, tutarsızlıklara, adalete karşı var olması gereken güvenin sarsılmasına neden olması, kamu vicdanında haklı eleştiri konusu yapılması üzerine daha adil çözüme ulaşabilmek için yargısal içtihatlarla denkleştici adalet prensibine göre iade ilkesi benimsenmiştir. 28. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına geçen değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hâle getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. 29. Denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak ödeme tarihinden ifanın imkânsız hâle geldiği tarihteki veya akdin ifa edilemeyeceğinin öğrenildiği tarihte ulaştığı alım gücü, çeşitli ekonomik etkenlerin ( enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artış, maaş artışları vs. gibi ) ortalamaları alınarak belirlenmesi ve hüküm altına alınması gerekmektedir.” değerlendirmelerine yer verilmek suretiyle parasal miktarın denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtayın istikrar kazanmış yerleşik uygulamasına göre; bu güncelleme yapılırken, enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergeler tek tek uygulanarak paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmakta, akabinde bunların ortalaması alınmaktadır. Uyuşmazlıkta; mühürleme sebebiyle 23/02/2018-19/04/2019 tarihleri arasındaki dönem için inşaatın gecikmesinden dolayı inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararın bulunup bulunmadığının, yani, davacıya ödenmesi gereken bir zarar miktarının oluşup oluşmadığı hususunun ortaya konulması gerekmektedir. Mühürleme sebebiyle inşaatın gecikmesinden dolayı inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararın bulunup bulunmadığı hususunun; öncelikle inşaat mühürlenmeseydi yapının normal sürecinde kaç ayda tamamlanacağının belirlenerek, inşaatın durduğu 23/02/2018 tarihi itibarıyla inşaatın kalan tamamlanma oranının belirlenerek, bu kalan tamamlanma oranının inşaat hiç durdurulmamış gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğler doğrultusunda yıllara göre yapı maliyet bedelinin belirlenmesi, yapının inşaatının yeniden başladığı 19/04/2019 tarihi üzerine inşaatın kalan tamamlanma süresinin (23/02/2018 tarihi itibarıyla inşaatın kalan tamamlanma süresi) eklenmesi suretiyle belirlenecek tarihe göre Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğler doğrultusunda yıllara göre yapı maliyet bedelinin tespit edilmesi, akabinde inşaat hiç durdurulmamış gibi 23/02/2018 tarihi itibarıyla inşaatın kalan tamamlanma oranına göre belirlenen inşaat maliyet bedelinin, 19/04/2019 tarihi üzerine inşaatın kalan tamamlanma süresinin (23/02/2018 tarihi itibarıyla inşaatın kalan tamamlanma süresi) eklenmesi suretiyle belirlenecek tarihteki güncel değerinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde güncellemenin, yapı inşaat bedelinin banka mevduat faizi, altın ve döviz fiyatlarına göre yapılarak ortalamasının esas alınması suretiyle yapılmasının uygun olacağı sonucuna varılmaktadır. Belirtilen yöntemle belirlenen iki inşaat maliyet bedelinin karşılaştırılarak davacının gerçek zararının bulunması halinde aradaki farkın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. Konuyu varsayımsal bir örnekle anlatmak gerekirse; 01/06/2012 tarihinde inşaatına başlanılan, 01/06/2015 tarihinde % 60 oranında tamamlanan ve mühürlenerek inşaatı durdurdurulan 60 ayda tamamlanabileceği öngörülen yapıda, inşaatın 01/06/2017 tarihinde tekrar başlaması halinde, inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararın, öncelikle inşaat hiç durdurulmasaydı 01/06/2017 tarihinde inşaat tamamlanabileceğinden, Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğler doğrultusunda belirlenen kalan %40'lık yapı inşaat maliyetinin 2015 yılı için 50.000 TL, 2016 yılı 125.000 TL, 2017 yılı için 75.000 TL olmak üzere toplam 250.000 TL olduğu, mühürleme sebebiyle inşaat 2 yıl süreyle durdurulduğundan bu duruma göre 01/06/2019 tarihinde tamamlanabileceğinden, 2017 yılı için 75.000 TL, 2018 yılı için 180.000 TL, 2019 yılı için 110.000 TL olmak üzere toplam 365.000 TL olduğu, 250.000 TL'nin banka mevduat faizleri, altın ve döviz fiyatlarının ortalaması alınmak suretiyle 01/06/2019 tarihindeki güncel değerinin 300.000 TL olduğu varsayıldığında davacının inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararı 65.000 TL olarak tespit edilecektir. Bu durumda; mühürleme sebebiyle inşaatın gecikmesinden dolayı inşaat maliyetlerindeki artıştan doğan gerçek zararın bulunup bulunmadığı ile şayet varsa oluşan gerçek zararın miktarının tespiti amacıyla yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı şekilde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğler doğrultusunda hesaplanacak inşaat maliyetlerinin karşılaştırılması suretiyle gerçek zararın oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise gerçek zararın miktarının yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinden; temyize konu İdari Dava Dairesi kararının anılan kısmında isabet görülmemiştir Öte yandan; davanın 250.000,00TL'nin tazmini istemiyle açıldığı davacı tarafından dava konusu miktarın 23/06/2020 tarihinde verilen ıslah dilekçesiyle 1.975.000,00 TL'ye artırıldığı, İdare Mahkemesince kabulüne 1.160.090,91-TL tazminat isteminin 250.000,00-TL'lik kısmına dava tarihi olan 03/05/2019 tarihinden, geriye kalan 910.090,91-TL'lik kısmına ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 29/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği görülmüş olup; bozma kararı üzerine yeniden verilecek kararda davacının gerçek zararın 250.000,00 TL'nin üzerinde olduğunun tespit edilmesi halinde; "idari işlem veya eylemlerden doğan zararın faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istemiyle açılan tam yargı davalarında, miktar artırımında bulunulması halinde dava dilekçesinde talep edilen miktar için hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse, artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği" yönündeki Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 24/10/2024 tarih ve E:2021/5, K2024/2 sayılı içtihadı birleştirme kararı doğrultusunda, ıslah dilekçesi ile artırılan miktara da dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen ise reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurularının gerekçeli reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ticari kazanç kaybı ve kira kaybının tazmini istemine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Kararın, inşaat maliyet farkının tazmini istemine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 4.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.