8. Hukuk Dairesi 2022/6519 E. , 2024/6251 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/85 E., 2022/31 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahk…
**8. Hukuk Dairesi 2022/6519 E. , 2024/6251 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/85 E., 2022/31 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Anılan karar davalı tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucundadavanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede, 21.05.1992 tarihinde ilan edilip kesinleşen 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılmış orman kadastrosu ve 2/B çalışması bulunmaktadır. Ayrıca 18.01.2007 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 4999 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (4999 Sayılı Kanun ) 9 uncu maddesi gereğince fenni hataların düzeltilme çalışması vardır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre dava konusu taşınmaz 18.06.2006 tarihinde senetsizden ... adına tarla vasfıyla tespit edilmiştir. Aynı Kanun'un 11 inci maddesine göre 25.03.2007 ile 30.04.2007 tarihinde ilan edilerek, 01.05.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Alanya ilçesi Mahmutseydi köyünde yapılan arazi kadastrosu çalışmalarında 539 ada 15 parsel numaralı taşınmazın davalı adına tarla vasfıyla senetsizden zilyetlik nedeniyle tespit gördüğünü, taşınmazda davalı lehine zilyetlik koşullarının oluşmadığını, taşınmazın imar ve ihya edilmeyen taşlık ve kayalık arazi niteliğinde olduğunu iddia ederek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalı lehine zilyetlikle kazanma şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.03.2011 tarihli ve 2011/14 Esas, 2011/2942 Karar sayılı ilamı ile; eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verilmesi nedeniyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 05.02.2018 tarihli ve 2017/6344 Esas, 2018/577 Karar sayılı ilamıyla" dosyada yer alan zirai bilirkişi raporları birbiri ile çelişmektedir. Bunun yanı sıra hükme esas orman bilirkişi raporunda taşınmazın % 30 eğimli olduğu ve uzun yıllardır kuru tarım yapıldığı bildirilmiş de, eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği açıklanmamış, zirai bilirkişi raporu ile arasında oluşan çelişkiye dikkat edilmemiştir. Mahkemece bozmadan önce ve sonra yapılan keşifler sonucunda verilen raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Ayrıca, hükme esas orman bilirkişi raporunda taşınmazın tahdit dışında kaldığı, 1964 tarihli memleket haritasında ibreli ağaç rumuzu bulunan yeşil orman alanında, 1989 tarihli memleket haritasında beyaz renkli açıklık alanda, tarihi belirtilmeyen hava fotoğrafında ise üzerinde ibreli ağaçlar bulunan taşlık kayalık, orman alanı olarak görüldüğü rapor edilmiş, rapor ekinde taşınmazın memleket haritalarındaki konumu gösterilmiş ise de hava fotoğrafındaki konumunun gösterilmemesi, hava fotoğrafının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelemesine yer verilmemesi ile yöreye ait en eski tarihli ve tespit tarihinden 15 - 20 yıl önce düzenlenmiş hava fotoğraflarının değerlendirmesinin yapılmaması nedeniyle taşınmazın niteliği hususunda duraksama oluşmuştur. Bu olgulara göre, dosya kapsamındaki raporlar birbirleri ile çelişkili olduğu gibi taşınmazın gerçek durumunu ve öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığını ortaya koymaktan uzak ve yetersizdir. Bunların yanı sıra; davaya konu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve zilyetlik koşullarının davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği de usûlünce araştırılmamış, çekişmeli taşınmaza komşu tüm parsellerin kadastro tutanakları, davalı iseler dava dosyaları, kesinleşerek tapuya kaydedilmiş iseler tapu kayıtları ve dayanaklarının eksiksiz olarak getirilmemiş olup UYAP üzerinden yapılan kontrolde dava konusu taşınmaza komşu 539 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Hazine tarafından aynı taleple açılan davada, davalı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 16 Hukuk Dairesinin 30.10.2013 tarihli ve 2013/8476 -10021 Esas-Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, eldeki dosya kapsamında mahkemece yapılan keşif ve yargılama esnasında ise bahsi geçen dava dosyasının nazara alınmadığı" gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; "keşif ve bilirkişi incelemesine, mahalli bilirkişi beyanlarına, toplanan diğer delillere göre Yargıtay bozma ilamı kapsamında yapılan inceleme ve keşif doğrultusunda; özetle, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik süresi ile imar ihya şartının da gerçekleşmediğini iddia ederek taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tespit ve tescilini talep ettiği, imar ihya ve mülk edinme şartlarının oluştuğunu savunarak davanın reddini talep ettiği, kesinleşmiş orman kadastrosu dışında kalan taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, tarım arazisi vasfında ve özel mülkiyete konu yerlerden olduğu, kadastro tespit tarihi itibariyle taşınmazın davalı adına tespit ve tescili için gerekli şartların oluştuğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.