Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği ihlal kararına rağmen yeniden yargılamaya karar verilmemesinin ve başvurucunun tahliye edilmemesinin mahkemeye erişim hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği ihlal kararına rağmen yeniden yargılamaya karar verilmemesinin ve başvurucunun tahliye edilmemesinin mahkemeye erişim hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 26/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Bireysel Başvuru Tarihine Kadar Geçen Sürede Yaşanan Gelişmeler Başvurucu, İstanbul 3 No.lu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 14/5/2003 tarihli kararı ile 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun maddesine muhalefetten müebbet ağır hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Bu hüküm, Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Başvurucu, mahkûmiyetiyle sonuçlanan yargılamaya ilişkin olarak AİHM’e başvurmuştur. AİHM 23/3/2010 tarihli ve 26437/04 sayılı kararında savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. AİHM’in kararında “Mahkeme, dava konusu olay için en uygun düzeltmenin yeni bir yargılama yapılması olduğu kanaatini taşımaktadır.” ifadesi yer almıştır. Başvurucu, AİHM’in ihlal kararına dayanarak 8/2/2011 tarihinde yargılamanın yenilenmesi için İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuştur. Mahkeme ise 31/5/2011 tarihli ve E. 2011/97, K.2011/65 sayılı kararı ile yeniden yargılamayı gerektirecek bir durumun bulunmadığını belirterek talebin reddine karar vermiştir. Başvurucu tarafından söz konusu karara itiraz edilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 13/7/2011 tarihli ve 2011/836 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine hükmetmiştir. Başvurucu 11/4/2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun’un maddesi ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na eklenen geçici madde gereğince 2/5/2013 tarihinde tekrar yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 17/5/2013 tarihli ve 2013/235 Değişik İş sayılı kararı ile AİHM’in kararına konu başvurunun 5271 sayılı Kanun’un geçici maddesinin kapsamına girmediği ve yeniden yargılama konusunda daha önceden değerlendirme yapılmış olduğu gerekçesiyle başvurucunun talebini reddetmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 20/6/2013 tarihli ve 2013/374 Değişik İş sayılı kararı ile ret kararını usule aykırı bulmuştur. Mahkeme, talebin süresinde yapıldığının tespit edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanun’un maddesi gereğince yargılama yapıp karar verilmek üzere dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 29/7/2013 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 2013/374 Değişik İş sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesini talep etmiştir. Başvurucu 26/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel Başvuru Tarihinden Sonra Yaşanan Gelişmeler Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 30/9/2013 tarihli yazısında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin talebiyle ilgili olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulmayacağı bildirilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 24/9/2013 tarihli tensip kararı ile başvurucunun yeniden yargılama talebinin duruşmalı olarak incelenmesine karar vermiştir. Mahkeme 21/11/2013 tarihli ilk duruşma ile yargılamaya başlamıştır. Başvurucunun infazın durdurulması ve tahliye talebi, dosya kapsamı ve delillerin bu aşamadaki durumu dikkate alınarak yerinde görülmediğinden reddedilmiştir. Mahkeme, ifadesi başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan mağdur T.nin tekrar dinlenilmesine karar vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 19/2/2014 tarihli ikinci duruşmada mağdur T.yi dinlemiş, başvurucunun infazın durdurulmasına ilişkin taleplerini aynı gerekçelerle reddetmiştir. Başvurucu ret kararına 25/2/2014 tarihinde itiraz etmişse de Mahkeme bu konuda bir karar vermeden 12/3/2014 tarihli kararı ile dosyanın görevli İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Dosya, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/221 sayılı esasına kaydedilmiştir. Başvurucu 28/3/2014 ve 15/5/2014 tarihli dilekçeleriyle tahliyesini talep etmiştir. Başvurucu 28/3/2014 tarihli talebinin üzerinden kırk beş gün geçmesine rağmen henüz bir karar verilmediğini belirterek Anayasa Mahkemesine ek beyanda bulunmuş ve şikâyetçi olmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 1/7/2014 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu tarafından söz konusu karara itiraz edilmiş ancak İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 10/7/2014 tarihli ve 2014/662 Değişik İş sayılı kararıyla ret kararını uygun bularak itirazı reddetmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 19/9/2014 tarihinde yargılamanın yenilenmesi üzerine görülmeye başlayan davanın, hükmü veren Mahkemece sürdürülmesi gerektiğini belirterek görevsizlik kararı vermiştir. Yargılamaya, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/276 sayılı dosyası üzerinden devam edilmektedir.B. İlgili Hukuk 5271 sayılı Kanun’un “Karar” kenar başlıklı maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:“(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un “İnfazın geri bırakılması veya durdurulması” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Delillerin toplanması” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine getirebilir.” 5271 sayılı Kanun’un “Yeniden duruşma sonucunda verilecek hüküm” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir.”